Gelen / Giden Can

Uzun uzun bekleyişler olgunlaştırırmış bakan yaşlı gözleri... Yollarına albenili çiçekler ekilir, sabırsızlanan bekleyen kalbe... Merasimler hazırlanır, karşılanacak yerlerde kırmızı gönül halıları hazırlanır bekleyenlerle... Gelecek haberi kulağın iç derinliklerinde yankılanır heyecan tılsımları kan hücrelerinden kalbe dokunur katmerleşen özlemle...

Şarkıların notalarında nağmelere dönüşür türkülerde tele dokunur gelen birileri var söylenir sevinçlerin nefesinde... Zaman arkadan çeker sabrı tatlıca bekleyen görebildiği mesafenin arkalarında karşılamak sarılmak ister geleni bekleteni... En güzel köşklerde ağırlayıp sevgiyle hazırlanmış şerbeti uzatmak ve mutlulukla yudumlamaktır gelenin varlığını... Hoş sefalarda kolları açıp karşılamaktır.

En güzel baharların rengi ve havasına, rüzgarın en narin olanı seçilir gelecek can için... Gönül sevgi sarayının en görkemli odasında karşılanır, en tarifli nidalarla söylenir, etrafında pervane olunur suyun en berrakını, en tatlısını, en iyisi takdim edilir beklenen kişi/can geldiğinde...

Ya giden, gidecekler varsa!
İşte o zaman. Geçen zamanın saatlerine gemler vurulur. Giden zamanı durdurmak için kollar açılır koca koca setlere dönüşür.
Gitme, n olur gitme, kal!
Serzenişlerle...

Geçen zamanın eriyen anlarına bakılacaktı... Kelimelere dökülecekti kalpte ve zihinde birikenler oradan buradan konuşulup giden özlemlerin harmanın savrulacaktı özüne dökülenleri... Teker teker ellerle toplanacaktı... Sözlerin en iyisini seçip konuşmaların arasında 'Canım Benim' denilecekti... Bunca yıl sonra, görünmeyen karlı dağların yolunu beklemişken... Seni bulmuşken, bırakamam! Denilecekti.

Aydınlık vaktinde daha sabahların güneşi doğmadı. Çiğ taneleri yaprakların üzerine düşmedi. Göz göze gelip bakışlarla mutluluğa demler vurulacaktı. Eğer gidilecekse gebe sabahlar doğmaz, dağın arkasına saklanmış kızıl güneş görünmek istemez. Vedalar gizlice sokulmuştur yüzlere yine de mutlu ve hüzünlü... Haneye bırakılan sıcaklık söz nesne ne varsa kırılgan tenteneyi açmıştır harmanın buruk yanına...

Veda seremonisi arkasında gözlerden biriken katreler vardır. Bedeni işgal eden bir burukluk vardır, gidecek adımların arkasından... Bağrına basılan sarılmalar/kucaklaşmalar gidişinin son kokusunu belki de son kez çekilir. Keşke ayrılıklar olmasaydı! Asi isyanlar ağıtlara dönüşmeden, gözyaşı çeneden kara toprağa düşmeden, giden canı olması gereken şekilde uğurlamaktır

Yusuf Tosun

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış