Bugünün Ìki Satır Okumuş Yüreğim


***


Her sabah Dünya yeniden açılan bir kitaptır.

Kimi insanlar sayfaları hızla çevirir, kimi sadece başlıkları okur.

Oysa yüreğin okuduğu iki satır bazen koca bir kütüphaneden daha ağırdır. Çünkü acının dili uzundur, sevdanın alfabesi eksiktir, ayrılığın ise noktası hiç konulmaz.


İnsan zamanla anlar, en büyük cehalet hiç bilmemek değil, hissetmeden yaşamaktır.

Çok kitap bitirenler vardır ama tek bir insanı okuyamazlar.

Çok konuşanlar vardır ama kendi sessizliğinin anlamını çözemezler. Oysa yürek kelimelerden önce bakışları, suskunlukları ve eksilenleri okumaya başlar.


Bugünün iki satır okumuş yüreği bana öğretti ki hayat cevaplardan çok sorulardan ibarettir.

Her kayıp yeni bir soru bırakır geride. Her kavuşma biraz eksik, her veda biraz erken gelir.

İnsan en çok da değiştiremediği kaderin karşısında büyür.


Meğer ömür peşinden koştuğumuz şeyleri birer birer elimizden alarak olgunlaştırıyormuş bizi.

Gençlik umutla yürürken, yaşanmışlık gerçekle yürümeyi öğretir.

Ve Ìnsan yıllar geçtikçe omzunda taşıdığı yükün değil içinde taşıdığı sessizliğin ağırlığıyla yorulur.


Bugünün iki satır okumuş yüreğim biliyor ki hayatın hakikati yüksek seslerde değil gecenin en derin sessizliğinde saklıdır.

Çünkü insan kendini kalabalıkların içinde değil yalnızlığıyla baş başa kaldığında tanır.

Aynaya baktığında yüzünü görür, gözlerini kapattığında ise ömrünü.


Belki de bütün ömrümüz tek bir cümleyi anlayabilmek içindir.

Hiç bir şey bize ait değildir, ne sevdiklerimiz, ne zamanımız, ne de nefesimiz.

Biz bu Dünya’ya sahip olmaya değil emanet taşımaya geldik.

Ve şimdi anlıyorum ki bugünün iki satır okumuş yüreği dünün bütün kitaplarından daha yorgun ama hakikate bir adım daha yakın.


Bugünün iki satır okumuş yüreğim

ne çok şey öğrendi, ne az şey anladı. Çünkü bazı acılar kitaplardan değil insanın kendi ömründen okunur.

Her gün ruhun sayfasına sessizce düşen bir cümle daha eklenir.

Kimi zaman bir özlem, kimi zaman bir veda, kimi zaman da adı konulamayan bir boşluk.


İnsan yaş aldıkça kelimeleri değil suskunlukları okumayı öğrenir.

Bir bakışın ağırlığını, bir sessizliğin çığlığını, yarım kalan vedaların ömür boyu süren yankısını.

Belki de yürek her gün sadece iki satır okur.

Ama o iki satır bazen bir ömre bedeldir. Çünkü hayatın en büyük dersleri uzun cümlelerde değil, kırık bir tebessümde, ıslak bir gözde, gecenin en sessiz saatinde atılan derin bir iç çekişte saklıdır.

Bugünün iki satır okumuş yüreği yarının bütün hikâyesini taşıyabilir.

Yeter ki Ìnsan okumaktan önce hissetmeyi, konuşmaktan önce dinlemeyi, yaşamaktan önce Ìnsan kalmayı unutmasın.


İnsan hayatın önüne bıraktığı satırları sessizce okuyabilmiş bir yolcudur sadece.

Ne geldiği yeri seçebilir ne de varacağı menzili.

Elinde olan tek şey, yürüdüğü yolu nasıl okuyacağıdır.

Kimi satırlar sevinçle başlar hüzünle biter, kimi ise acıyla açılır ve insanı hakikate ulaştırır.

Çünkü hayat herkese aynı kitabı vermez.

Kiminin sayfaları gül kokar, kimininkiler gözyaşıyla ıslanır.

Ama sonunda hepimiz, eksik bıraktığımız cümlelerle ve söyleyemediğimiz sözlerle kapanan bir kitabın son sayfasına ulaşırız.


Belki de bilgelik çok şey yaşamış olmak değil, yaşadıklarının anlamını okuyabilmektir.

Zira ömür takvim yapraklarıyla değil yüreğin altını çizdiği cümlelerle ölçülür.

