Güzel Bir İnsanın Hikayesi

Güzel Bir İnsanın Hikayesi


…..demek vakit ikindi oldu , müezzin ibrahim’in sesi önce köyün içinde sonra uzaklarda akıp giden gümüş rengi ile fırat'a kadar kadar uzanan , bağ bahçe araziler üzerinde yankılanıyordu , akşam olmadan köye dönmeliydi , babasının asabi , aksi , öfke dolu bağrış çağrışlarını duymak istemiyordu , zaten içten içe babasından çekiniyor göz göze gelmekten çekiniyordu , ilkokulu başarı ile bitirmiş , öğretmenlerinin sevgi takdirini almıştı , gelecekte iyi yerlerde göreceklerine emin oldukları bu genç çocuk için , duyulan bu sevgiye aynı şekilde babası bakmıyordu , ayrıca okutma işine de yanaşmıyor umursamaz bir şekilde oralı olmuyordu , ortaokul ve lise’ye göndermeyeceğini kesin dille söylüyordu , evet elde yok avuçta yoktu ama bir baba ne eder ne etmez okutur düşüncesi olmalıydı , son güne kadar bu ümitle yattı kalktı ama dediği dedik ti okula yazdırmadı babası , oysa ne çok seviyordu okumayı akıllı zeki ahlaklı kişiliği yanında gelecek vaat eden ender çocuklardandı, keşke köyden birileri elinden tutmuş olsaydı diye yıllarca aynı burukluk aynı ince hüzün ve okumaya bin hasret duyguları devam etmişti ruhunda , yaşıtlarının ortaokul ve liseye daha ileri okullara gittiğini görüyor ve duyuyordu , üstelik kendisinden daha az başarılı hatta kat kat geride olanların okullarını bir şekilde tamamlayıp iş güç sahibi olmaları kendisinde derin özlemler yaşatıyordu , hayat , o beraber büyüdükleri çocuk arkadaşlarını karşısına çıkarıyordu ancak çoğu kibirli vefasız ve soğuk oluşlarına bir anlam veremiyordu , çoğu mevki makam sahibi olmuş iyi yerler kaptıkları anlaşılıyordu ,kendisinin fabrikalarda işçi olarak çalışıyor olması , sıkıntılı ve zor geçim şartları ile hayatına devam etmesi, telafisi mümkün olmayan okumak özlemlerini hissettiriyor , diplomalara sahip olmak önemini hiç aklından çıkarmıyordu , okuma arzusunun en başarılı noktasında babasının ilgisizliği ruhunda sürekli yankılandı ve hiç bir sevinçli gün bu açığı unutturamıyordu , başkalarının emri altında olmak,her an işten çıkarılma korkusu gibi hiç hak etmediği bir duyguyu ömrü boyunca taşıyacaktı , vahşen köyü’nün neredeyse birbirine akraba insanlarının mütevazi dünyaları hep birbirine benziyordu,tıpkı oturdukları evler gibi tıpkı ekin hasat harman sap saman bağ bahçe bostan işlerinin hep aynı bir kısır döngü çerçevesinde dönmesi gibi , ne uzayan ne de kısalan bir çaba gayret rotası vardı vahşen köyünün insan manzaralarında , köy işlerinin her yıl tekrarlanan ağır şartları altında zaman gelip geçiyordu,her şeye rağmen şipşirindi vahşen tüm güzelliği ile bölgenin sevimli yüzüydü , Ağın'ın 3 km. kuzeyinde, mahalle konumuna dönüştürülen bir köy olmasına rağmen su kaynaklarının fazlalığı,bereketli toprakları üzerinde bağlar ,kayısı payam ( badem ) ağaçları ile son derece görülmeye değer cazibe merkezli bir köy, yaz aylarında gurbette olan herkesin toplandığı ,düğünlerin ve sevinçli günlerin yaşandığı köy insanlarının kısa zamanda bir araya geldiği ve böyle güzel bir köye sahip oldukları için de mutlu anılar ve yılları yaşadıkları topraklardı köy , doğusunda Baraj gölü, batısında Bey elması, kuzeyinde Küşne köyü vardır vahşen (şenpınar) eğnik Tepesinin yamacında kurulmuştur. Köy, Harput-Eğin-Kemah-Erzincan tarihi "Kervan Yolu" üzerindedir.Ağın'ın ilçe olduğu 1954 yılına kadar, Ağın Bucağı'nın bir köyü olarak, uzun süre Eğin'e ve daha sonra da Keban'a bağlı olmuştur Şenpınar...

.....köyde evlerinin  damına çıktı bahçedeki nar ağaçlarının dibini çapalarken gördü babasını , evin önünde iğde ağaçları vardı canı birden iğde çekti iğdenin dalları damın üzerine kadar sarkıyor iyice olgunlaşmış kabuğu sararmıştı iğdelerden birer ikişer atıştırırken tam o sırada dayı kızını çeşmeden su tolukları ile inerken gördü,kendisini fark etmesi için başına doğru iğde fırlatmaya başladı nihayet göz göze gelmişlerdi her şey sessizce gelişiyordu,sessizliğin derin sevgisi bir bakış bir duraklama ömre bedel sevdayı bağlılığı artırmaya yetiyordu ,bu karşılıklı mistik ruhsal sevgi göçünü babasının iri sesi bozuyordu “ gızzzz sofrayı gur..” babası kız kardeşine öyle bağrış atıyordu ki kendisi korkmuştu acaba kız kardeşinin yüreği nasıldı,alelacele aşağıya indi ibriği su ile doldurdu akşam abdesti için babasına tutacak belki şu söz nişan işi ile ilgili kendisi ile konuşacaktı ,bunu ümit etti ne mümkün, babası eve girmeden sekiye oturmuş her akşam olduğu gibi kendisine su dökmesini bekliyordu ilk sözü “ ..kardeşin nerede “ oldu nedense kardeşini sık sık sorup hal hatır ediyor ama konu kendisine geldiğinde sert hırçın konuşuyordu ,içinde garip bir hüzün dolaşıyordu acaba bası kendisini sevmiyor muydu,akşam sofrasında kardeşi ortalıkta görünmedi kendisi de nişan konusunu açmadı annesi zaten söze girmeyi cesaretini toplayıp laf etmeyi bilemezdi ,annesi babasının kölesi gibiydi sanki söz ve davranış özgürlüğü olamazdı ,bu akşam da sessiz sedasız yorganı üzerine çekerken bu işlerin nasıl olup ta gerçekleşeceğini düşünüp durmaktan yorgun düştü öylece de uyuya kaldı ,aynı heyecan ve endişeyi sevdiği kız çeksin istemiyordu,dayısı kızının hayalini kura kura uykuya daldı,rüyasında onu görüyordu arkadaşları içinde en sevimli lafazan ve şakacı hoş sohbeti yerinde ele avuca sığmaz ,dostluğu ve varlığı aranılan sevimli mi sevimli biriydi ,gözü ondan başkasını görmüyordu ama rüya işte bir türlü kız dönüp te kendisine bakmıyordu ,görmüyordu,oysa kendisi onun görmediği yerden onu hep seyrediyordu ...hep onu ....iyi ki gece olmuş çıranın isli ışığı altında rüya ile bütünleşen gecenin seslerini hep hissediyordu,dışarıda ishak kuşu ötüyor gecenin böcekleri kendi sesleri ile yaz akşamlarının bahar yüzünü hissettiriyordu,müezzin ibrahim’in ezanı vahşen’nin yorgun fotoğrafına ,yeni canlar katarken ağırlaşan evlerin kerpiç duvarları yeni bir güne uyanıncaya kadar kim bilir hangi sevdalara sırdaş duruyordu,ama en güzel aşk hikayesiydi kendi aşkı ,vahşen kadar yemyeşil bir dünya güzel bir ruya olarak sürecekti daha fazla dayanamadı göz kapakları hem rüyasını hem yarı aralık gözlerini tümden kapatıyordu...



11.05.2019 / çengelköy

02 Eylül 2020 6-7 dakika 139 denemesi var.
Yorumlar