Kaçmanın Adına Ayrılık Dediler

Her yanım ağrıyor: omuzlarım, kollarım, boynum, bacaklarım, ellerim ve hiç sözü edilmeyen kalbim. Fiziksel bir sanrının “geçer” zannedilerek ağrı kesicilerle uyutulduğu rutin günlerden birinden geliyorum ve bildiriyorum: geçmiyor. Ötesini berisini, en sahicisini alsam da mutlulukların ve bu şifa gönülde bir kuş gibi uçsa da hayallerim; her nesnenin bir adabı muhaşereti olsa da masaya vurulan yumruğun eli acıtmasından çok kalbe dokunması koyuyor. Sevdadan sonraki başıboşluktan sağlam çıkma lüksümü geri almak savaşçısı olarak yaşıyorum. Sanki turuncu perdenin rengi, salonun ortasındaki masanın ve güzel görünsün diye konulan o her türlü objenin hiç oluşu, bir damgalı merhaba bu ömürde. Görünmüyor; düzeni kabul edilmiyor o olmayınca.
Aslında ruhum ağrıyor. Ruhum ağlıyor. Beni kaç yerimden vurduğunu bilmek istememesiyle ünlü o; vurup da kaçmasıyla ünlü. Her türlü şikâyetin mamulü, sessizce bir düzenekten dem vurmuş; adı: kaçmak ama ayrılık demişler. Ruhum, ruhumu terk etti. Buna ayrılık denir mi sadece?
Her yanım ağrıyor. Tavada piştim, közde yandım; bir mesuliyeti darbeyi sadakatsizlikten vuruldum, burkuldum.
Saat, bu gece de aşka düşman. Geçmeler, buçuklar bir daha bize uğramaz; yanımızdan bile geçmez. Behey vicdansız!
Ben, bunca fiziksel sanrının gerçekte ruhen kaybıyım. Beni yaraladı, beni dövdü, beni kaç bin yerimden kırdı; burkuldum. Severken burkuldum. Yarım bir unutulmanın pay edilip tam bir sevmeye eşdeğer olduğu görülmez.
Bu sızılarımın mesaisi bittiğinde, şerefine içtiğim bir nefret olacak: sek.
Garibin türküsünde hezeyan, aşığın gönlünde unutulan ve yazarın kaleminde kırılan olacaksın.

Dilara AKSOY 

18 Ocak 2026 1-2 dakika 484 denemesi var.
Yorumlar