Bir Masalmış Çocukluğum

Bir Masalmış Çocukluğum

Çocukluğumuzda hayal ettiğimiz gibi değilmiş büyümek; büyüyen çocuklar doktor olup hastaları iyileştirmiyormuş,veya hemşire olup yaraları sarmıyormuş...

Bazıları masal kahramanı , bazıları prens , bazıları prenses bazıları da çöpçü oluyormuş ...

Büyümek yürekle bedenin ayrı düşmesiymiş çırpınan kalbin çırpınırken yaralarını deşmesiymiş büyümek...

Öyle kurduğun hayallere kanat çırparak uçulmuyormuş, daha uçmayı öğrenirken kırılan kanatlarla yere çakılmasıymış.

İlkokuldan mezun olduğun gün diplomayı alır almaz sınıfta kalır çocukluğun, sıranın altına gizlenir çocuk yüreğin, kırılır kalemin silgin ,defterine not düşülür artık büyüdü ardına baka baka çıkarsın itişip , koşarak girdiğin o sınıfa son kez içine çekersin tebeşir kokusunu sıranın altında adın yanında en sevdiğin arkadaşın yarısı karalanmış defteri koltuk altına alıp bilinmez bir meçhule yol alırsın ..

Her adımda geriye dönüp bakarak bir an önce bitsin dediğin o okulun giderken tek tek çakıl taşlarını sayarsın...

Öyle işte...

İçinde kocaman bir boşluk olur yerini dolduracak bir şey ararsın arada bir gidip geriden seyredersin halâ duruyor mu sek sek oynarken çizdiğimiz çizgiler ..

Köşe kapmaca oynadığımız yer ,üzerine basan olmuş mu hayallerimizin birimiz doktor olacaktık diğerimiz hemşire ,bir diğeri pilot bütün sınıfı bulutların üzerinde uçuracaktı bir diğeri yaraları saracaktı öteki kocaman evler yapacaktı içine toz pembe düşler koyacaktı bahçesinde çiçekler açacaktı ben ise herkesin dileğini yerine getiren dilek perisi olacaktım herkesin dileğini yerine getirip sihirli değneğimle mutluluk dağıtacaktım...

İşte şurada saklambaç oynadık burada ebelendim , şurada yakan top oynadık orada ip atladık, evet burada ilk kez voleybol oynarken beş sıfır yenilmiştim...

Taa o zaman oyuncu değildim ...

Halâ rol yapamam hep çaldırdım baş rolümü en güvendiğim kişiyle koşarken yakalanmayı hep sevdim en iyi arkadaşım yorulmasın diye...

Eve dönersin ve sandığa kilitlenirken diploman aklına tutuşturulur büyüklüğün....

Ne demekse büyümek

Hep gelmesini beklediğimiz şey olsa gerek bir yere giderken büyüklere sormayacaksın eve geç geldiğin için annenden azar işitmiyceksin..

Hani yere düşünce dizlerimiz kanıyordu ya anneler öpünce hemen geçen yaralar şimdi yüreğimiz kanıyor ve geçmiyor yaralar.

İşte biz büyüdük bu defa ayakkabılar değil on numara büyük geliyor büyüklüğümüz "...

Ve üzerimizden düşüyor ...

İlkokul diploması aldığın gün büyümen öğutlenir. Yıllarca aynı sıralarda oturduğun derste yanlış yaptığın zaman gizli gizli kopya çektiğin zil çalınca koşup oynadığın yere düşüp kaybolan silgin yerine kendi silgisini bölüp veren, kışın üşüyen ellerini avucunun içine alıp ısıtan kendi eldivenlerini çıkarıp eline giydiren sınıf arkadaşınla arana görünmez bir duvar çekerler...

Artık düştüğün zaman gelip yerden kaldıramaz elini yüzünü silemez çünkü büyüdün ne demekse bu büyümek..

Çocuk kalan ruhunun bedenindeki yabancıyla tanışması herhalde ...

Anlamsız gelir saçma sapan düşünceler büyüklerin kalabalığında kaybolmaya başlarsın erirsin ufak ufak içten içe iç çekerek zamanın geriye akmasını istersin..

Çözmeye çalışırsın çocuk aklının masumluğunun görünmez bir iple bağlanma sebeplerini ama çözemezsin.

Aslında bağlanmak istenen ; çocuk masumluğun çocuk düşüncelerin ,temiz kalbine sürülmek istenen bu kara lekeyi çıkarmaya çalışırsın küçük ellerinle ,beynine empoze edilmek istenen kirli zihniyeti silmek istersin silemezsin...

Ve öylece kalakalırsın ömrüne yazılan kaderi yaşamaya çalışırken kendi hayatını uzaktan bakan bir yabancı gibi seyredersin bazen içine dalarak bazen içinde kaybolarak, bazen içinde hapsolarak mahkum olduğun hammaddesi insan olan ,insan ezen çarkın içinde öğütülmeyi beklersin...

Kendi ömrüne bile yabancı kendini idame etmekten aciz insanların senin hakkında vereceği kararlara ,paşa paşa uyarsın...

Büyüdük doktor olmak isterken kendi yaralarımızı saramayan acil kapısında bekleyen küçük birer çocuğuz..

Bana verin çocukluğumu büyüklük sizde kalsın!..


11 Eylül 2020 3-4 dakika 45 denemesi var.
Beğenenler (4)
Yorumlar (2)
  • 6 gün önce

    Keşke keşke çocuk kalabilseydik annemizin kollarında güzel duygulu bir yazıydı Şenay hanım kutlarım