Kısık Nida

Uzaklardan birisi fısıldıyor sanki kulaklarıma, sağır edecek denli güçlü lakin bir o kadar da kısık bir nara. Sensizliğin vermiş olduğu bir sarhoşluk hâli mi yoksa bir nevi tükenmişlik mi?

Kolay sanırdım yaşamayı da büyümeyi hesaba katmamıştım.

Gardını kuşanmış son savaşçı edası var şimdi üzerimde hiçliğe yürürken. Kalkmak üzereyim, uzun sürecek biliyorum bu yolculuk. İki sandalye var; birinde ben oturuyorum. Biri benliğim diğeri sensizliğim.

Damarlarım kaynıyor sana, kemiklerime ilikledim seni.

Gözlerimden sakındığım bir çift gözün var ya... Ah nedense ört isterim hep gözlerini gözlerime. Tahrik oluyorum; bırak değsin gözlerin gözlerime. Tanrı burada değilse nerededir?

En nihayetinde beyhude bu sarfiyat, zevk verir bu cefa,yaşarken ölü; saçlarında bir çocuk, gözlerinde bir şuursuzluk, ellerinde bir yaşam beliriverir. Acizane bir fiil lakin tapınasıca bir eylem.

Sakınma sevgilim. Yağmur yağınca en çok kaldırımlar ağlar, akar o gözyaşları hemen yanıbaşından. Sokaklar şahidi olmasa da kent şahididir. Gidenler selam verir de pek görülmez o sallanan elleri. Bilmezsin sokak lambaları da pek duygusuzdur buralarda; hiç ağladıklarını görmedim. Belki de bu yüzdendir bu nahoş hava, savaşı andıran sessizlik, mezarlık resitali... Bu nidalarıyla ölüme benzer; sen duyma sevgilim, uyu.

Sonu yok, belki bin mevsim geçer ömrüm biter de ben yeniden severim.

Kalkıyorum şimdi benliğimden radyoda Özlem Özdil.

Gideceğim yerler çok uzak gülüm

Rüzgarlardan bile dost olmaz

Hislerimi dizelere yazan

Kalemler ağlasın bana

06 Mayıs 2023 1-2 dakika 1 denemesi var.
Beğenenler (3)
Yorumlar (4)
  • 13 ay önce

    Edebiyatla'ya Hoş geldiniz Abdullah

  • 13 ay önce

    Tebrik ederim güne düşen değerli denemenizi, hoş geldiniz sayın Ay,

    saygımla...