Tık Tıkı Tık Tık Tık Tık

Ana cadde boyunca asilce yürüdü.
Sokağın sonunda Menekşe'nin annesi kusur işlemiş gözlerle ona baktı.Aldırmadı, geçti yavaşça. Köşeyi dönünce adımları hızlandı. Arada bir arkasına ürkekçe bakıp hemen önüne döndü. Aslında durmadan arkaya bakmak arzusundaydı ama bu çok saçma olurdu. Kimse kaçtığını anlamamalıydı. Yoksa insanlar peşine takılır. O da heyecan yapar -ki zaten çok heyecanlıydı- bütün işi berbat ederdi. Gün ortasında kaçmak akıl kârı değil ama ne yapsaydı. Uykusunu almadan çişe bile gitmezdi ki. Acaba insanlar ona bakıyor muydu. Yüz metrelik yol sanki durmadan uzuyor, uzuyordu. Sonunda bitti kader arkadaşının ahırına geldi. İki toynağını parkeye önceden kararlaştırılmış tonda vurdu.
- Tık tıkı tık tık, tık tık.
Çenesini hafif kaldırıp kafasıyla dinleme pozisyonu aldı. Ses yoktu. Bekledi. Bekledi. Hafif bi kişneme sesi geldi. Bizimkisi keyiflendi. Çitlerin köşesine geçip erketeye yattı. Güneş bir mızrak boyu ilerledi. Çitler açıldı. Bir o kadar asil bir at daha sokağa girdi. Küçük bir velet koca atın önünde yuları çekiştiriyor. Bizimkisi çitin dibinde yularsızlığından muzdarip bekliyor hâlâ . Çocuk önde bizimkinin yavuklusu arkada; bizimki ise en arkada kervan gibi yola düştüler.
İkiside köprüye kadar birbirlerine hiç bakmadılar. Çocuk bet sesiyle bir türkü tutturmuş gidiyor. Dar taş köprüyü geçtikten sonra yavuklu kafasını öyle bir savurdu ki çocuk dereye uçacak sandım.
Bizimki ve yavuklusu meşe ormanına doğru dört nala koşmaya başladılar. Dişi at arada bir yularına basıyor. Boynu yere doğru hızla çekiliyor. Bizimkinin içi cız ediyor. Dişi aldırmıyor. Koşuyor, koşuyorlardı.

Çocuk türküsü yarıda kesilmiş şaşkın ve bir o kadar öfkeli kalakaldı.

08 Nisan 2017 1-2 dakika 1 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar