Çıldırış Günlüğünden

Ne oluyor düşlerimin içinde, ölümcül bir baş kaldırışa yakalanmış ruhum.
Zamana egemen olma arzusu mu, bahar depresyonu mu?
Gözlerdeki sahteliği, sokaklardaki telaşı görmek istemiyorum.

Yeşilin hükümdarlığı demokrasi denilen yönetimin şeklini almış. Uyanmak istemiyorum Tanrım, güneş ve insanlar öyle yakıyor ki beni, yağmur arayan çöllerin hüznü gibi sızlanarak dolanıyorum. Rüyalarımdaki serinlik beni rahatlatıyor. Oraya gel!
Paraya, zulme, savaşa, nefrete tüküren ay ışığı tüm bedenimi maviye boyasın. Yüreğimin bu rengi, beni ağlatsın...
Ağlatsın!
Ağlatsın!
Damarımdaki kan nehirlere benzeyince
Çağın tüm yozlukları dünyevi tenimden arınsın...

Yenik bir kahraman gibi
Yarı baygın yaşamaktan sıkıldım.
Zamanın başlangıcından bile önce benimleydin ve bana masallar vaat etmemiştin, biliyorum Tanrım. Ama böylesine lanet bir karmaşanın içinde beni neden yalnız bıraktın. Aradığım sadece basitlik. Elime tutuşturduğun hiçlik...


Yurdumuz denilen yerde tedirgin çıtırdıyor ayak seslerimiz. Sınırlara mayın, şehirlere dinleme cihazları yerleştirilmiş. Kardeşin, kardeşe güveni yok.
Görünmez bir gemi dolaşır durur, aşkları sevdaları toplar. Makine başlarında oynaşmalara tahammülüm kalmadı artık. Aşktan bile vazgeçmeme nasıl izin verirsin Tanrım. Ah bu karamsarlık içimi çürütüyor. Ruhumun meçhul dehlizlerinde öksürük nöbetleri geçiren kadınlar ve adamlar geziniyor. Onlara kurbansınız diyorum hepiniz kurbansınız, kesin sesinizi! Bu dağlar aşılmaz, dünya denilen duygusuz top, çocuk kalmanıza izin vermez. Marazlarınız ayın öteki yüzünü karartmış.
Gece ayaklanmalarından sabaha bir şey kalmaz.

Tanrım, tütünümün dumanından ses çıkmıyor, uyanığım ve balkondaydım.
Çaresiz insanların çamur dipli dünyalarından sana doğru ellerini açtıklarını görüyorum. Ezan seslerini, çan seslerini duyuyorum. Onlar bilmediğim duaları mırıldanırken, bu alakasız kelimeleri başımdan aşağı döken sen misin?

Kaos, zeka, temiz, tünel, ölüm, tüketim, talep, mantık, koşul, şans, suç, arz, gözyaşı, büyümüş göğüs ucu, şişman, firar, yakarış, tilkiler, cellat, tavşanla kuşun sevişmesi, ötekiler, fırındakiler, buz, ten, ateş... Tanrım, mizah anlayışına bayılıyorum ama lütfen abartma. Aklımı kaçırmaya başladığımı düşünmek istemiyorum. Akla ziyan öykülerin içine çekme beni.

Tedavisi yok bu yaşamak denilen cinnetin.

Her yana saçılmış eşkıya duygulardan yol bulamıyorum.Duraksamam uzun sürdü.Kendimi izliyorum son günlerde yaptığım bu.Yaşlanmaya karşı koymaya çalışan bir beyin ve kusursuzluk büyüsü isteyen kadın bedeni,rüzgarın ve şarkıların tene değdiği yerde kaskatı duruyor.Hıçkırıklarımı bana yollasan bu kuruluk hissinden kurtulabilirim.Okyanus gezisi hayali ile yaşayan değil okyanus ezgilerini içinde taşıyan bir deniz kabuklusu olurum.

Tanrım, ağlamama neden izin vermiyorsun.


Sana ulaşmak istiyorum...

23 Mayıs 2012 2-3 dakika 45 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar (1)
  • 10 yıl önce

    👍👍😙Tanrım, ağlamama neden izin vermiyorsun. Sana ulaşmak istiyorum... 🤐