Öykülerin Büyüsü

"Öykülerin büyüsünü kim inkar edebilir?Alıp götürüyor insanı kendi ortamına,bazen asırlar öncesine,bazen tahayyül aleminde geleceğe.Ve yerinde bir söz her şeyi o kadar güzel açıklıyor ki."diyor M.Ü.İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim dalı öğretim üyesi Prof.Dr.Mehmet Erdoğan "Öykülerin Büyüsü"adlı kitabının arka yüzünde.

Bu kitabı neden yazma ihtiyacı duyduğunu da: "Seninle yüz yüze ilişki kuramamanın eksikliğini hissettiğin için yazıyı elçi olarak kullandım.Seni,kendim gibi bildiğim için böyle bir hitap tarzını seçtim."diye açıklıyor.

Kısa kısa hikayeler olmasına rağmen hepsi birbirinden güzel ve anlam yüklü;kimisinde anılarını anlatıyor kimisinde Nasrettin Hoca'dan fıkralarla düşündürmekten ziyade hafif bir gülümseme bırakıyor gamzelerimizde.Nasıl kurban kesmek zorunda kaldığını,nasıl hızır olduğunu,Nalıncı Baba'nın cenazesini hangi padişahın kaldırdığını,kifai farzların ne olduğunu ve Çarıklı Hikmet'in hikayesi...

Genel olarak şöyle diyebiliriz:İnsanları razı etmek pek mümkün değildir,her konuda size destek olanlar kadar köstek olanlar da olacaktır.Bizim burada yapmamız gereken "olanı olduğu gibi"kabul etmek ve değerlendirmektir ölçüyü kaçırmadan çünkü kabı ayrı olanın tadı da ayrı olurmuş.Hiç kimseyi küçük göremeyeceğimiz gibi kimseyi de görmezden gelemeyiz.

Bazı hikayelerde yer verilen hadisler,hikayelerin tadına hem tat katıyor hem de kalıcılığını artırıyor:

"Kişinin günah olarak her duyduğunu bir başkasına anlatması yeterlidir."

"Namazsız bir dinde hayır yoktur."

"Güzel söz sadakadır."

"Kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibaret bile olsa,hiçbir iyiliği küçük görme."

Bir şeye ne gözle baktığımızdır asıl önemli husus,yani bir kuzu bir çocuğun gözünde başka,koyunun gözünde yavrusu olarak başka,kasabın gözünde başka,müşterinin gözünde farklı anlamlar ifade eder.Ciğeri de örnek verilebiliriz aynı şekilde.

Şu meşhur İngiliz fıkrasıyla bitirelim:

"Hayalî dedektif kahramanımız Sherlock Holmes ve arkadaşı Dr. Watson, Bamburgh Castle’ın eteğindeki kumsalda kamp yapmaya gider. Güzel bir yemek yiyip bir şişe de şarabı devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Holmes uyanır ve arkadaşını dürter.
– Watson, yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle!
Watson:

-Milyonlarca yıldız görüyorum.
Holmes sorar:

– Bu sana neyi gösteriyor?
Watson gözlerini ufalar ve:

– Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayısıyla milyarlarca gezegenin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3’ü çeyrek geçtiğini çıkarıyorum. Meteorolojik açıdan da bugün havanın çok güzel olacağını tahmin ediyorum.

Neden sordun? Sana ne gösteriyor?

Holmes arkadaşını sabırla dinlemiştir ama artık dayanamaz:
-Ulan aptal, çadırımızı çalmışlar!"

04 Haziran 2024 2-3 dakika 143 denemesi var.
Yorumlar