Halk Ve Halkçı Kavramı 3

3-] Halk olmanın, tarihse zorunlu karışılaşılmasından, yani halksa olan harmoniyadan; yeni etnik kültlerin inşası elde edilmiştir. Böylece, sosyal birliğe göre nüfusça çok büyük boy ve soylar oluştu. Bunlar iletişim ve yardımlaşma içinde oluşla, birbirine boyun eğerliğin güç birliği içindeydiler. Etnik yapının zorunlu ayrımsa olan parçalılık durumu, toplum etrafındaki ittifakın gereği, halk olacakla birleşmeden kaynaklı, yeni etkileşimlerle sentez ve ayrışmalar ortaya koymuştur.

Her özneldi sentez, genellik olamasa da, etnik oluşa göre çok çok belli bir büyük sistematik yapıya doğru süreç edişle büyümüştür. Köyler tipi yaşam alanları birliği olan sekanslı oluşma, giderek diğer aşamalardan geçerekten şehirleri ortaya koydu. Yönetme sanatı ve yönetme kavramı ortaya konuşla, şehirler birliği ve şehir devletleri denen yepyeni olgular, uluslar ve imparatorluklara doğru evrilen, sosyal ve toplumsa yapının birliği; örğütlenmeyi haylice bir olgunaşılan seviyelere getirmiştiler.

Söz gelimi; etnikçi bir akrep totem inançtan olanla, bir deve, bir boğa, bir marul, bir hurma, totem inancından olanların birlik olma karışımıyla etnik ayrılıkçı sorunsallar oluştu. İnsanlık ailesine dek bir, etnikler birliği kuşatanı olan halkla, inanç birliğine doğru da, evir ilinmiştir.

Yani monoteizm, Hinduizm gibi büyük uzlaştırıcı kaynaşan kült anlayışına yücel mişlerdir. Lakin bu yapının birleşebilmesine dek kendi sancısı da sürmektedir. Ve her oluşma daima bir ileri bir aşamadır. Pek çok sancıyı söndürürken, zorunlu olaraktan kendi düzleminin yeni oluşmalarını, yeni sancılarını da ortaya koyacaktır.

Bunlar kaçınılmaz evrensel yasalardır. Bu nedenlerledir ki toplumdan taleplerimiz, genelde tam bir etnik sosyal birlik talebi olmaktan çıkmıştır. Özelde yaşanır olan bir halk içi halk talebine dönüşmüştür. Hizmet isteme bağlamında bu halktı oluşma ve yaşantılıma, toplumun da halkı olmanın hizmet talebine dönüşmüştür. Toplumun halkı, artık sosyal birlik etniğin yapısı değildir. Kişi özelinde yaşarken etniktir. Sosyal birliklere dek, kendi özgün tutum aşışları da toplum halkının tutum aşması değildir. Toplum kendi özel ve halksa öznellikte olan çoğu tutumlarına karşı olan steril ortamlarıyla, ışığın tayflarını oluşturup tayf oluşla davranır. Tayf hali toplumun gücüdür. Etnikte tayf yoktur. Halkta toplumun gücü yoktur.

Halk kendi özel halk motifleşmesinin gücü ile davranır. Ve öyle davranarak var olmak zorundadır. Halk gücü, haytacı kişiler davranışı gibi görülen durumlardan, harıl harıl büyük halk devinmesi çıkaran bir güç girişmesidir. Girişmeleri, zorunlu bir sınırlanma, kırpılma ilişkileridirler. Halk ise bu sınırlanma, kırpılma ilişkilerini, demokrasi ile değil, hoşgörücü oluşlarıyla ortaya çıkarırlar.

Halkçı söyleminin günceldeki bir anlamı da, halktan yananlıktır. Haltan yanalık, halktan yana politikalar uygulamak ve halktan yana, çıkarlar oluşturulmasıdır. Bu söylem oldukça soyut, her tür gerçeklenmesi olası, bir yuvarlamadır. Nasıl insanlığın geçmiş yaşamı içinde yaşamının kendisine özgü koşulcu oluşmalarında, etnik sosyal birlikleri oluşmuşsa; bu etnik olma kavramı; nasıl geçmişin o günkü koşuları içinde, kişilerin kendi kimliği ve rota bilinçleri olmuşsa. Geçmişin sosyal birlikti yaşantılımı, kişinin yol haritası ve aidiyetliği de olmuştur. Halk içindeki etnik sınıflanma, yine halk içinde sizin totemsel öznel ve özel vizenizdir.

Eski etnik totem sosyal bilinçli 'sosyal sınıflaşma' zorunlu bir öznel ve özel kimlikleşmedir. Özneye dek özel ve öznel olan toplumsa değildir. Özel ve öznel halk sınıflaması toplumsal sınıfların karşıtlaşması gibi olmayıp; aksine diğer beşeri sosyal birliklerin dışlanması esasına dayalıdır. Totem anlayıştır. Örneğin, diğer sosyal birlikle cinsel ilişki kurulmaması üzerine bir tabudurlar. Onlar (bir tabu aiti, diğer tabu aitine) başka bir sosyal birliğin üyesi olan insana denk geldiğinde, o totem aitti insanı avlayabileceğine dek ruhsatı olan bir tabudur. Yine onu, yağma edebileceği bir meşruiyetin tabusu idi. Yine aynı etnik yapı içindeki, her bir kadın ve erkek büyükler, o tabu üyesinin atası, hatta ata babası ve ata annesi idiler.

Bu totemdi kimlikleşme tekilleşen bir kimlik değildir. Buna çok dikkat etmek gerekmektedir. Bu kimliğe dek tekilleşemeyen toptanlaşma; totem ana bağdan bireylere doğru olan tüketim özneciliği olurken; kişilerden de sosyal birliğe doğru giderken, totem bağın devinmesi ve yaşamı üretmesi olmaktadırlar. Bu kimlikti toptan davranışlar kişinin, nerede ve nasıl ve ne şekilde olacağının bir bilincidir. Bu devinişler ve toptan sağlayışlar; ve toptan tüketmlerin de, kısmi bir özel yararlanılmasına doğru dönüşmelerin bile, bencillik bilincidirler.

O günün davranışıyla, o günün her bir etnik bilincine bu günkü anlamla 'sosyal sınıflar' denebilirse eğer, bunların bu günkü halktaki sosyo kültürel karşılığı; 'ekonomik sosyal sınıfların' davranışına dönüşmüştür. Ancak bu bilinç, o eski etnik bilinç gibi bir sahip olunan bilinç değildir.

Sürecek

31 Mayıs 2011 4-5 dakika 1084 denemesi var.
Yorumlar