Sevin Kendinizi

Öyle bir devirde yaşamaya başladık ki, insanlar insanlıklarını adeta soyunmuş, ruhları çıplak bir şekilde aramızda dolaşır oldular.Nereye baksak memnuniyetsiz insanlar, bir kelime ile kükreyip saldırı haline geçen bireyleri görür olduk.Televizyon ve gazetelerde artık cinayet haberlerini daha bir sıklıkla görmeye başladık.Vicdanımızı yitireli hayli zaman olduğuna da artık inanır oldum.İyi insanlar olarak farklı bir coğrafyaya ,sürülmeyi bile bekler oldu bu gözlerim.

Kendini sevmeyen bireyler de bir bakıyorsun nerede kötü bir alışkanlık, sıkıca o kötü alışkanlıklara sarılmışlar.Oysa görmedikleri o kadar güzellikler var ki…Metropol şehirler halinde yaşar olduk, betonlar içinde yaşar olduk, olsun! Başımızı göğe çevirdiğimizde bizi ve ciğerimizi selamlayan bir adet mavi gökyüzüne sahibiz.Mavi gökyüzünün ,ruhun ve bedenin güzelliğinin tadına varmak için, neden geç kalmayı bekliyoruz ki ?Neden doya doya ,çiçeklerin, ağaçların kuşların ve gökyüzünün tadına varamadan, kendimizi zehirlerin kollarına bırakıp hayatı terk etme isteğine geçiyoruz?

Çevrenize bir bakın, sigara ve alkol tüketimi yapan bireyleri iyice bir gözlemleyelim.Neden böyle bir tez attım ortaya, çünkü kendini seven insanların bedenlerini ve ruhlarını sevmesi ile kendilerini de sevmeye başladıklarına inanıyorum.Sigara içen birey iç ve dış organlarını özetle kendini sevmeyen bireydir .Sararmış dişler, soluk beniz, bakımsızlıktan artık dökülelim de kurtulalım diyen saçlarının çığlıkları ile etrafımızda yaşam mücadelesi veriyorlar.Alkol bağımlısı kişilerde bu sigara tüketen ve kendini sevmeyen kişilerin başında geliyor.Madde bağımlısı olan bireyleri yazmıyorum bile…

Kendini sevmeyen bireylerde gözlemlediğim ikinci yaşam şekli ise, kendilerine saygı duymadıklarıdır.Kendine saygı duymayan kişiler haliyle karşılarındaki kişilere de saygı duymayarak, dünyaya sayılı bir zaman için geldiklerini unutup yaşamaya devam ediyorlar.Kendini sevmeyen kişi, kendini geliştirmekte de zorlanıyor.Nezaketten uzak bir şekilde, paldır küldür yaşıyor.Oysa kendine yakışanı yapmanın bilincine varmış olsa, daha bir dikkatli olacaktır.Kendine yakışmayan tavır davranış içine girmeyip ,kendini üzmeyecektir.Böyelikle çevresindekilere de saygı dolu birey olacaktır.

Kendini seven sağlıklı bireyler ise ,her zaman önce bedenlerine sonra ruhlarına saygı duymayı ilke edinmiş kişiler olarak karşımıza çıkıyor.Kendilerine duymuş oldukları saygı çerçevesinde, nezaketli birey olarak yaşama devam ediyorlar.Nezaketli kişiler, çevrelerine de zarar vermeden yaşayan kişilerdir. Saygı ,sevgi ve nezaket çerçevesi içinde hayatlarını mesut ve bahtiyar sürdürmektedirler.

Bir de şu açıdan bakalım ,kendinizi ne kadar severseniz hayat size tüm ihtişam ve güzellikleri ile gelecektir.Nasıl mı ? Temiz bir ruh ve beden sağlıklı aldığınız nefes ve olumlu düşünceler ile adeta ruhunuz hayatla raks halinde olacaktır.Kendini seven birey, doğayı ve hayvanları ve insanları da sever ve sayar.Kendine öz saygısı olmayan kişilerde hayvanlara karşı nefret öfke ve sevgisiz tavırlarda gözlemliyorum.Hayvanlardan korkanı anlarım lakin hayvanları sevmeyen kişileri asla anlayamam.Bu kişilerin vicdanlarını ,herhangi bir ıssız yere gömdüklerini düşünürüm.Ne var sanki kendinizi severek başlasınız yarın bu hayata ve tüm güzellikleri hayatınıza severek çekseniz.

İnanın ne kadar kendinizi severseniz ve e sayarsanız hayatınız o kadar güzelleşecek düşünceleriniz çiçeklenecektir.Ömür dediğiniz bu yolda siz iyi niyet ve sevginiz ile dikenleri güllere çevirebilirsiniz .


Nuray Altay Püsküllüoğlu

09 Mayıs 2020 3-4 dakika 1 denemesi var.
Beğenenler (4)
Yorumlar (3)
  • Merhaba Nuray Hanim, genel olarak yazınızı elbette ki beğendim ama biraz ötekileştirme hissi de uyandırmadı değil, iyi bir yaşam sürmek ve çevremize iyilik sunuyor olabilmek için "gerçekten iyi insan olmak" yeterli. Çünkü, iyi insan olmak veya olmamak alışkanlıklarla çok da bağlantılı olmayabiliyor elbette ki bu benim bakış açım, düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkürler, yazilarinizi ve paylaşımlarınızı memnuniyele takip edeceğim, sağlıkla...

  • 5 gün önce

    keşke çevremizi, dünyamızı, alemi bir defa gerçekten kelimenin tam anlamıyla görebilsek, o zaman bakış açılarımız büsbütün değişebilirdi, bunu gördüğünü ve duyduğunu söyleyenler acaba ne kadar bu alemi yaradanı gerçekten seviyorlar. Ve bu sevgiyi; adaleti, yükseğe çıkarabilme gayretinde olmak ile helal lokmayı temin etmek ile sağlamak yönünde hangi gayreti ve sorumluğu gösterebiliyorlar. Yoksa adaleti yerin dibine katar batır, helal lokma dersen adama gülerler helede bu dünya malına tapar hale gelmiş bu çağda. Demem o ki sevmek öyle sadece gökyüzünün maviliğini görmekle olmuyor Nuray hanım. düşüncenize saygı duyuyorum elinize sağlık. selam ve dua ile.

  • 5 gün önce

    Sevmenin ön şartı belki de daha önce kendini sevmek, sevebilmek. Bir düşünür ''Sevgi sevgi üretir, hiç bir şey üretememek sevgisizliktir.'' demiş. Sevginin çok önemli bir özelliğidir, bir çok şey paylaşıldıkça azalır, yok olur gider, kimi zaman, sevgi ise paylaşıldıkça çoğalan bir duygu yoğunluğudur... Bu gün intihar ile yaşamlarına son vermeye çalışan insanların çoğunun kendini sevmediği gibi, diğer insanları da sevmeyen ve kişilik bozukluğu olan insanlar olduğu gün gibi aşikardır... Oysa ki yaşam son verilmeyi değil, ona değer verilmeyi hak ediyor. Zenginlik, fakirlik göreceli bir kavramdır, çok parası olamadan da çok mutlu olabilir insan yine bir düşünür ''Paradan başka harcayacak hiç bir şeyi olmayanlar dünyanın en fakir insanlarıdır.'' demiştir... Kendimiz ile barışık bir hayat hem dünyamızı hem de ahiretimizi daha sağlam temeller üzerine oturtmamıza olanak sağlayacaktır. Kutluyorum güzel yazınızı Nuray Hanım...