Karalama Yazılarımdan / Yürüyüş

..fırının önünden geçmek , açlığı hatırlatmaz her zaman işte , bineceği otobüsü beklerken karşı caddenin üzerindeki fırın , merve’nin duygu ve düşüncelerini yazdırıyordu bu kez “ ..her gün, her saat, her dakika varlığını hatırlatırken ekmek gibi, su gibi beni unutmasını nasıl bekleyebilirim ki.. “ dedi hiç beklemeden bunu sık sık yapmaya başladı son günlerde her gördüğüne bir yakıştırma cümle duygusal ve gerçekçi sözler sıralamak ..sokağa dışarı istanbul’a ne zaman çıksa , sağında solunda insanlar , birbirine sıkı sıkı bağlılığını gösterircesine mutlu ve sıhhatliler, her gün aynı mutlu gelip geçen çiftlere rastlar , mesela şu iki genç mutlu görünümleri ile hiç ayrılmayacaklar gibi birbirlerini hiç üzmeyeceklermiş gibi nasıl da kendilerinden emin görünüyorlar , “..hasret aşkın vazgeçilmezidir ..acılar hüzünler hasretlikler de aşka dahildir ...yani aşkı yaşamak için acı hasret gibi şeylerin mi olması lazım ?? olmuyor işte yapamıyorsun ..aşktan ne de ondan vazgeçemiyorsun ...” diye mırıldandı , kendine hakim olamıyor her gördüğü canlı hareketli gözler önündeki hayat fotoğraflarına yetişmek onlar adına konuşmak istiyordu , sessiz sessiz ağlaşan , ve kendisinden başka kimsenin fark etmediği , haya ve iffetlerinden başkalarına anlatamadıkları ile bir başına kalan insanları düşündü Merve “..bazen öyle şeyler yaşanır ki.. bırak kağıdı kalemi ..kelimeleri..yere göğe sığdıramayız..” diye yine mırıldandı , ama hayat bu herkes bir bedel ödüyor ve hepimizin uğraşacağı bir derdi , yaşayacağı bir hikayesi var , acı fakat gerçek bu ne yapalım diye de içinden geçiriyordu...merve işyerinin ağır sürükleyici dikkat isteyen yoğunluğu içinde karmakarışık duygularından kurtulmaya gayret ediyor arada bir sahile yakın yerlere geldiğinde içine bütün denizi ve denizin serinliğini doya doya çekmek istiyordu , bunu sık sık yapmayı ne çok istiyordu ..önceki gün sahile inmişti gözüne bir bankın üzerinde kendilerini kaybetmiş iki gencin beraberliğine dikkat kesildi “..belki de mesafelerimizdi sadece bizi aynı noktaya çeken ..dağlar denizler yaban eller ..belki de içimizden gelen ses …sevmeye engel değildir mesafeler ..” , sessiz konuşuyordu içinden , kırık kalbini düşündü Merve yaşadığı derin boşluğun acısını hissetti “..hangi kırık kalbin dalıp gittiği boşluk ..? '' demeden edemedi , çantasından küçük aynasını çıkardı gözlerine göz altına baktı yüzüne ve görünümüne baktı beliren çizgilere takıldı belli belirsiz mırıldandı “ peki kim çizer bu çizgileri ..hayat çizgileri belirler her şeyi kimi kalın kimi ince , etkisine sokar bizi inceden inceye ..” gözleri nemlendi sevmeyi sevilmeyi aşkı en temiz yaşamak isteyen duygularını yokladı “..her şeyden kaçarken sen kalıyorsun bir tek bende en derinlerimde ..ne demiş özdemir asaf ..seni bir ömür boyu bitirmek değil de sana hep yeniden hep yeniden başlamak isterim ..”..cep telefonu çalınca irkildi acil bir haber bekliyormuş gibi telaşla telefonunu açtı zamanlaması çok iyiydi bu telefonun giderek duygusallaşmış neredeyse ağlayacaktı , arayan arkadaşına sesini hissettirmemeye çalıştıysa fark etmiş olmalı ki soruşturmaya başladı arkadaşı , ne diyeceğini bilemedi Merve sadece işinin kendisini çok yorduğunu sinirlerinin bozulduğunu geçici olduğunu söyleyerek kapatmak istediğini söylediyse de inanmadı arkadaşı , bulunduğu yeri söyledi 20 dk. sonra yanında olacaktı , yine başladı içinden konuşmaya : “..başlangıçlarla doludur hayat..kimi başlangıçlar yenilenir her ne kadar ilk başlangıç gibi heyecan verici olmasa da başlanır ..” diye söylendi , neyse dedi şimdi arkadaşı gelecekti belki hüzünlü anların yerini neşe alacaktı..kağıt helvacı geçiyordu önünden sabahtan beri hiç gülümsemeyen yüzünün birden hayat bulmuş gibi canlandığını tebessüm ettiğini gözlerinin içine kadar sıcak bir tebessümün yüzüne yayıldığını hissetti , sebebini biliyordu veya bilmiyordu ama ne zaman kağıt helvalara rastlasa bunu hep yaşadığını biliyordu , iki tane aldı arkadaşını düşünerek mi almıştı bilemedi bu soruya cevap vermek istemedi …


24.09.2011/çengelköy

14 Eylül 2020 3-4 dakika 139 denemesi var.
Yorumlar