Tıka Basa Doydum
Önce uzvum kesiliyor sanıyorum, acının alaycı gülümseyişi asık suratlı fotoğraflarıma düğmelerini ilikletip bir kahrediş dolu ceket giydiriyor, elini öptürüyor. Hüsnükuruntulu aşk şerbeti üstüme dökülüp kaloriferin ayarını bozar gibi ayarını bozduğunda kalbimin, yarınları yakmakta olduğumu fark edemedim. Şu an. Şimdi. An be an.
Sevdanın tebeşir tozunu yutup ateşim var sanacak kadar aptal olan kalbimin, gülümsemeyi unuttuğu için dişlerini fark edemediği bir gönül yorgunluğu var. Nesneler afili, ruhu bezirgânken kalemimin.
Seni devrile devrile devrik cümlelerimin örtüsünü kaldırıp üşümesine izin vererek gönlümün absürt mecazlarından kaypak bir gidişe teslim ediyorum. İadeli taahhütlü.
Gidişinin haberi bana ulaşmalı, gelmeli ve ben artık kendimi kutlamalıyım.
Anlam bozmalarımdan, şiir tereddütlerime kadar kalbimde hep sen vardın.
Bugün nalburdan aldım beğenmedim ve iade ettim gibi bir kararla seni benden gönderiyorum. Eczacının günde üç doz dediği saadeti sende yaşayamadım.
Feryadı kuşların kanatlarına taktılar, bir uçuş pir uçuş. Sesim sana avaz değilse hep bundan. Kuşlara uçmak yaraşır, sesleri gür değil yaşamaktan yana.
Tıka basa doydum.
Bir ömür beni mutlu edeceğinin aşk sofrasını hazırlasan, artık sana tok; kendime kendimi borçluyum.
Dilara AKSOY
