Merak

....meraklarım yenik düşer.Hayatından şimdiden vazgeçmiş gibi ne kadar tuhaf bir küsme yaşanıyor insanlarda,herkes bin bir farklılıklarla baş etmeye çalışır çoğu dram-komik acılarıyla. Kendi dünyamızda akıp giden iç yalnızlığımız sürüp gider bir yandan,aslında yalnızlığı biz icad ediyoruz hiç sebep yokken gerçeğin ne olduğunun farkındayızdır fakat yalnızlık duygusuna ve kendimizi öyle görmeye inanmış olmamıza ihtiyacımız var ki bize iyi geliyor kendimizi geliştiriyoruz böylece.Yarınlar ne hazırlıyor bize görebiliyor ,bilebiliyor muyuz ? belki bizim değerimizi bilmeyenlerin yetersizliği, belki de bizim değerimizi bileceklerin de belirsizlikleri söz konusudur hayat sürprizlerini hazırlar ve ya mutlu eder bizi ,ya da hüzünlendirir,hayat umut ve sabır ve mutluluk için katlanışların yeridir acelecilik her zaman doğruyu tutmamızı sağlamaz.Bu satırları bana yazdıran seni çok merak edişlerim,kimi mutsuz haberlerin kimi de,haberlerini alamayışımın merakı,beni üzen sözlerini unuttum uzaklarda kendini sakladığın düşüncelerine de katlandım, daha iyi görüyorum ki her ne gelmişse başımıza kendimiz ve kendi ellerimiz hür irademizle yaptığımız tercihlerimizin bedelleridir. Yaşadıklarımız her şey kendi gittiğimiz yolu seçimimiz ile başlar herkesin çizgisi kendi hür coğrafyası ile orantılıdır zaten çizgilerden ibaret değil midir inişli çıkışlı hayatlarımız .Düşüncelerimizin ufkunda bizi bekleyen daha hangi ölümcül kırıklıklar var kim bilir ve bu hayat çizgisi sürüp gidecek böyle insan bazen kendi elleriyle çeker idam ipini evet sonrası derin pişmanlıklardır geç kalınmamışsa bazı çıkışları vardır insanların. Hepimizin bir uçurumu vardır hayatında ya da umutlarının asıldığı darağaçları.Aşk kapımızı çalmışsa sonbaharda en güzeli el uzatıp tutmak değil mi?uçurumlara darağaçlarına inat konu aşk olunca bütün mevsimler muhteşem yaşanır .Kırık kalplerin bekleştiği olsa gerek bunca hüzün birikimi insan yüzlerinde kol geziyor herkes uçurumlara düşmüş gibi ,ben kendi uçurumlarıma bırakıyorum kendimi benim boşluğuma henüz kimse atmadı kendini ya da hiç bir boşluk tutmuyor bazılarını.Dargınlıklar insanı paramparça etmekten başka durmuyorlar hayatımızda,giderek umutsuzluklara terk edilen insana ulaşmaktır asıl mesele,ancak çok acımasız bir zaman virajındayız çok yabancı kalıyoruz birbirimize .
Dün geç açan güneşe kızdım sabah öyle kapalı ve serin bir hava vardı ki canım okula hiç gitmek istemedi ben böyle havalarda yaşama sevinçlerimi bulamıyorum derin boşluklar uçurumlar varmış gibi hissediyorum çaresiz yola koyuldum ,git gide hava kapandı güneş saklandı ne gök mavi ne de deniz lacivert, içimde sessiz bir dünya bugün nasıl akşam olacak diye çevreme duygusuzca bakıyorum arkadaşlarım bende bir hal var zannı ile bakışlarını anlamlı dikiyorlar bana, arada bir onlara doğru gülümseyerek 'bak işte buradayım' der gibi her şeyin yolunda olduğu hissini veriyorum birinci ders ikinci ders üçüncü ders dördüncü ders hayır hayır hiç biri mutlu etmeye, içimdeki sıkıntıları unutturmaya yetmedi, oysa hayatımı güzelleştiren o kadar mutlu imkanlara sahibim ki ,hayatımın sessiz akışını canlandıran bir çok güzel olayların içinde oldum,yakın zamana kadar ciddi acılar görmedim ama ara ara ruhuma dolan sıkıntılarımın sebebini bilmek isterdim,işte bugün böyle bir belirsizlik ve sıkıntı canımı acıtıyor ,doğum günüme denk gelen bu rastlantı için ve mutlu bir aile fotoğrafı içinde olduğum için Rabb'ime hamd etmeliyim çünkü sevinçlerin yanında kederler ve hüzünlü durumlar insanı hep takip eder,her güçlüğün yananda bir kolaylık,her kolay işlerin akabinde zorlu işler de insana isabet eder bu gerçeği bilerek hayatı okumak gerek,bu günü nasıl geçireceğimi yine düşünmeye başladım öğle sonrası dersler de beni açmadı işte öylesine içi boş bir gün gibi geçti zaman, eve geldiğimde müzik dinlemek ihtiyacını hissettim kendimi müziğin notalarına bıraktım hiçbir şey düşünmeden öylece yorgunluğunu çıkaran biri gibi hareketsiz uzandığım divanda dalıp gitmişim ,burnuma tarçın elma kekik ıhlamur kokuları geliyor uzaklaşan ve yakınlaşan sesler duyuyorum gözlerimi açıyor tekrar kapıyorum kaç kez tekrarladım bilemiyorum ismim mi çağrılıyor, rüya mı ? gerçek hayattan mı yoksa uyku dünyasından mı ? açıp kapanan gözlerim daha da ağırlaşıyor bir sağa bir sola dönmekten vazgeçip kulak veriyorum ortamı dinliyorum '..ikindiden sonra uyunur mu...hiç doğru değil..insan hasta bile olur muş..' annem mi söyleniyor kendimi toparlayamıyorum gerçekten tuhaf bir ağırlık hali isteksiz bir durum müzik hala çalıyor kulağımda açık kalmış Mustafa ceceli söylüyor ' yağmur ağlıyor.. Yağmur ağlıyor ikimiz için/ Hem ağlıyor hem siliyor maziyi /Kaderimdin hayal oldum şimdi /Aşkımız bitti masallar gibi..' kulağımdan çektim müziği toparlanmalıyım saate bakıyorum saat 18.45 ...

28 Ağustos 2013 4-5 dakika 164 denemesi var.
Yorumlar