Engelli Aşk

Yıl 1964 Tokyo…

JAPONYA’NIN Tokyo şehrinde yaşayan Daisuke, henüz yirmili yaşlarda bir gençti. O yıl ki olimpiyatlarda ülkesi adına madalya umudu taşıyan Daisuke, yarış günü oldukça heyecanlıydı. Takım hocası bir ara yanına çağırarak son taktikleri verdi. Aslında bir ülke ondan çok şey bekliyordu. Tabi o da bunun farkındaydı. Stresli olduğu kadar cesurdu da…

Yarış saati gelmişti. Heyecan ülke genelini kasıp kavuruyor, milyonlarca Tokyo’lu heyecanla bu yarışı bekliyordu. Nitekim start verilmesiyle birlikte 400 metre engelli yarışı başlamıştı. İlk engeller bütün yarışmacılarda olduğu gibi Daisuke’nin de kolayca geçtiği engellerdi. Hızlı olduğu kadar yarışmacı arkadaşlarını’da kontrol ederek ilerliyordu. Metreler ve engeller geçil dikçe’de stres artıyordu. Nihayet yarış son metrelerde hızlanmaya başlamıştı. Daisuke ani bir atakla önündeki rakibinin engele takılmasıyla birlikte liderliği eline geçirmişti. Herkes yarışın artık Daisuke tarafından kazanılacağı yönünde hemfikirdi. Nitekim beklenen olmadı. Seyirciler şaşkın bir şekilde Daisuke’ye odaklandılar. Daisuke acı içinde yerde kıvranıyordu. Öyle ki bitime sadece 10 metre gibi ufak bir mesafe kalmıştı. Kan lekeleri ayağını sarmış hayal kırıklığı ve içinde bulunduğu şokun etkisindeydi. Zira onun yaralanmasına neden olan bir mermi çekirdeğinden başkası olamazdı.

Yarışmanın ardından tam tamına 1 ay geçmişti. Daisuke yarışmanın hemen ardından kaldırıldığı hastanede tedavi altına alınmıştı. Yarışma gününe dair ise hiç bir şey hatırlamıyordu. Aslında olan bitenden de habersizdi. Doktorlar bacağını tüm müdahalelerine rağmen kurtaramayıp kesmek zorunda kalmışlardı. Zavallı Daisuke artık ömrünün kalan kısmını bir ayağından yoksun halde geçirmek durumundaydı.

Ve beklenen gün gelmişti. Odasının kapısı aniden açıldı. İçeri tekerlekli sandalyesiyle birlikte giren bir hasta bakıcısından başkası değildi. Daisuke derin bir sessizlik içinde uzunuzun bakakaldı tekerlekli sandalye aracına. Ufaktan gözyaşları gözünden süzülürken, ben nasıl alışacağım der gibiydi buna. Babası, annesi ve küçük kız kardeşi ile birlikte hastane bahçesinden yavaş adımlarla çıkıyorlardı. Ayaklarına çıkmadan sardırdığı örtü, beklide kimsenin görmesini istemediği bir durumdu. Artık eve gelinmiş yatağına uzatılmıştı. Annesi oğlunun yanı başından ayrılmazken küçük kız kardeşi kesilen ayağından dolayı abisinden korkuyordu. Bu durum ise Daisuke’yi fazlasıyla üzüyordu. Artık hiçbir şey eskisi kadar kolay olmayacaktı…

Aradan geçen birkaç yılın ardından durumuna alışan Daisuke eğitim alanına kaldığı yerden devam etme kararı almıştı. Hedefinde Waseda Üniversitesini kazanmak vardı. Bunun için çok çalışması gerektiğini oda biliyordu. Babası Akira oğlu için özel bir öğretmen tuttu. Hafta içi akşam yemeğinden sonra hocasıyla hummalı bir yolculuğa koyuluyorlardı. Bir an önce eksikliklerini kapatmak ve üniversiteye başlamak için oldukça heyecan duyuyordu. Çok yoktu, sadece birkaç ay sonraki sınavlara az kalmıştı. Yorgun olan yüreği her halinden belli oluyordu. Oğlunun bu gayreti başta babası Akira ve daha sonra annesi Sakura’yı çok mutlu ediyordu. Sanki eve yeniden bahar gelmişti.

Bir sabah ailesi onun için akülü sandalye almıştı. Yatağından uyanan Daisuke gördükleri karşısında çok mutlu oldu. Daha sonra ise yeni aracını test etmeyi de ihmal etmedi. Yüzündeki gülümseme dünyanın en tarifsiz mutluluğuydu sanki. Kardeşi Akemi ise abisinin mutlu olmasından dolayı çok mutluydu. O da abisinin durumundan artık korkmuyordu, hatta bazı geceler beraber bile uyudukları oluyordu. Yaklaşan sınav aile içinde heyecanın artmasına neden oluyor, Daisuke ise heyecandan uyku uyuyamaz hale geliyordu. Nitekim sınav günü geldi çattı kapıya. Ailece sınavın yapılacağı binanın önüne kadar geldiler. Baba Akira oğluna sınav salonuna kadar eşlik etti. Artık kritik dakikalar başlamıştı. Daisuke’nin ailesi dışarıda oldukça heyecanlı bir şekilde beklemeye koyuldular…

Emrah Eraslan

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış