Ayna Yüz

Ruhum o bozkırlarda kırların hayalini kurup gezinirken... başıboş deli bir at,rüzgara bırakmışken yelelerini,yılları sürüklerden peşimden ; gök/yüzünden ayna yüzlü yağmurlar çiseliyor.
Sessizlik yağıyor en derinime.
Fransızca bir şarkı söylüyor,yağmura yaslanmış ağaçlar.Yeşil bulutlu geçitlerden geçiyorum.Tüm yollar o kızıl yalnızlığın buzsu tekilliğinde parıldıyor.
Bir düşün içinde; düşsüzlüğümden utanarak mırıldanıyorum birkaç mısra. Her sözcüğü sevdiğim bir şiirden ödünç alınmış şiirler şairlerine ait değildir,dizeler şiirlerine....,Hepsi bir zamanın akrebiyle yelkovanı arasında gidip gelen hüznün,özlemin,yalnızlığın belki de sevimli yaramazlığı altında bir araya gelen;şamatacı küçük çocukları gibidirler. Hep kendi şarkılarını söylerler. Ama siz;hep kendi mırıldanmalarınızı dinlersiniz;kendi müziğinizi duymayı unutur,iç müziğinizin sesini iyice kısar,bir şarkı söylersiniz.Kendi şarkınız sanırsınız.Aynadakinin kendi yüzünüz olduğu sanısına kapıldığınız gibi;söylersiniz, haykırırsınız;sonsuz boşlukta haykırışlar dolanır durur,sahipsiz,yollarını kaybetmiş atlar misali;yapayalnız adımlar kaybeder yolunu yeniden.
Uzun bir yoldur,gece karanlık,yalnızlık susar;güneş gizlenir,söz akar;aşk bir kez de o susar;bir suskunluk tramvayı sonsuz yolculuğuna devam eder.Geceler,günler,gündüzler geçer.Uzayan ve kısalan kavak gölgeleri gibi;bir uzar,bir kısalır yalnızlığınız,bir yok olur.Bu hikaye,bu masal,bu şarkı hiç bitmez;çünkü vardır her zaman söylenmemiş bir sözcük,dile getirilmemiş bir mısra,haykırılmamış bir çığlık....
9 ocak 2001/bakırköy


mirrorface

22 Mayıs 2010 1-2 dakika 31 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar