Topluma Kültür Adına Bir Şey Veremediğiniz Zaman

Bundan seneler önce tek kanallı aslan gibi TRT miz vardı. Önce iki üç gün yayın hayatı varken, sonrasında her gün yayın yapılmaya başlandı. Gece 24.00 de biterken, 24 saat yayına geçildi, sonrasında özel kanallar yayına girdi. Şimdilerde yüzlerce kanal ve kanallar arasında reyting kapışmaları var...

Televizyon seyretmeyi pek sevmesem de ara ara bakıyor insan, gözünü alamıyor yine de. Bir iki kanalın bazı programları hariç dişe dokunur, kayda değer bir program yok. Laf olsun torba dolsun, diye, insanlara hoşça vakit geçirtmek için, özünde ise hiç bir şey vermeyen realite şovlar, insan metabolizmasını zorlayan programlar.

Mutfağa girmiş yemek yapan, yemek yaparken de birbirine laf sokan, onu da bayıla bayıla izleyen bir sürü gerzek hatun. Magazin desen zaten bir felaket... Kim kiminle kırıştırıyor, büyük aşk yaşıyor ''Nasıl büyük aşk ise altı ayda da boşanıyorlar.'' Bana ne yahu sizin ne haltlar karıştırdığınız...

Gece yarılarına kadar süren spor programları... Yok o pozisyon penaltı mıydı, değil miydi, durumları... Ertesi günde işe esneyerek gitmek ve iş yerinde uyuklamak, şeften ya da müdürden de fırça yemek. Oh ne ala...

Tarihi diziler almış başını gidiyor. Olaylara objektif yaklaşımlar var mı yok mu, iyi incelemek lazım. Zırt pırt vizyona giren beynimize çakılmaya çalışılan reklam furyası... İnsanın alacağı varsa da sinir olup vaz geçiyor inanın...

Şiddet sarmalına girmiş ve bir türlü de bu sarmaldan kurtulmayan mafya dizileri... Her bölümde harcanan onlarca figüran. Birbirinin kuyusunu kazmaya, gözünü oymaya çalışan kadın, erkek aykırı tipler... Oyuncuların ceplerine giren bölüm başına binlerce dolar, psikolojisi bozulan ise benim gariban vatandaşım, gariban halkım... Ondan sonra da toplumda suç oranları niye bu kadar arttı sorusunu sor dur. Her şey açık ve seçik gün gibi ortada değil mi?

28 Mayıs 2021 1-2 dakika 1176 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar