Ekranların Gölgesinde Hayat
Dijital çağ, gündelik yaşamın ritmini belirleyen temel unsurlardan biri hâline gelmiştir. Bireyler güne çoğu zaman ekranla başlamakta, daha bilinç tam olarak devreye girmeden dijital uyaranlara maruz kalmaktadır. Başlangıçta işlevsel bir araç olarak görülen teknoloji, zaman içinde davranışları yönlendiren bir merkeze dönüşmüştür. Sosyal medya, çevrim içi içerikler ve bildirim akışı, gerçek deneyimlerin önüne geçmektedir.
Fiziksel yakınlık, zihinsel birlikteliği garanti etmemektedir. Aynı ortamda bulunan bireyler, dikkatlerini ekrana yönelterek doğrudan iletişimden uzaklaşmaktadır. Göz teması yerini mesajlaşmaya bırakmış, yüz yüze etkileşim giderek azalmıştır. Bu durum, yalnızlık duygusunu azaltmak yerine daha görünmez ve derin bir hâle getirmektedir.
Teknolojinin varlığı başlı başına bir sorun olarak ele alınmamalıdır. Asıl belirleyici olan, bireyin teknolojiyle kurduğu ilişkinin niteliğidir. Sürekli bağlantı hâli, kontrol duygusunun yitirilmesine yol açabilmektedir. Zaman zaman dijital akıştan bilinçli biçimde uzaklaşmak, insanî ilişkilerin yeniden kurulmasına imkân tanır. Gerçek bağlar, sanal etkileşimlerin ötesinde, doğrudan temas ve dikkat gerektirir.
Turgay Kurtuluş
