Kırağı
Bazı sevdalar, sabah erken açılan bir pencere gibidir. İçeri giren her şeye izin verirsin. Işığa, sese, rüzgâra. Kimseyi durdurmadan, kimseyi sorgulamadan. Çünkü açık olmak, o sevdanın ta kendisidir.
Ama bazen rüzgâr içeri değil, içinden çıkar.Karşındaki insan kendi çatlaklarına yenik düşer. Bu bir suç değildir her zaman. Kimi yükler taşınamaz. Kimi kırılmalar sessizdir, önceden belli olmaz. Ve o kırılma, en umulmadık anda gelir; en çok güvendiğin anda, en çok inandığın yerde.
O an bahçenin kokusu değişir.
Sonradan pişmanlık gelir bazen. Mevsimler döner, eski anlar geri çağırır. Ama kırılan dal, toprağa bir kez geçtikten sonra aynı yere yetişmez. Bu acı değil, hakikat. Ve hakikatle kavga etmek, en yorucu savaştır.
Onurlu insan orada durur. Savaşmaz. Bağırmaz. Sadece bilir: o kapı artık ona ait değildir.
Çekilip gitmek, yenilmek değildir. Bazen en büyük güç, geri dönmemektir. Haklı olduğunu bilip susmaktır. Değerini kanıtlamamaktır, çünkü kanıtlamak gerekmez. Bunu bilen insan, enkazın altından değil, yanından geçer. Başını eğmeden.
Bazı sevdalar yaşanır ve tam o koptuğu yerde biter. Ne erken ne geç. Tam zamanında.Geriye sessizlik kalır. Ve o sessizlik, en dürüst vedadır.
Turgay Kurtuluş
