Herkes Yazar Olabilir mi
Herkes yazar olabilir mi? Açık ve net bir soru gibi görünse de, tartışması en zor konulardan biridir. Eli kalem tutan, cümleleri dilbilgisi kurallarına göre kurabilen, okuduğu kitaplardan birkaç cümleyi zihnine yerleştiren herkes yazabilir.
Cevap: Evet.
Peki, herkes yazarsa yazmanın bir kıymeti kalır mı?
Dijital çağın zirveye ulaşmasıyla birlikte elektronik kitapların ve yazı platformlarının artması, yazmayı daha ulaşılabilir hâle getirdi. Hayal gücü olan ve cümlelerini belli bir kalıba oturtabilen herkes artık yazıyor.
Okunuyor mu? Tartışılır.
Beğeniliyor mu? Elbette beğenilenler de var.
Ancak bana göre yazar olmak, tüm bunların ötesinde bambaşka bir evren, bambaşka bir dünya ve bambaşka bir gerçeklik taşır. Kitap yazan herkesin “yazar” olarak nitelendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Yazar olmak ile yazan olmak arasında bariz bir fark vardır.
Yazar, kaleminden bağımsız ilerleyemez. Onun sözü kalemidir. Yazdıkları yalnızca sözcüklerden ibaret değildir; birikiminin, bakış açısının ve düşünsel derinliğinin sonucudur.
Yazan ise sözcükleri takip eder; sözcüklerden öğrenir ve o adımlarla yazar olma yolunda ilerler.
Bir kısmı bu yolculukta yazar olabilirken, bir kısmı yazan olarak kalır.
Yazar, yazarak var olur.
Yazan, yazdığıyla kendini bulmaya çalışır. Bulabilirse, yazar olur.
Bu nedenle herkes yazabilir; evet.
Ama herkes o aşamayı geçip yazar olamaz.