Bir Garip Çağ

Dijital dünyanın etkisi ve yayılımı ile birlikte her şeyin alenen ortaya dökülüp ifşa edildiği bir zaman dilimindeyiz.

Kavramların içini doldurmadan , anlamlandırmadan gelişi güzel aktarılıyor akıldan geçenler.

Her gazetede ortalama yedi sekiz tane köşe yazarı var. Fakat birçoğunun yazdığı makale maalesef ki sıradanlıktan öteye geçemiyor. Ya da işlerine öyle geliyor. (Bu kısım ayrıca tartışılabilir. )

Hangi konu ele alınacaksa öncelikle o konu hakkında bilgi sahibi olunmadan, kaynak göstermeden atış serbest mantığıyla bir şeyler yazmak , boş tenekeden çıkan sesten farksızdır.

İçinde bulunduğumuz çağ maalesef birazda kültür yozlaşmasına zemin hazırlayanların ürünlerini bize sunmalarına olanak sağlamaktadır.

Kitap yazan mankenlerin sosyal medyada adeta atomu parçalamışçasına göklere çıkarılması çok elzem bir durumdur. Rahmetli Cemal Safi bile şiirlerini kırk yaşından sonra yayınlayıp kitap haline getirdiği dönemden 20 yaşındaki manken kızımızın yaşam koçluğu adı altında kitap yazdığı bir döneme şahitlik etmekteyiz.

Önümüze her sunulanı kabul ettiğimiz sürece var olanı da yitireceğiz sanırım.

Umarım doğru kaynakları, doğru kişileri okuyan, bilinçlenen bilinçlendikçe şuur ve azmin dairesinde ufku genişleyen bireyler topluluğu oluruz.

11 Temmuz 2023 1-2 dakika 6 denemesi var.
Beğenenler (3)
Yorumlar (1)
  • 11 ay önce

    Şahin bey, neyi eleştiriyoruz burada tam olarak. Anlamakta biraz zorlandım. Bizim nesil obez bir nesil, zihni olarak da bedeni olarak da. O kadar yerden yere vurdular ki önceki kuşaklar yeni kuşakları, artık tın diyorlar. Tenekenin altından veya bakırdan olmasının izahı yok artık günümüz toplumunda. Görsellik, hayal aleminde gerçek hayatın çok ötesine geçti, yanisi; hayalleri gerçeklerle yakın zamanda veya ömürleri boyunca yan yana gelmeyecek bir zihin dünyasına neyi, nasıl anlatabilirsiniz ki? Çağın döndüğü bir kırk yıl yaşadık ve yaşıyoruz, viraj alındı o yüzden arkadan gelenler virajı geçenleri göremiyor olabilir mi? Mankenleri bir küçük görmedir gidiyor son yıllarda, hayırdır? Bir mankenimiz ne demişti; benim oyum ile çobanın oyu bir mi? Linç yemişti. Haklılığı çıktı. 40 yaşından önce kitap yazılmamasın mı, bırakın efendim, yazan yazsın; tüketim toplumu için raflar lebalep dolu olmalı, yoksa birbirlerini yerler, kalite mi?

    Gazeteler okunmuyor artık, her şey sanalda. Eski kuşak gazeteciler sanal haberleri de parayla okusunlar fikrini sundular bu yıllarda, nasıl para kazanacağız bir diyorlar, ee haklılar; eskisi gibi köyden kırdan destek gelmiyor artık öyle pek, su petlerde, et desen yeni kuşaklardan dana düve kesmeyi bırakın tavşan kesip yüzecek maharet kalmadı, topraksız tarım hızla yayılıyor artık şehirlerde de.. yanisi; yaşam koşullarımız değişti.. Cemal Safi'lerin, Ozan Arif'lerin, Nazım'ların vb vs dünyası yok ki artık. Mankenlerimiz ne yapacak, şimdiki mağazalar fabrikalar artık kıyafetleri bile sanal resimlerle veya sanal uygulamalarla piyasaya sürüyor, elbette mankenler de yazacak. Yazsınlar,mankenimizin kitabının konusu nedir, bilmiyorum, eğer kitap içeriği ile bir eleştiriniz varsa onu paylaşsaydınız bence daha iyi olur ve karşılaştırma, kıyaslama yoluna giderdik ama bu şekilde içeriği öğrenemiyoruz bu yazınızdan.

    Kültür yozlaşması nedir? Bu tarif pek oturmuyor zihnime. Kültür nedir? Kültürel yozlaşma demeyelim, kültür değişimi diyelim. Statüko ile özgürlük, eski ile yeni dünya tarihinde hiç olmadığı kadar aynı dönemde aynı yıllarda yaşanıyor. Bunun izahı yok bende.

    Kültür demişken, robot kültürüne ne kadar hazırız? Geçenlerde robotlarla röportajlar yapıldı, özetle: biz insanlardan daha iyi yönetebiliriz dediler dünyayı. Yapay Zeka hiç konuşulmuyor edebiyat ve kültür sitelerinde, dünya tarihinde ilk defa başka bir zihinle karşı karşıyayız?

    Umarım boş tenekeden çıkan bir yorum yazmamışımdır, inanın bilmiyorum, çünkü artık dümenini kaybeden kültürlerin içinde şiirlerde bahsedilen temmuzda kar yağması olayını görüyoruz yaşıyoruz, iklimler bile değişti, çölleşiyoruz... Bunca değişime insan nasıl ayak uydursun veya ayak uydurmak zorunda mı, çekilip köşesine ömrünün geçmesini mi beklemeli. Hayal var, imkan yok, çünkü aşağı yukarı 40 yıldır fişleniyoruz, dijital bir mucize beklerken yaşamda, dijital bir taş devri yaşıyoruz sanki..

    Üstadım, güzel bir konuyu kendimce biraz açmaya çalıştım, umarım yanlış anlaşılacak bir ifadem olmamıştır. Saygılarımla, iyi geceler