Avram 27
İlerleyen süreçlerle birlikte köleci sistemin beraberinde getirdiği kusurlar sağanağa dönüşmüştü. Baş gelinemez olmuştu. Bu nedenle köleci sistemin mana dilini, köleci sistemin çelişkilerini El, “insanın beyinsiz oluşu ile” açıklıyordu.
Yine köleci sistemin mana dili sistemin çelişkilerini insanın “açgözlü oluşu, insanın aceleci oluşu ve insanın itaatsiz oluşu ile” açıklayan bir MANA dili olacaktı.
Fetihçi ve ganimeti yapı toprak genişlemesi ve köleci nüfus artışlarıyla hayli büyür olmuştu. Birçok El mülkü güçlü olan El ‘in bünyesinde çelişki yumağı olarak toplanacaktı.
Her biri mutlaktı çelişki yumakları olan El monarşileri bu nedenle zoraki veya ittifakı birleşmelerdir.
El tarzı mana anlayışının getirdiği kişisi talan ve mülk hırsı, baş edilemez zenginlik ve sefalet ile arasında uçurumlar oluştu.
Bu çelişkinin verdiği huzursuzluklarla ve mülkü elinde tutma gibi nedenlerle mülk sahibini uykuları kaçıyordu.
El tarzı bileşimler farklı zaman ve farklı nicelikle, farklı nitelik içinde de olsalar da parçalar daima birleşme eğilimindedirler. Yani El tarzı monarşiler isteseler de istemeseler de birleşeceklerdir.
Birleşmenin kaçınılmazı oluşunu gören hüküm sahibi kişiler birleşme eğilimleri üzerine kendi egemence söylemlerini modüle edecektiler. Fakat kolektif alanda kopmakla oluşan mutlak monarşilerin yeni bileşim alanı içine seslenmeleri mutlak monarşideki gibi keyiflerince olamıyordu.
Yeni oligarşi içinde her biri her bir El ‘e göre söylenmiş birçok el düşüncesi vardı. Bir çok El mülkü bileşiminde oluşan meşruti oligarşin yapı içine seslenmenin keyfiyeti çok çok farklı ve zorbaca olacaktı.
Mülkiyetçi sistemin kusurlarında doğan zorbalık oligarşin yapı içinde yumuşatılmış, meşruti bir durumla makul edilmiş söylemler ile kutsanacaktır. Genel yığınlar sistemin inşa başlangıcında gelen taat, itaat ve biat la kutsal oluşu benimsemişlerdi.
Kutsal oluş fikri bileşen mülk sahiplerinin arzuları doğrultusunda fetih yapmayı, ganimet edinmeyi, El yolunda ve El ‘in düşmanları ile savaşmayı ön görüyordu! Savaş; mülk, köle edinme, öldürüşme türü El yolundaki bu gibi söylemlerle farkında olunmadan kutsal zalimlikler ortaya çıkacaktı.
Mülk edinici sisteme göre mülk edinmenin kutsal söylemli mantığı içinde olan her bir El söylemleri temelde aynı El mantığını söyleyen bir amaç içindeydiler.
Ancak bileşen El unsurları aynı amaç içinde olsalar da mutlak monarşin El yapıları; her zaman kendisine münhasıran nüans farkı olan kutsal söylemleri vardı.
Oligarşi içindeki ihtilaf münhasıran olan El söylemlerindeydi. Bir kişinin kendi El ’inin hükmünün olmaması demek o kişinin mülk meşruiyetinin de ortada kalkması demekti.
Farklı gelenek görenekle bileşen çoklu El ihdası içinde olmak çok yorucuydu. Birliği bir arada tutmak için daha fazla enerji harcanması gibi nedenlerle oligarşin süreçler içindeki çoklu yapının birleşim eğimi; bileşimi tekliğe doğru zorluyordu.
Birleşme eğilim yansımaları farklıydı. Bazen mülkiyetçi savaşlar nefsi savunma, hakarete uğrama gibi gösteriliyordu. Fetihçi yapı daha çok bahanece yansıyıp yansıtılmak la makul ediliyordu. Makul edilen zorba süreçler kadar, nasihat, tehdit, vaat ve kusuru kendi dışında arama gibi söylemler de sıklıkla beliriyordu.
Kusurların müsebbibi El ‘in kendisi olduğu halde El kusuru başka yere sıçratma aczi içindeydi. El ’in kutsal söylemine göre; “beyinsiz olan, aceleci olan ve itaatsiz" olan 70 insan “Rabbi göreceğiz” demişler. “Görmeden inanmayacaklarını” söylemişler.
Bunlar imanı güçlendirme bağlamında (mutmain olma bağlamında) söylenen sözler olsalar da, mecburiyet içinde gerçeği ister istemez dile getirmezlerdi. Demek ki beşeri hafızada El görünebilen bir somutluk olmalı ki, kişiler de taleplerini bu somut oluşa uygun yapılabil sinlerdi!
Bir sistem içinde ortam karışsa da durultucu dengeye gidişler olur. Durulmakla sisitem kararlı, istikrarlı durum içine girer. Yani sistemin kendi kötücül yansımaları içindeki kusurdan; sisteme göre sistemin kendi güzelliği doğacaktı.
Sisteme göre sistemin kendi kusurunda doğan güzelleme veya güzellikler nelerdi? Bunlar yatıştırıcı, bunlar teskin edici güzellikler olmakla yardımdı! Sadakaydı! Merhametti! Lütuftu! Takvaydı gibi türlü köleci manalar olacaktı.
Köleci sistem bu manaları kendisine göre açıkladı. Köleci mana geçmişi eleştiri etti. İşte bu eleştirileri nedenle geçmişte neyin ne olduğu anlaşıldı. Geçmişte olup bitenler tahmin edilmekle beyazın siyahı, siyahın da beyazı ortaya konur olacaktı.
Örneğin, ilerinin geriye atıf olması gibi köleci dilin "kendisine ortak tanımayan bir mana söylemi" vardır. Köleci sisteme göre ortamın beyazı, kendisine mülkçe ve karar sahibi irade oluşla; ortaklar tanımamasıdır.
Pekiyi kendisine ortaklar tanımayan köleci beyazın geçmişteki siyahı ne olabilirdi? Kendisine ortak tanımayan köleci beyazın tersi; geçmişte üretim gücü, üretim ilişkisi ve irade ortaklığı olan bir yapı varmıştı ki bu söz kendisine ortaklar tanıyan sisteme atfedilmek le söylenen karşıt bir söylemdi!
Bütün kötülüklerin anası olan "mülk sahibi" söylemi tüm berbat yansımaları ile köleci sistem içine çevrim ekseni kılınmıştı. Bu nedenle mülk sahibi söylemli çevrim ekseninin uygulamaya konması sonrasındaki üs sel ekseni açılımların çok kötü yansımaları olmuştu.
Her beyazla bir siyahlık, her siyahlıkla bir beyazlık vardır. İşte köleci üs sel açılımın kusurdan doğan güzelliği de köleci erdem değerleri olacaktı. Erdemlilik olacaktı!
