Veda Denemesi
Bir veda hikâyesi bu… Dağınık aşklardan, alacayı siyaha bulamak isteyen telaşlardan kopup kendini bulmanın hikâyesi. Derin ve ürkek yalnızlığa paye edilmiş sahte aşklardan çekiliyorum. Gurur bulamacıyla köksüz aidiyetlerin ipini kesiyorum. Gönülde bir yem, geminin kaptanında Füreyya bir seda kalmadı.
01.01’i külden geçiyor zaman; bir daha ağlamak yok. Her sonbahar, kendi baharında solmayan bir umut taşır. Onun nezdinde, onun samimiyetsiz gülüşüne kapaklanıp yine onun sahte varlığına güller açılmayacak.
Baharı tanzim, hak edeni takdim ediyorum: kalbime. O da beni bekliyor. Özürlü ve kefaleten yarım aşkların derdinin ortağı olmayacağım.
Bu, veremli aşkları kendi kusurlarında öksürtüp acısı çıkana dek savmanın hikâyesi. Önce çekirdekten yetişme bir umut yeşerdiğinde gönlümde, yaralarıma zaman bir konyak döküyordu.
Dönek adamların bineklerine binip aceleyle benden kaçtıkları toy yaşımdaydım. Artık büyüdüm. Canım sizi çekmiyor. Alametifârikanızın fabrika ayarlarına buyruklarla kepazelik sunduğu gönül çamurunuzda yıkanmayı reddediyorum.
Alaylı bir gönül kuşuydum. Uçarken bahtıma düştüm, yaralandım. Yağmurun dilinde bir iç çekişin yeni güne heves şahidiyim.
Bulacaksa o beni bulur. Gönlümün hak ediş yolunda ömrüme bereket olur. Sizi gidi külliyen yalanlar! Nasıl olduğunuz gönlümün dilinde bir merak değil. Haddini aşan dağlardan koyunlar güdüldü, önümüz bayram.
Ben de sizi kurban ettim. Cehennem gülüşlerinizin yangısı, ses getiren kepazeliğinde bir güve şimdi.
Yedik, içtik, doyduk.
Yalanı yüzünüzden, yılanı gözünüzden tanıdım.