Unutulacak Gibi Değil

Tamer Üstünel'e...


Âh be Hocam. Gerçekten yalancı dünya. Bu dünya kimseye kalmıyor. Kimse de bu dünyada kalamıyor. Zamanla bir bir unutuluyor güzel şeyler, güzel insanlar. Her ne kadar istemesek de, doğamız gereği unutuyoruz. Her gün biraz sesinizden, biraz da gülüşünüzden koparıyor zaman bizi.

Üç yıla bir ömür sığdırdık Hocam. Bitmez dedik. Okul bitse dostluğumuz bitmez dedik. Yine beraber oluruz dedik. En sevdiğimiz Adam'dınız.

Aramızdaki muhabbetin farklı bir seviyesi vardı. Bazen ciddi bazense çok samimiydik. Son zamanlarda artık biz iyice cıvıtınca demiştik ki "herhalde adama ayıp oluyor. Bence biraz kendimize çeki düzen verelim" belki de hep samimi kalmamız için bu kadar erken gittiniz Hocam. Ciddi olmamıza fırsat tanımadan. Ama hep aklımda kalırdı. Acaba bu kadar çok samimi davranıyoruz da, siz de bizim gibi hissediyor musunuz, yoksa bize katlanmak zorunda gibi mi hissediyorsunuz kendinizi? Hep bu soruyu sordum içime, her gün.. Size daha öncesinden sormuştum, ama cevap vermemiştiniz araya başka konu sıkıştırıp geçiştirmiştiniz. Şimdi anlıyorum ki;

"lafı bile olmazmış"

Ve içimden geçen tüm bu soruların cevabını, bu dünyaya bıraktığınız en büyük miras olan birer inci tanesi evlatlarınızdan öğrenmek ayrı bir gururdu benim için. Evinize geldiğimizde kızınız beni göstererek "Atıf Yılmaz bu mu?" diye sormuş . Arkadaşların evet diyerek onaylaması üzerine "Babamın en sevdiği öğrencisi o. Evde hep ondan bahsederdi..." dediği an ben bittim Hocam. İçimi öyle bir huzur kapladı ki... Görevimi layığıyla yaptığımı ilk o zaman hissettim. O sırada sizin küçük oğlan Alperen kucağımdaydı. Saçını okşadım. Sarıldım, iki kez kokladım. Birincisi sizin için, ikincisi onun ağabeyi olduğum içindi...

Bakışı ve hareketleri aynı siz. Hele gülüşünü görseniz, tekleyerek gülüşü, dili, dişleri, gözleri...

Hocam siz ne güzel insansınız be...

Ne anlatayım ki ben şimdi. Siz gideli 24 gün oldu.

Hala rüyama girmediniz. Sizi son görüşüm. Siz vefat etmeden bir gün önceydi.

Okula gelmiştim, odanızdaydınız. İçerisi parıldıyordu. Üzerinizde, hala o askıda duran ceketiniz vardı. Beni görüp "napıyosun lan sen burda" demiştiniz. Hani hızlı bir konuşmanız olur ya. Öyle demistiniz. Hocam oda müsaitse gelim ben de demiştim. Olmaz sen gelme demiştiniz. Niye hocam dedim. Olmaz işte boşver sen beni hadi sınıfına git demiştiniz. Hocam.. Gözyaşlarımı tutamıyorum. Her sabah namazı için abdest alışımda yine gözlerimin önüne geliyorsunuz.

Bekliyorum hocam. Rüyama girmenizi, okula gidip odanızdaki size yaptığımız uçakları bize geri vermenizi istiyorum. Sizden kalan ne varsa toplamak istiyorum. Okulun duvarlarına ağaç ekimi için kağıtlar asmıştınız. Onları da aldım. Bir siz kaldınız. Kısmet.. Şunun şurasında yaşayacağımız kaç vakit kaldı. Buradayken hiç içemediğimiz çayı siz koyun. Ben gelince demlerim.

Selametle Hocam...

05 Haziran 2017

Bu Dünyadan Bir Adam Geçti

12.05.2017

Atıf Yılmaz

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış