Asfalt Yazıları


Hayallerimi sürdüğüm yolda turnalar uçuşuyor zihnimin bulutlaşmış maviliklerinden. Sade kelimeler seçmemi söylüyor gagalarında ağır düşünceler taşıyan kuşlar. Oysa en çok kuşlar biliyor ayaklarımın yalın, zihnimin karmaşık bir örgüyü andırdığını, görünmeyen yağmurlar yağarken içime...Kovamı çeşmenin önüne koyup kelimelerimi beklerken de bunun sade bir bekleyiş olmadığını en çok kuşlar biliyor yine...


Lisede öğretmenimizin ' kuşlardan haberinizi alıyorum' demesi kadar içtendi başlangıçta belki, kuşların muhbirliğe soyunması, dünyanın bir ucundan diğer ucuna...Gökyüzünde özgürce uçarken ansızın yere inip, insan yazgılarını ekmek kırıntısı niyetine yemeye başlıyordu bir zaman sonra kuşlar ve biz sadece izliyorduk...Her kuş bir idam hükmü gibi gökyüzünde volta atıyordu, çemberi daraltılmış göğe isyan edercesine.

Gökyüzü birilerinin parseli olacak diye görünmez demirlerden mahpushane ören insafsızlık dışarı taşan telaşımı fark edecek diye hızlıca yutuverdim bütün telaşlarımı. Uzun zamandır sakin bekleyişimin nedeni de işte şu muhbir kuşlar! Uçmanın ve uçamamanın, samimiyetin ve düşmanlığın, faturası henüz kesilmemiş bütün günahların faili işte şu katil kuşlar!

Dedi asfalt! Nasıl baktığına bağlı, kuşlara ve insanlara!..

Yazdıkça zihnimde güneş açtıran hecelerimi asfalta döke döke ilerliyordum. Siyah asfaltın dilinden geceye övgüler diziyordum, sökülsün diye aydınlık ağaçların arkasından bir sabah vakti. Devire devire yere saçtığım düşüncelerim anlamlı bir cümle içindeki sırasını şaşırsa da, dünyamın dünyamızın dik durması ve bütün açılarıyla insanlık yayması için devrikliğime razı oluyordum. Ve biliyordum ki; dünyamız düzelmeden, kelimelerimiz, cümle öğelerimiz- öznemiz ve yüklemimiz- hak ettiği sırayı bulamayacaktı seslerin resimleştiği harflerin ülkesinde...Şimdi ben bu resmi ne kadar güzel çizersem çizeyim fırçamdan sıçrattığım boya yetmeyecekti dünyayı renklendirmeye...


Başladığım resmi bir fırçada bitirmeye ne ellerimin ne de vicdanımın gücü yetmeyecekti biliyorum. " Dünya kıyamet için koparılmış son meyve olmadığı gibi tadı cennetten alınmış o ilk meyveye de dönüşmeyecekti bir anda" bunu bilmeyen yoktur herhalde içimizde. Birileri her şeyi bozmak  için uğraşırken, birileri de düzeltmek için uğraşacaktı kim bilir? Herkes uğraştığı şeylerle adını yazdıracaktı üzerinden geçtiği siyah asfalta. Kuşlar yola inip yazgı kırıntılarını yemeye devam edecekti gün doğumlarında. Ve bütün kötü yazgılar geceye gömülecekti...Muhbir kuşlara bulacaktık gecenin kara lekesini her yeni günde hiç düşünmeden.

Aynı kuşlar, kimileri için Ebabil, kimileri için katil ve belki iyiliğin güzelliğin habercisi... Dedi asfalt!

Bir kere daha nasıl baktığına bağlı kuşlara ve insanlara!..

Anlaşılan üstünde yürümeden asfaltın bile anlatamayacağı derin mevzular dedim kendi kendime...Hayallerimi büyüttüğüm yolda turnalar aldı selamımı ilk ve son kez! Telaşlarımı sakince çıkarıp saklandıkları yerden hayallerim için söz verdim kendime...İnsanlık için havalandı bütün turnalar!

Gece 04:36 suları

28/06/2022

Şule Meryem Canpolat Şimşek

Geceye bir not bırak!

Asfalta hayallerini bırakmak hakkında

Yollar ve hayaller

İnsanlık ya da insafsızlık

28 Haziran 2022 3-4 dakika 227 denemesi var.
Beğenenler (6)
Yorumlar