Giderken Sen

İsmini han kapısı sanmıştım belki de. Ondandı seni tanır tanımaz dudağımdan dökülen bir iki mısra. Şiir gibi kadındın vesselam.. hatta en güzel şiiri yazdığım kadındın. İbadet hazzı veriyordu sana yazdıklarım. Biliyordum ki bir teki bile ziyan olmuyordu yazdıklarımın. Ben sana yazarken muhtemelen sen uykunda oluyordun.. belki sağına soluna çok dönüyordun, belki saçlarının perçemi bozuluyordu, belki üstünü açıyordun, belki üşüyordun.
Ama olsun.. gecenin o saatinde bile bir bilsen yüreğimi nasıl ısıtıyordun.
Ömrümde şiir yazdığım hiç bir kadın senin kadar güzel anlayamadı beni.
Senin kadar güzel okuyamadı.
Ne güzel bir anlama ceşmesiydin, ne güzel bir yazdırıcı.
Sahi.. ne güzel bakıyordun öyle kırmızı kırmızı.
Acılarının olduğu muhakkaktı. Ama usta bir ilizyonist naifliğinde perdeliyordun gülüşünle dertlerini ve hüzünlerini.
Aslında sana yazacaklarımla bir kitap kıvamında çoğalabilirdim.
Ben yazardım sen yorardın.
Neyse...
Sana doğru koşmak güzeldi.
Mesela hic düşmedim, hiç dizim kanlanmadı, senden bana hic yara bere izi kalmadı.
Ben mi yoruldum, koşumu sen mi durdurdun, sana doğru gittikçe hızlanan tekerlerimin birine ustaca çomak mı soktun ne yaptın? Bilemeyeceğim.
Ama bildiğim bir şey var ki.. o da vaktin geldiği.
Göçebe bir kalemzede olarak dönüş vakti. Aslında epey oldu dönüş yolunda katettigim mesafe. Ama geriye bakmadan da edemiyor insan işte.
Öyle çok cafcaflı kelimeler yazacak dinginliğim yok. Ama bir garip sefer demindeyim.
Doğru.. senin kadar güzel şiir yazılanı gördükten sonra yeni bir şiir yazıdırıcı bulmak hiç kolay olmayacak. Belki de hiç olmayacak.
Zorlu bir süreç bekliyor beni.
Zor olacak..

10 Ağustos 2017 1-2 dakika 4 denemesi var.
Yorumlar