Hayalet

Kalbin içine sakladığım dualarım ve
ruhumun kuytularından odadaki eşyalara dağılan düşüncelerim, sesimden
yoksun, kumlu bir fırtına yaygarası yapıyorlar odanın içinde.

Nasıl unutursunuz şefkatimi. Gülüşüme, olmadı yazdıklarıma sakladığım
beyin loplarımı ve kalbimin içini mekan etmiş çekirgeler sizi, nereye isterseniz
gidebiliriz ama bu sefer siz beni değil, ben sizi gezdireceğim
ve götüreceğim yer belli.
Durun
son bir çay, bir sigara
sonra deniz kenarı serinliğinde bir şarkı
daha sonra ölelim
gerçeği yıkıp geçecek güçte bir ıslığa binip
sürülelim anlamdan anlamsızlığa
aşktan nefrete
düşten gerçeğe
felsefeden masala
şüpheden kesinliğe
yalandan bir ihtimallere

odada kalsın bu gölge
sis ve ürküntü kabuğunda kalmasın
yüzünden çekelim yeryüzünü
sevimli bir gülümseme ile
göğe hakkettiği hayranlığı duyan camsız yüz,
sen uyu, varoluşun arınsın bedeninden
sen uyurken götüreceğiz seni sevdiğine



kokum yol, özlemim sen, bedensiz bir ürperiş olarak gelsem yanına
sen uyuyor olsan, perden hafif aralık, yüzünün yarısında ay, yarısı karanlık.
Tanrı varoluşun boşluğunu sıkı doldurmuş hücrelerine
kasların, bir güzele sarılsam hissine hazır
Kolların bir gönül ülkesinin kapıları gibi iki yana açık.
Alnında yorulmuş bir ülkenin izleri, adım adım geçilmiş bir ömür.
Gündüzün başağrısı, gecenin bilinmezi saçlarının kokusunda
sevmek kaburganın gizeminde, mesut bir fotoğrafın tab edilmemiş hali
bize hor görülen yerle gök arasındaki huzur, çarşafların buruşukluğunda
Tanrının gözünde minik bir buğday tanesi gibi serilmişsin , ah güzel tanecik
sözün yok, sesin yok, hüznün bir rüzgârın sırtına binip, uzaklaşmış odandan
teninde uzak denizlerde kaybolan balıkçı tekneleri, volta atan mapus ağbeyleri
ecelin ve aşkın bilinmezliği
başı ve sonu yazılmamış bir eserin tiradı
küfürler savurmak isteyip birden susan bir çift dudak
ve bedeninde açık bir pencere bulsa dışarı b-akacak hayalkırıklıkları izleri.

Kirpiklerin kıpraşıyor, belli rüyadasın ve kalbin çarpıyor,keşke gerçek olsaydı dercesine bir isyanda.
Kıskanıyorum birden, ya ben o rüyada yoksam.Gerçek olmasını düşlediğin hayâl neydi?
Soruma cevap vermeyen, o uyuyan yüzün umarsız hali çileden çıkarıyor beni
Kalbimin çıkardığı ses bedenime geri çağırıyor ama dönmek istemiyorum, seni uyurken seyretmek
binlerce şehirde gezmekten daha eğlenceli.
Dağları biliyor yüzün, ovaları da tavernaları da
yüzünde bıyıklı babaların lunaparka götürdüğü çocuklar da var, gül satan çingeneler de
penceresi mezarlığa bakan evlerde var, büyük gökdelenlerin delici yalnızlığı da
bir köy düğünün halayları da, bir tangonun yakıcı tınısı da
sapsarı günışığı da var, parlayan bir yağmur da, gölgesinde sevişilecek zeytin ağaçları ve yaz da var
kararan bir gökyüzü de var, yüzünü gölgeleyen titreyen yapraklar da
ağlayan cumartesiler de, balkonundaki küpe çiçeğini sallatan gülen pazarlar da var
ve yüzünde şarap yanaklı şairler de var, puposuz kalmış filozoflar da
ve görmek için tutuştuğum çok aşık bir devrimci..
Nasıl bir dünya istediğini kesin ve kesin bilen bir yüz,,
uyumak lazım
uyumak uyanıklık kadar kutsal
sırtı ağrıtan yüklerden, alnı kırıştıran endişelerden arınmış
başın küzeyde ayakların güneyde
bu ülkenin uçsuz bucaksız kırlarına uzanmışcasına
göremesem de bildiğim o asi bakış kirpiklerin altında.

Rüyanda beni görüp görmeme kıskançlığını unutturdu bu savunmasızlık bu masumluk,,
uyurken seyrederken seni hiç çocuk olamadan büyüyenleri düşündüm,bütün oyuncakcı
dükkanlarını çocukların rüyasına taşımak istedim,,
bütün şehirlerden mezarlıkları
aya bakan hıçkırıkları, pencerelerden toplamak istedim
annelerin siyah elbiselerine beyaz taneli çiçekler serpmek
yanık türkülere bir bardak su vermek istedim
uyurken bile sancıyan yüreklere efsunlu ninniler fısıldamak
bir işçinin emek sancıyan sırtına, şifacı bir bulutu yollamak istedim
uyandıklarında korkularından hüzünlerinden sıyrılmış, açılacak yeni yaralara buyrun
sizinle insanlaşacağım diyebilecek güçle ayağa kalkmalarını istedim.
istedim ki nefreti ve öfkeyi okşayanlar tükürüklerimizle boğulsun
ve öyle çok istedim ki yeni günle uyanan yüreğinde iyilik olan herkesin birbirini sevmesini...

Ve aşkı kutsadım üzerinde, sonsuzluğu yudumlar gibi öptüm seni
kâinat inandı bana
hiç tükenmeyecek nil olup, yanına uzandığıma..

09 Şubat 2013 4-5 dakika 45 denemesi var.
Beğenenler (3)
Yorumlar (1)
  • 9 yıl önce

    '' Hayalet ''

    sana bir tutam sesimi armayan ediyorum tanrım avuçlarım çizgilerinde kendini kendini deşen kiralık akıl tanrım uçurtmaları neden vuruyorlar ....

    kalp ruhu bedende tutarken insanlık hangi akıl yolculuğuna açılır bilmiyorum bilmiyorum artık...

    sevgili nilgün..

    yazının her mısrasında ne çok şey anlatılıyor sadakat sevgi aşk ayrılık hüzün ihanet yalancılık dostukluksuz yeryüzü... kendime göre kayboldum benliğimle alfabe el yaşlarında...

    tanrı seni hep çok mutlu etsin sevgili yazarım.. yanaklarımla öptüm mısraları

    sevgimle en çok sevgimle... güne mutlu gelmişsiniz yazı ve sen...