Uyuyan Hücreler

Bu kelimeyi duymayan yoktur terörden beslenenlerin kuyruğuna basınca yada besledikleri teröristleri yok etmeye kararlı bir irade ortaya çıkınca deşifre olup yok olacaklarını hissettikleri anda kendilerini unutturmak ve gizlemek için mücadele edeni mücadeleden vazgeçirmeye çalışan, vazgeçmezlerse harekete geçen acımasız, aşağılık terörist bir yapıdır.

Uyuyan hücreleri sadece suikast yapan, masum insanların canına kıyan silahlı bir yapı olarak düşünmeyin. Bunların silahsız versiyonlarıda liyakat olmayan kamu kurumlarında, bir türlü ele alınmayan darbe dönemi siyasi partiler, sendika, dernek ve vakıflar yasalarından dolayı sivil toplum örgütlerindede uyuyan hücreler vardır. Bu silahsız versiyon uyuyan hücreler kamu kurumlarında sendika, siyaset ve dernekleri kullanarak yalakalık, dalkavukluk ve kıymetli ispiyonları karşılığı çalıştığı kurumlarda az iş, az sorumluluk, çok kazanç getiren bölümlerinde çalışması için yer tahsis edilmiş yöneticilerin dokunamadığı, disiplin kurallarının teğet geçtiği bilmem, anlamam, görevim değil taktikleri ile kendini soyutlatan serbest çalışanlardan oluşan bir yapıdır.

Bu silahsız uyuyan hücreler iş yaşamının ahengini, hiyerarşik yapısını bozan liyakat ve adaleti yok edip dalkavukluk ve yalakalığı kurumsallaştıran, çalıştığı kurumları üretim, kalite ve hizmet olarak iyi bir seviyede tutmaya çalışan başarıya odaklanmış yönetici ve çalışanların ayaklarındaki prangalardır. Ekip çalışmasına geçilmesinin önündeki en büyük engeldir. Bu yapı devlet içinde var olan dışardan siyaset, sendika ve derneklerle desteklenen, bulunduğu makamı bu yapıya borçlu yöneticilerce beslenen herkesçe bilinmesine rağmen çalışma arkadaşlarının nefretini kazansada ağzı laf yapmada, kendini pazarlamada ustalığıyla güç sahiplerinin sevgisine mazhar olmuş bir oluşumdur.

Bu yapı öyle bir yapıdır ki yönetici olanlar bu yapıyı, uyuyan hücrelerde yöneticileri çok iyi bilir. Yönetici olmak istemiş olamamış, bir makama mevkiye gelmek istemiş gelememiş bir grup daha vardır ki onlarda uyuyan hücreler ile yöneticiler olaki çatışırsa uyuyan hücreler bir yönetici yerse banada buradan ekmek çıkar diye sırtlan gibi pusuda bekler. Yöneticiler yönetme yetkisini paylaştığı, çalışanlar uyuyan hücrelerin iş yükünü üzerine aldığı sürece bu hücreler pasif hale geçer. Yönetici ve çalışanlar bu yapının kontrolünden çıkıp eşit iş, adalet, liyakat, disiplin, etik, ahlak, değişim yoluna saptığı zaman silahsız uyuyan hücreler aktif hale geçer. Çünkü yönetici ve çalışanların bu yola sapması uyuyan hücrelerin yok olması demektir. Uyuyan hücreler herşeyi değişimi bile ister ama kendilerine dokunmamak şartıyla.

Bunların aktif hale geçtiğini kurumlarda sote odalarda ikili fiskos, tenha yerlerde bitmek bilmeyen telefon görüşmeleri, kurum dışında toplu parti, sendika, dernek istişareleri başladıysa aktif hale geçmiştir. Bir sonraki aşama kurum içindeki dedikoducu ve yaygaracılarına yok ettirmek istediği kişi hakkında aktardığı ispiyonların doğruluğu ve inandırıcılığı için birde herkes tarafından parti dernek sendikalara yoğun şekilde aktarılıp baskı yaptırma aşamasıdır. Uyuyan hücreler amacına ulaşmak için hiç bir zaman çatışmayı sevmez, çatıştırmayı sever.

İşyerlerinde bu uyuyan hücreler aslında işyeri, çalışan, yöneten, siyaset, sendika, dernek, devlet içinde bir tehdittir ve yok edilmelidir. Bu yapıyı oluşturanlar kurum içinde dokunulmazlığını, liyakatsizliğini, kendini, sağladığı çıkarları gizlemek için işinde gücünde sadakatle çalışan kendinden sonraki nesillere de ekmek kapısı olsun diye çalışanların işyerine sağladığı yararın üstünü örtüp siyasi görüşleri, inançları, sendikal tercihleri ve özel hayatlarını ön plana çıkartarak insanlar arasına nifak sokup ayrıştırarak çatıştırmada son derece uzmandır. İşyerlerinde bu yapının çatıştırdıklarına bir bakarsanız aslında hepsi işinde başarılı, çalışkan ve saygın insanlardır.

