Prenses Şövalye ve Çocukluk Yanılgılarım

Küçükken prenses olmak isterdim. Elbiseler, tokalar, pastalar ve büyük, güzel bir saray. Eminim ki çoğu kız da hayatında en az bir kere prenses olma hayali kurmuştur. Ama prenses olmayı istemek gerçek hayat için pek de mantıklı bir istek değilmiş. Çünkü gerçek hayat prenseslerinki gibi süslü ve şatafatlı değil. Tam aksine birçok zorluklarla dolu ve yorucu. Daha sonra şövalye olmak daha mantıklı gelmeye başladı. Sonuçta şövalyeler her şeyle savaşabilecek kadar güçlü ve cesurdur. Gerçek hayat için daha doğru bir seçim. Ama ben şövalye olmak istemiyordum ki. Şövalyemin olmasını istiyordum. Prenseslerin prensi gibi. Beni kurtaracak ve sihirli bir değnek kullanmış gibi bir anda hayatımı güzelleştirecek bir şövalye. Kendimi buna şartlandırmıştım. Kendi kendimi kurtarmak ve kendim için bir adım atmak aklıma bile gelmiyordu. Rapunzel'in o kulede yıllarca beklediği gibi ben de kurtarıcımı bekliyordum. Sindirella'nın tüm zorluklara karşı hiçbir şey yapmayıp sabrediyordum. Çünkü sabredersem Pamuk Prenses gibi ıssız bir ormanda bile şövalyemi bulup mutlu olabilirdim. Bekledim. Bekledim. Bunun anlamsız olduğunu fark ettim. 

İnsanın kendi kendini kurtarması gerekiyormuş. Bu fikri kabullenmiş olsam bile özümseyip hayat geçirmek zor geliyor. Hayatımı güzelleştirmek için attığım her adımda korunmaya muhtaç (?) hâlimden uzaklaştığımı ve şövalyemin hiç gelmeyeceğini düşünüyordum. Sonuçta yıllardır televizyonda kendi hâlinde yaşayan, başındaki sorunları çözmek için çaba sarf etmeyen kız; yakışıklı, anlayışlı ve zengin erkekle mutlu olur. Ama erkeği etkilemeye çalışan, sorunlarından açıkça bahseden dobra kız mutsuz olur ve yalnız kalır. Bu öğretiyi hiç fark etmeden hayatıma empoze etmişim. Meğerse o işler öyle olmuyormuş. Mutluluk için çabalamayan başkasının getirdiği mutluluğu benimseyemiyormuş. Herkes önce kendini kurtarması, önce kendi hayatını güzelleştirmeliymiş.

Sevin. Ama önce kendinizi. Kucaklayın. Ama önce kaderinizi. Güzelleştirin. Ama önce hayatınızı. Ve belki de en önemlisi bir adım atım kendiniz için. Çünkü senden başka kimse kurtaramaz seni.

06 Ocak 2021 1-2 dakika 4 denemesi var.
Beğenenler (6)
Yorumlar (6)
  • 3 yıl önce

    İnsanın en büyük dostu da düşmanı da kendisidir sevgili Nilay. Umarım hayatında kendine hep dost olursun. Sevgiyle kal..

  • Dokunduğu yeri güzelleştirmeli insan, kendisiyle ve kendisi kalarak. Tebrik ederim Nilay hanım. 🧿

  • 3 yıl önce

    Belki de en büyük hata ebeveynlerde ki kız çocuklarını el bebek gül bebek yetiştiriyorlar. Ben hep şu cümleyi kuran annelerden babalardan çekinmişimdir ''Kızımın elini sıcak sudan soğuk suya sokturmadım. Nazlı büyüttüm onu.'' Yapmayın işte bunu anneler babalar rica ediyorum, yalvarıyorum size. Çocuk düşmeli, bazı zaman kanamalı yaraları, hayatın toz pembe yanlarını görmemeli sadece, ki düştüğü zaman kendine başına da kalkmasını bilsin. İnsan acı çekerek olgunlaşıyor inanın, sabır göstererek çektiği acılara daha sonra hayatı daha bir güzel omuzluyor. Tabi ki kendini sevmek başkalarını da sevmenin aslında ön şartı. Kutlarım yürekten bu güzel yazınızı Nilay Hanım...