Sırtını Dönenler

"Bana ne" demek kolaydır. Tek kelime bile değil; iki kelime, üç hece. Ama arkasında taşıdığı ağırlık, bu kısalıkla ters orantılı.


Bu ifade, ilk bakışta kişisel bir tutum gibi görünür. Oysa toplumsal bir tercih. Bir olaya sırt dönmek, yalnızca o ana verilen bir tepki değil; ortak yaşamdan çekilen bir imza. "Bu benim sorunum değil" demek, "bu toplum benim toplumum değil" demekle aynı kapıya çıkar; farkı, ikincisini nadiren yüksek sesle söyleriz.


Kayıtsızlık neden bu kadar yayılır? Basit bir nedeni var maliyeti düşük görünür. Haksızlığa tanık olan biri, müdahale ettiğinde ne kaybeder? Zaman, enerji, belki bir çatışma. Sustugunda ise hiçbir şey kaybetmez; en azından o an. Bu hesap, kısa vadede mantıklı görünür. Ama uzun vadede sesi kesilen doğrular ve sıradanlaşan yanlışlar birikirir. Birinin susması, bir sonrakine sessizliği normalleştirir. Sessizlik yayılınca, ortak bir dil kurmanın zeminide çöker.


Bu yapı, güvensizlikten beslenir. İnsanlar, müdahil olmanın karşılık bulmayacağını düşündüklerinde çekilir. Haksızlığa ses çıkaran biri yalnız kalırsa, bir daha ses çıkarmaz. Yalnız kalmamak için ise birileri önce adım atmak zorunda. Bu kısır döngüyü kırmak, bireysel bir cesaret işi ama yalnızca bireye bırakılamaz.


Eğitim burada devreye girer. Ama sıklıkla yanlış anlaşılır bu rol. Değerler eğitimi, ayrı bir ders olarak verilemez. Empati, sınıfta anlatılarak değil yaşanarak kazanılır. Öğretmenin haksızlık karşısında nasıl durduğunu gören çocuk, teorik bir ders almaz somut bir model görür. Aileden başlayan, okulda süren ve sosyal çevrede pekişen bir süreç bu. Yalnızca bilgi aktarmak yetmez, tutum aktarmak gerekir.


Medyanın etkisi de göz ardı edilemez. Toplumsal duyarlılığı artıran içerikler üretmek değerli; ama bu içerikleri tüketen biri, tüketmekle sorumluluğunu yerine getirdiğini sanırsa, bir adım ileri gidilemez. İzlemek ile harekete geçmek arasındaki mesafe, kayıtsızlığın en modern biçimi olabilir.


"Bana ne" diyenlerle dolu bir toplumda sorunlar büyür; bu doğru. Ama "ben varım" diyenlerin varlığı da her zaman yeter değildir. Önemli olan, bu iki grubun arasındaki geçişi mümkün kılmak. Çünkü çoğu insan kayıtsız değildir; yalnız kalmaktan korkar. Yalnız kalmayacağını bilse, adım atar.


Sırtını dönen biri çoğu zaman kötü insan değildir. Sadece, adım atmanın karşılık bulacağına inanmamaktadır. Bu inancı yeniden kurmak, en zorlu ama en zorunlu iş.


Turgay Kurtuluş 

12 Nisan 2026 2-3 dakika 107 denemesi var.
Yorumlar