Seni Sevmek (de) Ümitli Şey

Bütün perdeler kapalı olabilir, ama arkasında sessiz bir gece olduğunu ve Ay'ın her zamanki kadar güzel parlayabileceğini, yıldızları düşleyebilirsin. Belki hep olduğu gibi belki de bir daha asla aynı olmayabileceği gibi, Güneş'in doğuşunu canlandırabilirsin gözlerinde, geceye dokunabilir, yıldızları severken aslında hasret kaldığın sevgilinin dudaklarından öpermişçesine sarılabilirsin yalnızlığına. Hem her şey üzerine geliyor gibi ağlayabilir hem de her şeyin üstesinden gelebilecekmişsin gibi babayiğitlik yapabilirsin. bir duvara yaslarsın sırtını, nemli sıcak bir duvara. Kimilerinin hiç karşılaşmadığı duvarlara her gün onlarca kez çarpabilirsin ve her seferinde yosun tutabilirsin şairin de dediği gibi. Her türlü ölebilirsin de, umutsuz yaşayamazsın. Her nefes alışımız bir umuttur aslında, bir hayaldir ve de bir var oluşun izdüşümü. Hiçten kurtulmak bir yandan ve aynı anda bir hiçe doğru koşmak...

Mesela çılgınca çarpmakta olan kalbine bir yumruk indirip sevmeyeceksin diyebilirsin, ya da aşktan bitap düşmüş bir cana pansuman olabilir, kalp atışlarını normal seyrine çekebilirsin. Her şey olabilirsin bu hayatta ki bu hiçliğini taşır yanında, ama umutsuz olamazsın. Onlarca kez ölümden dönebilir, ya da bir o kadar daha ölümle kafa kafaya kalıp ona meydan okuyabilirsin, bir tek gücün olabilir böylesi bir meydan okuyuşta yanında, tahmin edersin ki "umut" diyeceğim adına...

İşte "umut" böylesine değerliyken ve seni böylesine güçlü kılacakken bir gün bir bakarsın en zayıf yanın olmuş. Olmaz dediğini duyar gibiyim, ben de demiştim çünkü vakt-i zamanında... Sonra bir gün bir yazı okudum yıllar yıllar önce, diyordu ki," yaşama nedeni dediğin şey, aynı zamanda çok da güzel bir ölüm nedenidir." üzerine çok düşündüm bu sözün, sahi yaşama seni ne bağlıyor söyleyebilir misin? Seni yaşama bağlayan şey, yani benim umut dediğim şey, aynı zamanda senin ölüm nedenin nasıl olabilir. Cevabını artık bilebildiğimi düşünüyorum, ne diyordu büyük Alman Düşünürü Nietzsche; " umut en büyük kötülüktür, işkenceyi uzatır!" İlk duyduğunuzda aklınızın almadığı ve şiddetle itici bir söz gibi duruyorsa da, içine girip bir de oradan baktığınızda yanılmadığını düşüneceğinizi sanıyorum. Ben üzerine düşündükten sonra hak verdim ve umutlu olmamızın içimizi daha çok ve daha sık acıttığına şahit oldum.

Her şeyin hayalini kurabiliriz, hayallerimizle yaşıyoruz zaten günümüzün çılgın kapital dünyasında, düşünü görmediğimiz duygumuzu arzumuzu hayata da geçiremeyeceğimizi söylüyorlarken umudun işlevi hızla artmaya ve bizi olanca gücüyle hayata bağlamaya başlıyor. Her birimizi bir başka düş'ün üzerinden, derken bir kapı açılıyor onlarca kapı kapanıyor falan bir tür döngünün ortasında, yüzümüzde anlamsız bir ifade kalbimizde gereksiz bir umut, ölümle savaşıyoruz, hayallerimizle savaşıyoruz, kendimizi arıyoruz...

Ve bu arayış bizi hakikate götürünceye kadar umut yanımızda asla ayrılmıyor, ha oldu ha olacak. Bitti bitecek, Güldü gülecek vs...

Belki de bütün hayallerimizin altındaki ilginç dostumuz umuda sormalıydık, ne kadar daha yanımızda kalacaksın, ne kadar daha kollarının altında tutacaksın bizi, diye. Zira umut öyle büyük bir kötülüktür ki, ellerini çektiği anda, darmadağın olur harabeye dönersiniz. Artık Güneş doğmaz olur, artık aynalar gülümsemez, artık geceleri yıldızlar parlamazlar gözlerinize ve artık hiçbir gözde onun aşkla bakan gözlerini göremezsiniz...

Keza, hayatın hayallerimizle oynamak için elinden geleni ardına koymadığı bir gelecekte, umut hem fakirin ekmeğiydi düşlerimde, hem de işkenceci bir fenomen kaldı felsefemde.


DipNot: Seni Sevmek ümitli şey* / Nazım Hikmet
Akdeniz Felsefe

19 Temmuz 2012 3-4 dakika 39 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar