Kurucu İnşa Temelindeki Kolektifi Oluş 15

Herkes özel mülke sahip olma hayaliyle (büyük ikramiyeye -El 'in takdiri olacak piyangoya sahip olma hayaliyle) bu tür hilece tasarım üzerine ortaklaşa söylemlerle ekleme yapacak; anlam yükleyebilecekti. Böylece El herkesin tartışıp anlam bindirişleri yapacağı konu ve özelleştirmenin bencildi tamahı olacaktı.

Doğa alanı kimsenin değildi. Burada kovalanıp az ötede faaliyet yapmak dışında hiç kimse de doğaya benim mülküm demiyordu. Böyle olunca kolektif alan içinde mülk sahipli bir El 'in somutu yoktu.

Mülk sahipliği olmamasına karşın kolektif alan içinde kendisini belli eden herkesle herkesin olan düzenli bir kolektif etki vardı. İşte buluşçu ve hileci kişiler bu etkiye mülkün sahibi olan El adını verecek yorum ve anlamlarla buluşlarını yapacaklardı.

Zaten El mana anlayışına, kolektif güç üzerinde ben merkezli hayalleri olan kişi tamahı bencillik neden olmuştu. Kolektif etkiyi El 'in gücü olarak tarif eden buluşçu ve hileci enfeksiyon; El 'in gücüne mülk sahipliği tescilini yapıştırmıştı.

Kolektif gücü ve kolektif etkiyi özelleştiren kişi tamahı bencillikler El 'i kendi özneleri içinde kendilerinin mülk sahibi oluşuyla gizleyip, herkese göre vaat ve rızk olarak tarif ediyorlardı. El 'in somutlaşmış şekli olarak kendi mülk sahipliklerinin hayalini El 'in üzerinde kendilerine bindirişler içinde yansımalar olarak görüyorlardı.

Bu kanıya sahip çıkan herkes sessizlikle biliyordu ki somut alan içinde mülk sahibi El, büyük ikramiyenin kendisine isabetiyle kendisi olacaktı. İşte İbrahim bu gizli ajanda içinde mülk sahibi olmakla El in kendisine mülk vermesini anlatan söylemi hikâye eden anlatıcılar mülk ile şereflenme karşısında İbrahim için "El güldü" diyorlardı.

Özetlersek, El 'in ilk tasım yapan kişinin El 'e izafe ettiği ve herkesle ortaklaşmadıkları yüklemelerle; El 'i ortaya koydu. İşte El tasavvuru olan asıl kişisi tuzaklar; herkesin alenen El 'e kendi mülk sahibi olması üzerinde ortaklaşa bir anlam yüklemesi altında gizlendi.

Bu tür içte başka çeşit hesabı gizlemenin revaç bulmasında genel eğilime dönüşen kabul içinde İbrahim ve Nemrut; El 'e izafe edilen mülkün vekâletçe sahipleriydi. Böylece mülkün sahibi olan El tasımı; İbrahim ve Nemrut anlayışlarıyla su yüzüne vurulmuştu. El de vekâlet edende aynı kişilerdi.

Anlatılırken vekâlet veren de vekâlet eden de ayrı ayrı imge sel imajlardı. Vekâlet veren soyuttu. Vekil tayin eden güç soyuttu. Vekâlet eden müjdeci, kurtarıcı, mesajcı korkutucular somuttu. Gerçekteyse soyut vekâlet edende somutlaşıyordu.

El tasımı, kişisi tamahların soyutlanmış im ve imgelerdi. Hiçbir zaman El 'in mülk sahibi olmasıyla gerçekleşmemişti. Mülk sahibi bir El ben mülk sahibiyim diye hiç bir zaman kendisini göstermemişti.

El, en azında bir yerçekimi yasası gibi, elektro manyetik çekim yasası gibi, nükleer çekimi yasası gibi "bir yasal güç" olarak bile kendisini göstermemişti. Eserde müyesser söylemi de, "enerji ve varoluş için" içi kof bir söylemdi.

