Kolonya Kokusu

Bayramlık çocukluğuma

Ne zaman ellerimde kolonya kokusu kalsa
Bayramlık çocukluğum gelir aklıma



Hatırlamalar yetmez,
Mutluluğum; ellerime tutuşturulmuş bir şeker kadardı, büyüktü. Şekerin sadece bayramlardaki sevincimiz olduğunu biliyordum. Cep harçlığı ise havalara uçma nedenimdi.
Mutluluk bu kadar ucuzdu eskiden ama değerliydi, bir sonraki bayramı, geçen bayramın hemen ertesi günü iple çekerek saymaya başlardık, sayabilmeyi becerebildiğimiz kadar. Günleri sayardık hep, bayramlara yönelikti tüm planlarımız.

Sonra büyüdükçe kolonya kokusu başka şeyleri hatırlatmaya başladı, son zamanlarda en çok da hastaneleri. İlaçla karışık gelmeye başladı kolonya kokusu. Değişti sanki. Ya da çocukluğumdaki kolonya kokusundan daha çok şu zamanlardaki kolonya kokusunu duydum. O kadar yer etti ki burnumda, çocukluğumu unutturdu. O bayramlık sevinçleri, en çok sevincimi dışa vurmama neden olan kıyafetleri. İnsanı daha çok mutsuz eden şeyler yer edermiş içinde. Belki de bu yüzden en fazla hastanedeki kolonya kokusu kaldı içimde.

Hastaları hatırlattı büyüdükçe, acıları. Kolonyanın tadı acıydı çünkü biliyorum, küçükken bakmıştım tadına, merakla. Yüzüme sürdüğümde yanaklarım bile yanardı, gözlerime değse, ağlardım.

Ne kadar temizlersek temizleyelim kolonya kokusu bile bastıramıyor bazı kokuları, bazı acıları. Bayramlık çocukluğumu da sildi süpürdü kolonya. Çocukken bayılırdım kolonya kokusuna, artık sevmiyorum. Aklıma ilaçları getirdiği için, hastaneleri unutamadığım için.

Bazen küçücük bir şey hatırlatmaya neden olurken, bazen de kocaman hikâyeler bile hatırlatamaz bize o güzel günleri. Çünkü o günler öyle bir silinir ki, yetişemez çocukluğumuzun küçük ayakları. Ben de yetişemedim, öyle kötü anlar oldu ki, sildi süpürdü tüm güzellikleri. Kolonya kokusu gibi keskindi kötülük. Kesti hayatımın güzel geçen anlarını. Geriye asıl daha da keskin olan hastane odalarındaki kokular kaldı. En keskini, en şiddetlisi buydu ve en çok yer edeni içte.

Şimdi herhangi bir şey alıp götürebilir mi o hastane odalarındaki kokuları? Daha kötü bir şey mi olması gerekir o anların da silinmesi için. Belki de alıştım bu kokuya, bayıldım kolonya, ayıldım kolonya kokusu. Belki de alıştık uyuşup bayılmaya, kolonya ile ayılmaya.

Biraz daha büyüsem yetişebilir miyim tekrar çocukluğumdaki bayram kokularına? Kolonyanın en vazgeçilmez olduğu o sayılı günlere. Zor artık. Gittikçe uzaklaşıyoruz o günlerden, eski diye bir şey var artık, eski zamanlar. Eskimeyen zamanlara neden eski derler anlamış değilim. Eski kokular var hatırlayınca burnumuzun direğini sızlatan.

Çocukluk ne kadar unutulabilirse, o kadar unutulabilir kokular ve kolonya kokusu. Aslında hiç geçmeyen...

Çocukluğuma şarkılar söylesem korkmaktan vazgeçer mi büyümüş halim?
Şimdi sarmaya çalışsam yaraları
Çocukluğumun dizlerini iyileştirebilir miyim?

Engel olabilir miyim düşlere ve düşmelere?

Ellerimde kolonya kokusu, başka kokuları bastırmak için aslında. Dudağımda çalamadığım bir ıslık, çalamadığım kapılar çıkıyor karşıma. Ellerimi kokmasın diye cebimde taşıyorum. Tüm kötü kokuların üzerini örtmek istiyorum bir avuç toprakla, biliyorum toprak her şeyi saklayabilecek kadar kudretli.

Sokaklardaki kokular tüm zamanları aşmış da gelmiş gibi, çocukluğumu bile. Unuttum kolonya kokusunu özlemim sadece, bayramlık çocukluğuma.




Otuz Bir Mayıs İki Bin On Üç 14 30

04 Haziran 2013 3-4 dakika 94 denemesi var.
Yorumlar