Padişahım Çok Yaşa

Hiçbir şeyin garantisi yok şu hayatta. Ne sağlığımızın, ne işimizin, ne malımızın ne de sosyal konumumuzun.Bugün varsak, yarın yokuz.. Ardında anılmaya değer bir isim ve eser bırakmadığın müddetçe unutulmaya meyilliyiz. Önemli olan dürüstlüğü, doğruluğu ve samimiyeti devam ettirebilmektir yaşadığımız sürece...

Geleceğin adımlarını bugünden düşünerek atıyoruz belki ama ne derece etkili oluyor, ne derece hayallerimizi gerçekleştirebiliyoruz, tam anlamı ile muamma. Kaybedecek bir şeyi olmayanın kazanacak neyi olabilir düşünmek lazım. Sevdiğin ve sevildiğin sürece varsındır sen. Menfaatler için çıkar ilişkisi yürütmek ne kadar doğru tartışılmalıdır.

Yalan ve riyayı önüne katıp birlikte yürümeyi göze aldığınız insanların sizinle birlikte kirlenmediğini mi düşünüyorsunuz? Her koyun kendi bacağından asılır misali kararlar kişileri bağlar anlayışı ile suçluluk duygusundan kurtulacağınızı mı sanıyorsunuz?

Duygu sömürüsü ile başkalarının vicdanlarını kukla gibi oynatıp tutuşturabilirsiniz belki ama kendi vicdanınızı ne zamana kadar susturabileceksiniz? Söyler misiniz?

Savunma gerekçelerinizde bahaneler ön planda olsa da her yeni bahane yeni bir yalanı, her yeni yalanda yeni bir insanı harcıyor. Farkında değil misiniz? Yoksa bu kadar basit mi sizin için Yaratan'ın ruhundan üflediği insanoğlunun varlığı...

İnsanların zaaflarını buluyor nabzına göre şerbet veriyorsunuz. Sonra onları zaaflarından vurup kenara çekiliyorsunuz izlemek için. Bir diğer anlamı ile vur kaç yöntemi ile besleniyorsunuz. Öyle değil mi? Kimi zamanda paçanızı kurtarmak hiç kolay olmuyor. Uğraştırıyor sizi karşınızdaki kişi/kişiler. Strateji üzerine strateji uyguluyorsunuz." ya tutarsa" misali boş tehditler savuruyorsunuz havaya. Çekinceleri var ise karşınızdakinin, genellikle o çekincelerini kullanıyorsunuz tehditlerinizde. Karşınıza çıkan engelleri tek tek kesip atıyorsunuz. Sanıyorsunuz ki o engeller bir gün geri dönüp takılmayacak ayağınıza. Varsın takılsın, ne önemi var ki! Siz tek ayak üstünde kırk takla atmaya alışıksınız nasıl olsa...

Dilinizden Allah korkusu düşmez, başınız secdeden kalkmaz. İnançlar kişilerin sorumluluğundadır elbette. Hesap verilmez kimseye, Allah'tan başka... Lakin yapılan ibadetler ne kadar değerliyse ibadet ve inançları menfaatleri doğrultusunda kullanmakta o kadar değersizdir Allah katında bilmez misiniz? Helal ve haramı iyi bildiğinizi söyleseniz de, yalan ve duygu sömürüleri ile hiç ettiğiniz paraların haddi hesabı yoktur. "Kendi hür iradeni kullandın kimse zorlamadı" diye savunursunuz kendinizi. Kabul etmezsiniz insanların iyi niyetlerini suistimal ettiğinizi... Bu planınız için de bayanları seçersiniz. Özellikle sessiz, sakin ve duygusal olanları. Neden mi? Kandırması ve ikna etmesi daha kolaydır çünkü...
Öyle ki baktınız başınıza bela olacak, hakkında bir kaç malzeme uydurmanız yeterli gelir! Kurtuldunuz gitti. Oh be! Siz devam edebilirsiniz kaldınız yerden diğer planlarınızı uygulamaya. Adına dava/hizmet denilse de...

Kültürlüsünüzdür. Herkes sizin dediğiniz kişi olduğunuz konusunda herhangi bir kaygı ve çelişki duymaz. Güdülecek koyun çok nasıl olsa. Ne derseniz ona inanır herkes. Mevki ve makamdır önemli olan. Siz en tepedesinizdir. Size inanmayacaklarda başka kime inanacaklar. (Padişahım çok yaşa! )

Bu günlere kolay gelmemiş, yorucu bir yolda yürümüşsünüzdür. Bundan sonra sizi o tahttan indirmeye çalışacak kim olursa olsun tanımayacaksınızdır. Çünkü siz kendi yarattığınız yalan dünyanın efendisisinizdir. Başınızı o yalandan çıkarttığınız anda koskoca bir hiçle karşılaşmaktan korkarsınız. Onun için kendinize bile itiraf edemezsiniz yalanlarınızı. Öyle ki yalan ve doğruyu karıştırır olmuşsunuzdur.

Birde kılıf uydurmuşsunuzdur kendinize. Siz yardım gönüllüsüsünüzdür. Manevi evlatlarınız olan çocuklara bakıyorsunuzdur. Halbuki nafaka ödüyorum diyemezsiniz kimseye..! Cebinizde pasaportunuz yoktur ama hep yollardasınızdır. Çok yoğun Yurt(içi)dışı(!)gezilerinden dolayı cebinizde metelik kalmaz hasta ziyaretlerine... Gerçi buna da bir çözüm bulmuşsunuzdur siz. Dava uğruna o kadar çok harcama yapmışsınızdır ki üç kuruşunuz kalmamıştır cebinizde. Bulursunuz nasılsa "karşısında ağlayacak birini"!!!

Her zaman b/c/d planınız vardır sizin. Biri işlemezse ötekini uygulamaya koyarsınız. Siz doğru, başkaları hep yalancıdır. Çünkü mevkii ve görev derdindedir onlar! Size karşı kumpas/komplo kuruyorlardır. Ne diyelim? Haklısınız... Herkesi kendiniz gibi zannediyorsunuz çünkü. Biri sizin hakkınızda bir şey demeye görsün, hemen sayfalarca itirazlar eder, yalanlarınızla kandırdığınız diğer kişileri ?vurun kahpeye? misali ona karşı kışkırtırsınız. Açığını ararsınız sürekli, izlersiniz/izletirsiniz.... Bulduğunuz anda da acımaz, deşifre edersiniz başkalarına, bire bin katarak. Bir de şunu eklersiniz cümlenizin sonuna " bunu bir tek sana anlatıyorum" Böylece her insan kendini özel hissederek asla şüphelenmez sizden.

Bilmek ve bilmemek arasında sessiz kalanlarda yok değildir aralarında. Kimin ne yaptığını, sizin kim ve ne olduğunuzu bildiği halde susan ve ?bana dokunamaz nasıl olsa, kime ne yaparsa yapsın beni karıştırmasınlar? diyerek kendi paçasını kurtaranlar da vardır. Öyle ki durumdan faydalanarak bambaşka bir menfaat çıkartmış ve karşılıklı çıkar ilişkisi içine girmişlerdir aralarında.

İşte bu noktada doğru ile yanlışın iç içe geçtiğini, doğrunun bile artık kendinden şüphe etmeye başladığını görürsünüz. Doğruların kim ve ne olduğunu bile bile susanlar, susup da buna göz yumanlar, bir gün o yalanların kendi ayaklarına dolandığını hissettikleri zaman bu kadar kolay susabilecekler midir sormak lazım. En önemlisi bu dünyada yapılan her iyiliğin bir ödülü olduğu gibi yapılan her kötülüğün de bir cezası olduğunu ne çabuk hatırlarından çıkarttıklarıdır.

Unutmamalısınız; hiçbir şeyin garantisi yoktur. Kazandığınızı düşündüğünüz anda bile kaybedeceklerinizin de var olduğunu bilmelisiniz... Bugün varsanız, yarın yoksunuz.




Not: İnterneti kendilerine kalkan yaparak bunun üzerinden din ve vicdan istismarı ile zimmetine para geçiren, dolandıran ve tehdit ederek şantaj uygulayan, hakkını aramak isteyenleri de sindirerek susmalarına neden olan suçlulara ithafen yazılmıştır. İlgilisine...

16 Haziran 2009 5-6 dakika 2 denemesi var.
Beğenenler (2)
Yorumlar (2)
  • 15 yıl önce

    güzel bir denem

    tebrik ederim

    devamını dileirm

  • 15 yıl önce

    Sanal çıktı mertlik bozuldu bana göre Gerçek hayatta karakterleri henüz oturmamış kişilerin, aslıyla hiç alakası olmayan kimliklere bürünerek insanlara bambaşka bir yüzle caka satan ve reel hayatta aslında koskoca bir hiç olan öyle çok insan var ki şaşmamak mümkün değil,

    Oysa ne yaparsa kendine yapar insan Ve yalnız kendini kandırır yalanlarıyla... Bu dünyanın birde öbür tarafı var Gün ola harman döne işte o zaman Kim ağlaya Kim güle....

    Nihat Yasul ve sizin yazınız hayatın gerçek bir kesiti artık Maddi ve manedi sömürülere karşı yapılacak savaşın bir başlangıcı olsun bence bu iki yazı

    Tebrikler Esma hanım..