Bu insanlar sağlıklı düşünür, bir araya gelir, çatışmaz ise uyuyan hücreler bulunduğu pozisyonu muhafaza edemeyeceği için buna müsaade etmez. Birbirleri ile kanlı bıçaklı olsalar, farklı fikirde zikirde olsalar dahi yok olacaklarını anladığı an geçmişe bakmaz pozisyonlarını muhafaza edebilecekleri bir kişi etrafında anlaşmış gibi toplanıverir. Bunu anlamak için alim olmaya gerek yoktur. Eğer düzenin değişmesi, karşılık beklemeden hizmet için girdiğiniz mücadelede çatıştığınız insanlarda sizin gibi iyi insanlardır önemli olan kamufle olmayı başaran siz çatışmakla meşgulken malı götüren uyuyan hücreleri görebilmektir.

Uyuyan hücrelerin en büyük mahareti çalışkan dürüst insanları odaklandığı konu dışına çıkarıp çatıştırarak sağlıklı düşünmesini engellemektir. İyi, dürüst işinde gücünde çalışkan insanlar, yöneticiler, çalışanlar her zaman bu tuzağa düşer. Bunları yok etmek için önce sağlıklı düşünmeyi öğrenmek bunlarla mücadele edenlerin yanında yer almak, bunların servis ettiği dedikodulara itibar etmemek, birlikte çalıştığımız iş arkadaşımızın bizi ilgilendiren iş yerine katkısı, iş ahlakı ve iş yükünü eşit paylaşım, kazançtan eşit pay alma dışındaki bizi ilgilendirmeyen özel hayatları, inançları, siyasi görüşleri, tercihleri ile bizi çatıştırıp kendini unutturan bu uyuyan hücrelerin oynayacakları oyunu bilerek ve onların oyunlarına gelmeyerek yok edebiliriz.

Bunları yok etmek imkansız mı tabiki hayır bunların beslendiği yerleri bunlara bırakmamak, olmuyorsa terk etmek, siyasi partiler, sendika ve dernekler kanununun demokratik ve katılımcı bir yapıya kavuşması için çalışmalar yapmak, gerekirse bu yapılardan çekilip demokratik katılımcı örgütler altında bir araya gelmek gerekir. Hukuk, adalet, ahlak ve liyakati temel alarak çalışma hayatı içindeki bu düzene acilen çeki düzen vermek kaçınılmazdır. Yasalardaki boşlukları gidermek sorunları gidermek yerine temayül, genel merkez müdahalesi, çarşaf, doğal delegelik, fes etme, kayyum vb yollara başvurup antidemokratik düzen yüzünden uyuyan hücre düzenine çeki düzen verilmezse istediğiniz kadar reform yapın hep kağıt üzerinde kalacaktır.

Devlet içinde, siyasi partilerde, kamu kurumlarında, sivil toplum örgütlerinde, böyle bir oluşum vardır. Yöneticiler bu uyuyan hücrelere dokunup uyandıramadığından bunların iş yükünü çaresizce verilen her görevi yapan çalışanlara yüklediğinden çalışanlarda buna ses çıkaramadığından huzursuz ve mutsuzdur. Yöneticiler bu yapının elemanlarını işyerlerinde aktif olarak çalışmaya katamadığı ve iyi niyetli çalışanlarıda bu yapı yüzünden motivasyonunu sağlayamamadığı için vatandaş hala modern yapılarda kaliteli hizmet alamamaktadır. Bundan dolayı gerekli yasal düzenlemeler yapılıp yönetici ve çalışanların üzerindeki baskı yok edilmelidir.

Devlet, siyaset ve sivil toplum kuruluşları katılımcılığın artması için çok iyi bildiği bu yapıyla arasına mesafe koyup kurumlarını, yönetici ve çalışanlarının denetimini uyuyan hücrelerle değil kendi denetim araçları ile yapıp bu silahsız kamusal terörü yok etmesi gerekir. Yöneticilerin irade ve yönetme yetkisine ortak olan, çalışanların motivasyon ve psikolojisini alt üst eden hak edenin hak ettiği makam ve mevkilere gelmesinin önündeki bu görünmez duvar adalet ve liyakatin en büyük düşmanıdır. Bunlar uyuyan hücrelerdeki silahlı teröristler kadar tehlikelidir ciddiye alınmalı yasal boşluklar giderilip yarardan çok zararı olan bu silahsız uyuyan hücre yapısı kurumlar ve sivil toplum örgütlerinden temizlenip yok edilmelidir.

08 Eylül 2018 6-7 dakika 25 denemesi var.
Yorumlar