Mutlu Olmaktan Daha Gerçek

Sadelik mefruşatı kilimle döşenir gibi imdadıma yetişmiyor artık. Sessizliğimi perçinleyen o absürt gülüşler sabahtan seçiliyor. Uyku tutmuyor; “günaydın”ın dilimden döküldüğü kayıp anahtarlı sevinçleri bayrama katık eden o garip iç sıkıntılarına yenildiğimden beri.
Hapşırıyorum. Soğuk algınlığım, sanki umut kovalayan tozların üzerime sinmesi gibi; alerjik bir deformasyon bu. Restore edilmeye çalışan biçare bir gözyaşıyım. Bilmem kaçıncı katta hayalini kaybeden bir matematiğin içindeyim; otuz altıyı acıyla çarpıyorum.
Denemenin dilinde kovalanan bilinmeyenli bir şiirin içinde, çare yokluğunun sabahına resmiyet döken biriyim. Zafer istiyorum. Perperişan yolların, sabaha varmadan abdest alıp gerçeği duaya “âmin” diye bıraktığı bir yerdeyim.
Yağmur yağıyor. İliklerime kadar.
Ya da ben, yağmurun içinde iliklerime kadar yağıyorum.
Devrik bir cümlenin kendini düzeltmeye çalıştığı yere kadar.
Umudu sorguluyorum. Bedenimde, mevsimde. Eklem ağrılarım bile iklime karışıyor. Kaçak çay gibi hissediyorum kendimi. İçimde bir önsezi var ama tutmuyor. Kendime bile temas edemiyorum. Elektrik alamıyorum.
Gençliğim, hatrımın ışığında sönmüş bir lamba gibi. Yetişkinliğim mucizelerden davetiye bekliyor. Bu sonbaharları boşuna yaşamış olamam. Kardeş… Tevekkül ile eksiklerim birbirine karışıyor. Ve ben, bir tesbih tanesi gibi kopuyorum.
Yardım istiyorum. İçimdeki yükler bazen bayram şekeri gibi sunuluyor ama ağırlığı geçmiyor. Varımla yokum arasında bir kördüğümüm.
Uyuyamıyorum.
Uyuyamıyorum.
Artık hayallerin kavuştuğu bir güne ben hangi duanın içinden geçerek varacağım, bilmiyorum.
İçimde bir çarpıntı var. Karanlık gibi hızlı. Ama mesele yol değil. Mesele var olmak da değil.
Alıştığım bir hayatın içinde, bir gönül dalında asılı kalmış gibiyim. Yıllardır. Hatalarımdan emekli edilmek istiyorum. Tükendim.
Kimin bedduası bir yerde büyüyüp içimde bir şeye dönüştüyse, ben onun tam ortasında bir yanardağım.
Mutluluğu istiyorum.
Ama mutlu olmaktan daha gerçek olanını.
İyi bayramlar…
Yorgunluğumun dalına konan bahar taneleri, şeker gibi bir umudun filminde projeksiyon olmuşsunuz.
Ama ben artık onu üç boyutlu izleyemem.

Dilara AKSOY 

21 Mart 2026 2-3 dakika 490 denemesi var.
Yorumlar