Aynı anda bir saniye içinde 10 000 000 000 000 000 000 000 000 000 000 000 000 000 000 desilyon çeşit olgu olay belirme belirsizlik olan durum içindeki sahipsizlikle evrensel durumu anlamadıkça; evreni anlamanız olanaksızdır.

Bu kadar tür çeşit durum mikro dünya girişmesi içinde taban mı tavanın sahibi, tavan mı tabanın sahibi. Yoksa duvarlar mı taban ya da tavanın sahibi türünden böylesi bir ilişileme olanaksızdır.

Enerjiye dalga mı frekans mı; frekans mı dalga mı, salınım mı, renk mi, spin mi, ışık mı, kuant mı, çekim mi elektron mu vs. türü eserden (etkiden) müyesseri (etkilenen var oluşa) sahiplik söylemek beyhudedir. Enerji bunların tümüdür. Tümüyle aynı andadır.

Makro dünyayı tetikleyip ateşleyen de mikro dünyadır. Ancak makro dünyada eser müyesser ilişkisi kurulursa da bu söylem de görecedir. Kolektif inşa kişinin değil kolektif gücün eseridir. Kolektif güç kişide yoktur. Şu halde kişi değil kolektif güç inşacıdır. İnşacısı olmadığınız ve sizin dışınızda olan kuvvetten ötürü siz de inşanın sahibi değilsiniz.

El 'in mülk sahipliği referansı İbrahim ve Nemrut’un mülk sahibi olmasıyla gerçekleşti. İbrahim her hangi bir El iken; Nemrut ta başka bir mülk sahibi her hangi bir El olmanın monarşin çekişmesi içindeydiler.

El, kolektif özneli özgeci sisteme karşı, kişi sahipli sömüren benci özne gücün mantığıdır. Nasıl totemi mana gücü çevresel ve kişinin korunum yasalarından kaynaklı girişmelerden doğmuşsa; El de kolektif emekle ortaya konan kolektif zenginliğin ligin kişi sahipli etkisi olarak; kişi sahipli anlayış içine doğdurmakla ortaya konmuş aldatış ve aldanıştı.

El kolektif zenginliğin içine sokulup kimi kişilerin sahipliğine meşruiyet kazandıran mana anlayışıydı. El kolektif etiklerle kolektif zenginliğin içine geçişme olup, kolektif gücü El 'in gücü olarak tarif eder.

Kolektif zenginliği bu mantıkla rızk olarak kurgulayıp, istediğine (kendisine) verdiren söylem sel belirmelerle ortaya konur.

El, tarihte Ortadoğu’da "Ben El Şadday. Şadday dağlarını sahibi olanım" demekle ifadesini bulmuştu. El dağların sahibi olunca kimsenin olmayıp orada çobanlık yapan kolektif gücün ve kolektif zenginliklerin de sahibi oluyordu. El çobanlar için önem arz eden o dağdaki ve o dağın eteğindeki otlakların da sahibiydi.

Doğada kendilikten biten otlaklar olan alan ile kendilikten biten meyvelere, kolektif emekle üretilenlere rızk veren sahiplik diye yükleme yapılan soyut manaydı. El bu tür giydirişlerle kişisi tamahın imgesel imajından mana anlayışıydı.

El sahiplikte sınır tanımıyordu. El 'in enerjisi, kolektif gücü üzerine zimmetlemekten doğan sahiplik tasarrufundan ileri geliyordu. Bu doymazlığın kontrol etme ihtiyacıyla El "hayatın temel düzlem sağlamalarına" da sahip çıkmıştı. Bu çarpıtmayla artık peş peşe çarpıtmalar ortaya konacaktı. Bir çarpıtma artık diğer birçok rasgele çarpıtmalarlaydı.

Kolektif emeği hiç anmadan; otlağın bize sürülerle birlikte sürüler yetiştirmek için verilen bir rızk olduğu, söylendi. Rızk verildiğine göre, bir rızk veren vardı. Rızk eserdi. Rızkı vermek te müyesserdi. İşte bu eserden müyessere varmaktı.

xxxx

Ve rızk veren ve rızkı da dilediğine verendi. Rızk denen hile temelde kolektif sağlama ve kolektif üretimdi. El 'in malım dediği de kolektif zenginliklerdi. El 'in malı ve mülkü kişilere vermesiyle El tarafından verilme işi rızk anlamı içeriyordu. Yani rızktan El 'in sahipliğini şıp diye anlamalıydık.

El, "mülkümü dilediğime verdim" demekle, Şadday dağlarındaki çoban kültü ve o kültün kolektif zenginliklerini seçilmiş kişi olmakla Nemrut 'a, İbrahim’e verecekti. "El 'in mülkünden El dilediğine pay verir" denen söylemden; herkesin kendini El 'in dilediği kişi olarak görmesine neden oluyordu. Bu kişi benci hoşlanmaya çok uygun bir söylemdi.

Herkesin kendisini El 'in mülk verilmesini dileyeceği kişi olarak görme hoşlanması "bencilliği okşamakla al benci olup, enfeksiyonlu bir anlayıştı".

Herkes İbrahim gibi, Nemrut gibi Karun gibi El 'in dilemesinde kendisini mülk sahibi olmasını görmeyi bekleyen iştahla kolektif alandan göç veren kopuş, monarşin alan içindeki EL AHDİ içinde olan bir kişi dışında kalan diğerlerini El of sayıda düşürmüştü.

El; kolektif gücün yerine geçti. Mal sahibi olmanın gücüyle öznel dünya içinde mal sahipliği kolektif bir alan etkisi kazandı. Mülk sahipliği kolektif yaptırım gücü oldu. Mülk sahipliği kolektif alanı Lugal gibi padişah gibi mülkü veren yapıya dönüştü.

Mülk sahipliği hileci bir anlayıştı. Kolektif alan olan da mülk olmuştu. Mülkü ihale eden siyasi hilece hükümler kondu. Bu hilece öznel hükümler nedeniyle El, kolektif olanı mülk yaptı. Mülke de devlet dedi. Mülke kudretimiz dedi. Mülke devletimiz dedi. Lütfu şahane dedi. Kader dedi. Devleti de kimi kişilere dağıttığı mülkü şahaneden pay ve rızk yapmıştı.

El böylesi soyut meşruiyet zemininkiyle kurgu ve tartışmaydı. El bu anlayışla kimi kişilere mülk vermekle tarihin ilk kişi tanrısı- kişi rabbi-kişi Baali olmakla KİŞİ TANRIYDI. Varlık (zenginlik) yoklukla (yoksullukla) var olup sürer.

Kolektif alanın zenginliğinden veya yoksulluğundan söz etmek olanaksızdır. Kolektif alan kolektif etki nedenle olanaklar alanıydı. Kolektif olanaklar kimi kişilere ihale edilince, ihalesiz kalan kişiler yoksullar olarak belirdi.

Kolektif alan kişilerin mülkünü aradığı yer değildi. Aksine kişiler kolektif alanla hiç bilmedikleri olanaklar ortaya koydu. Bu birikim ve olanaklar kolektif güçtü. İşte tam bu noktada buluşçu ve hilebaz kişiler, kişisi mülkü aradılar.

Zenginlik kişiye, yokuş aşağı eğim içinde kazanılan bir en çok enerji potansiyelli durum gibi etki eder. Yoksulluk yokuş eteği olan durumun çevresinde tabana doğru göreceli ve yokuşun tabanı olan en az enerji durumuyla acizlikti güçsüzlüktü.

Teorik olarak El yokuşun ve aşağının enerjisi ile olan bu kolektif alan içinde mal mülk sahibi oldu. Maldan, mülkten yoksunluğun gerilimine hitap etti. Kişilerle birlikte, kolektif alandan ayrılıp küçük bir monarşin alan içine gelen El düşüncesi; sahibi olduğu kolektif kapasiteyle yüksek potansiyel olan yokuş başını temsil ediyordu.

Yüksek potansiyelle yokuşun başında olan, bir tane mülk sahibi El vardı. Bu El mülk verdiği kişinin kendi kişi tanrısıydı. Mülksüzlere göre de " kör felekti. Zalim felekti. Kahpe felekti".

Mülk veren tanrı karşısında; "kır zambaklarına bakın; ne yün eğirirler, ne ip dokurlar; baba onları giydirip doyurur" diyordu İsa. İsa'nın yoksulluğu öven, dilenciliği patlatan El ilah tasımı da fakirlere görece yoksulluğu dağıtmakla yoksulların Tanrısıydı.

"O seni yoksul bulup zengin etmedi mi?" diyen El vahyi de köleci geri bağlanımlara atıf yapan; kişiyi fakir bulup, fakir bulduğu kişisini zenginleştiren tanrı da zenginleştirdiği kişinin "kişi tanrısı El 'di".

Kişisi El kişi coşmasıydı. Böyle olmasaydı kişi kendi El 'ne "habibim sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım" diyecek kadar kendi iç dünya yansımasını dışa vurduracak kadar bir coşkuyla söyletmezdi. Kişi El 'i ve El söylemleri kişi benci bir söylemdir. Bu gelişmeyle kişiler habibullah (Allah’ın sevgilisi) olacak kadar El söylemi içinde coşmuştur.

İman edip El ahdi içinde olan müminler; yoksulların fakirliğine merhamet eden, yoksullara acıyan, ama acımasına rağmen mülkten onlara pay vermeyen yoksulluk tanrısına ve kaderlerine kanaat getiren mutmainlerdi!

Fakirler, yoksulluklarına mutmain olurlarken aynı zamanda da İbrahim'i zengin eden İbrahim’in tanrısı olan El 'e iman ediyorlardı. Niye iman etmesinler ki; İbrahim 'in Nemrut'un El 'i mülk veriyordu. Hem de "şüphesiz ki o İbrahim'e hitap eden ve kaderlerimizi elinde tutan EL 'dir" diyorlardı.

Mülksüz lük en az kolektif potansiyel durumla "emek gücüne sahip çalışacak olan kişilerdi". Yani mülksüzler emek gücüyle çalışacakları emek nesnesinden mahrum kalanlardı. Yoksullar, El' e teslim olmakla, İbrahim'e ve İbrahim'in ilahı olan El 'e teveccüh ediyorlardı. Bu nedenle İbrahim, El ile yoksullar arasında şefaatçiydi!

Mülksüzler İbrahim’i mülke boğan El 'e eğilim ediyorlardı. Köleci koşullar içindeki yoksulluğu ganimetle zenginleştiren zenginlerle evlendiren de El 'di. "O seni yoksul bulup zengin etmedi mi?" diyenle zenginleşen, kendi tarihselliğini dışa vuran El, aynı El 'di.

Mülkün sahibi Mülk El Malikti. Veya Mülk El İlahtı. El ilah oligarşi temsilcisi milletlerle konuşup pazarlık yapmazdan önce ve arzı mevutu bir millete vaat etmezden önce millet temsilcileriyle konuştuğu gibi El adamı kişilerle konuşuyordu. El adamı Ut Napiştim duvar gerisinde tanrısı Ea ile konuşuyordu. Yine Ut Napiştim rüyasında Ea 'dan mesajlar alıyordu.

El zamanın şartlarına göre kişilerle de milletlerle de anlaşma yapıyordu. "Atanız İbrahim'e verdiğim sözü tutacağım" diyerek kişileri İbrahim'e ve İbrahim’in El 'ine ikna ediyorlardı. Teslimiyet te yoksullukla beraber vaat edileni ummaktan doğmuştu.

Kişiler İbrahim 'in El 'inde mülk istemiyle ve yardım istemiyle: "Ey İbrahim’in El 'i olan Rab. Şüphesiz ki mülkün ve bizim de sahibimiz olansın. Mülkünden bizi de gör. Bize yardım et"; "medet ya sahip El imdat" diye dualar ediyordular.

Böylece kişiler İbrahim'in Nemrut'un El ile kaybettiği kolektif zenginliği, yine İbrahim 'in Nemrut’un El ile bulmak istiyordu! El 'in yoksullara vermediği ama yoksullara da vermeyi vaat ettiği yanıyla insanlar yoksulluktan kurtulmak için El 'in şefaatini umuyordular.

14 Ekim 2021 11-12 dakika 971 denemesi var.
Yorumlar