Ve insan her gün biraz daha okuyarak değil biraz daha eksilerek olgunlaşır. Çünkü bazı satırlar gözle değil kırılmış bir kalbin sessizliğiyle okunur.


Hayatın en derin cümleleri en sessiz zamanlarda yazılır.

Kalabalıkların alkışında değil gecenin kimseye anlatılmayan yalnızlığında .

Her kayıp bir kelimeyi eksiltir dilinden, her acı bir gerçeği çoğaltır yüreğinde.

Zaman yalnızca saçlara ak düşürmez, bakışlara da anlam bırakır.

Bir zamanlar peşinden koştuğumuz şeylerin çoğu, yıllar sonra dönüp baktığımızda yol kenarında unutulmuş eşyalar gibi görünür.

Geriye kalan ise ne sahip olduklarımızdır ne de kaybettiklerimiz. Geriye kalan bütün bunların bizi kim hâline getirdiğidir.


İnsan bazen bir ömür boyunca tek bir cümleyi anlamaya çalışır.

O cümle şudur belki de,

" Her şey geçer ama hiçbir yaşanmışlık insanın ruhundan geçip gitmez. "

Her hatıra görünmeyen bir iz bırakır, her veda insanın içinde kapanmayan küçük bir kapı olur.

Bu yüzden yürek her gün yalnızca iki satır okur belki ama o iki satır bazen bir ömrün bütün hakikatini fısıldar.

Çünkü hayat en büyük derslerini uzun kitaplarla değil beklenmedik ayrılıklarla, yarım kalan kavuşmalarla ve susarak edilen dualarla öğretir.


Ve yol devam eder.

Belki de yolun sonunda bize sorulacak tek soru kaç sayfa okuduğumuz değil okuduğumuz satırlardan ne kadar insan kalabildiğimiz olacak.

Ve gün biterken geriye tek bir cümle kalır yürek okuduğu kadar değil hissettiği kadar büyür.


Belki de insanın en büyük yanılgısı hayatı anlamaya çalışırken onu yaşamayı ertelemesidir.

Oysa ömür çözülecek bir bilmece değil hissedilecek bir emanettir.

Her nefes görünmeyen bir satır ekler kaderin kitabına.

Biz okuduğumuzu zannederiz oysa çoğu zaman bizi okuyan zamandır.


İnsan yıllar geçtikçe fark eder bazı insanlar bir cümle gibi girer hayatına ve bir kitap gibi kalır.

Bazıları ise koca bir roman vaat ederken tek bir nokta bile bırakmadan çekip gider.

Demek ki iz bırakan söylenen sözler değil yüreğe dokunan hakikattir.


Bir gün aynaya bakarken yüzünde zamanın çizgilerini görür Ìnsan.

Sonra gözlerini biraz daha derine çevirir işte orada çocukluğunu, gençliğini, kaybettiklerini ve hâlâ içinde yaşattıklarını görür.

Anlar ki Ìnsanın gerçek yüzü derisi değil hatıralarıdır.


Ve yürek usulca fısıldar..


"Ne kadar çok şey bildiğini değil ne kadar derin hissedebildiğini sor kendine.

Çünkü bilgi aklı büyütür, acı ise yüreği..."


Belki de bu yüzden ömrün en kıymetli cümlesi sayfaların sonunda değil Ìnsan’ın kendi içine döndüğü o sessiz anda yazılır.

O cümleyi okuyabilen artık hayata başka gözlerle bakar.

Çünkü hakikatin kapısı dışarıya değil Ìnsanın kendi içine açılır.

Ve sonunda insan, bütün yolların yine kendisine çıktığını anlar.


Ömür, insanı yavaş yavaş soyar. Unvanlarını alır, gücünü alır, gençliğini alır, sevdiklerini alır.

Geriye yalnızca özü kalır.

İşte Ìnsan tam da o zaman kim olduğunu öğrenir.

Her acı görünmeyen bir öğretmendir, her sabır sessiz bir olgunluktur.


Ve kitabın son sayfasına gelindiğinde geriye tek bir hakikat kalır.

İnsan bu dünyadan okuduğu kadar bilgili değil ,hissettiği kadar Ìnsan, sabrettiği kadar güçlü ve ardında bıraktığı iyilik kadar ölümsüz ayrılır.

Belki de bütün ömrün özeti budur.


Hayat bize sayfalar verdi, biz ise o sayfalara yüreğimizin sesini yazdık.



sevay

21 Temmuz 2026 7-8 dakika 19 denemesi var.
Yorumlar (1)
  • 11 sa. önce

    Sevay hanım başlığınızda anlam düşüklüğü var gibi duruyor