Deprem


…bugün sarsıldık , yani depremi yaşadık , sarsıntı süresi uzundu(20 saniye) , öğrencilerin yüzlerinde heyecan endişe korku panik şaşkınlık hakimdi , hızla okul bahçesinde toplanan öğrenciler sarsıntının(5.8 şiddetinde) nasıl bir şey olduğunu , kendilerine neleri yaşattığını birbirlerine hızlı hızlı anlatıyorlar , ağlayan bazı öğrenciler yaşadığı korku dehşetini en çok hissedenlerdi, genel görüntü şaşkınlık ve ağlamaklı ya da boş gözlerle bakınmalar , birkaç öğrencinin ben babamı istiyorum şeklindeki ağlayışı arkadaşlarını da etkiliyordu , lise çağı öğrencinin iki gözü iki çeşme , ana sınıfı çocuğu gibi ailesini istemesi , çevresinde teselli eden arkadaşları ve öğretmenlerin toplanması, deprem sarsıntısını unutturacak türdendi , kur’an’ı kerimde zilzal suresini hatırlamadan edemiyor insan , ‘’ ..yer , o yaman sarsıntı ile sarsıldığı , içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarı attığı ,ve insan ona ‘’..ne oluyor ?..‘’dediği zaman ..cümleleri , deprem kadar insanı kuşatıyor , öğrencilerin yüzlerine vuran korku ve endişe , kalplerinin ne hissettiği ve bedensel refleksleri nasıl ki dışa vurmuş , yerkabuğunun içindeki ağırlıkları dışarı çıkarıp atmasına benzer gibiydi , insan ve toprak ,nasıl da benzeşiyor birbirine , toprağın işlenmesi ve temiz tutulması iyi muamele görmesiyle cömertliği ve bereketi söz konusu ise , insan da iyi doğru temiz ve fıtri yetiştirilirse insandan verim almak mümkündür , toprağın sevinci ne ise insanın da aynı , toprağın hüznü ve sıkıntısı ne ise insanın da öyle , işte bugün yer sarsıldı , toprak feryat figan etti , içindekileri dışa vuran yerin , iç sıkıntı ve kederi olan fay gerçeği ile başı dertteydi , insanın da bu yaman sarsıntının kalplere kadar işleyen ve bedensel sistemini etkileyen sarsıntı dalgasının , ağızlarının tadını kaçırdığı da bir gerçekti ,okul içinde kimse kalmayıncaya kadar uyarı anonsları yapıldı , okul bahçesi küçük bir kıyamet sahnesi gibiydi ,korkunun ve dehşetin gözleri , şaşkınlığın ve yalnızlaşmanın gerçeği , çaresizlik ve hiçlik ve boşlukta kalmak , sağa sola bakınan ileri ve geri kaçışlar ve hiç konuşmadan suskunca sabit yerinde duran , bir çölde kalmışlığın çaresizliği kadar kimi öğrenciler gerçekten felaketin en üst noktasında görüyorlardı kendilerini , hayır hiçbir telefon hattının iletişim sağlamadığı bir an , ve bu durum daha sarsıcı geliyordu ,aileleri ile görüşmeleri için verilen telefonları kulaklarından düşürmeyen öğrencilerin yüzlerindeki bozgun halleri depremin rengiydi ,tüm öğrenciler ve öğretmenler ne aileleri ile , ne de dünya ile hiçbir irtibatları olmuyordu , sistem çökmüş ıssız bir dağ başına bırakılmış insanlardık , her ne kadar şehrin içinde de olsak o yaman sarsıntının yaşattığı tam bir yalnızlık ve endişeli bekleyişti , nihayet evlerine gitmeleri ve okulu terk etmeleri söylendiğinde yeniden hayata doğru koşuyorlardı , bugün çok yoruldular yıprandılar ve yorgunluk sırtlandılar , sarsıntının o saniyeler alan(20 saniye)şiddeti içinde hayatları film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmişti , sınıflarından çıkıp toplanma bölgesi tören alanına ininceye kadar merdivenlerin her basamağında sevdikleriyle geçirdikleri ömürlerini bırakıyor akıbetleri hakkındaki belirsizliklere dair bildikleri duaları okuyorlardı , üzerinde deri mont giysili öğrencinin soğukkanlı görünen , ancak daha depremsel duygularının ağırlığını taşıdığı belli olan sükuneti dikkat çekiyordu , hayır çocuksu bulmuyordu deprem sarsıntısını ve depremin çoğalttığı korkuları , ancak kendisi nedense hayatın bu tokadını sakin karşılıyor , umursamaz karşılıyordu , çok mu cesurdu bilinmez ama onca kalabalığın içinde fark edilen soğuk kanlığı depreme kafa tutar gibiydi , lal kesilmişti olan çalkantıya İclal..


26.09.2019 / çengelköy

Mustafa Kaya

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış