Yara

Benim arkamda bırakamadığım bir yaram var. Kabuk tutması için ise sürekli yazıyorum. Kelimeler bir ağ gibi örtüyor üzerini, ilmek ilmek örüyor. Ben inat edip harfleri birbirine bağladıkça yaram daha da açılıyor, büyüyor, genişliyor ama hafiflemiyor. Kan boşaltıyorum, irinlerini akıtıyorum ama dindiremiyorum. Sebebini biliyorum. Sebebi çok derinde bir yerde, beni ben yapan bir noktada. Var olma nedenimden acıyorum ben. Tenimi oluşturan bir hücre hatalı, yanlı, olmaması gereken. Varlığım sancı veriyor bana. En baştan diyorum evren kurulurken söylenmeliydi ki ben olmamalıydım. Yazılı bir kural olmalıydı, yasak olmalıydı, imkânsız olmalıydım. Ruhum belki var olsa yalnızca bu denli huzursuz olmazdım lakin bedenim ağır geliyor ruhuma. Taşıması en zor yük gibi bir şey. Ancak sorunu bilmek çözüme ulaştırmıyor beni. Bu yüzden süslü laflarına ihtiyacınız yok benim. O kadar kolay değil, beylik lakırdılarınıza hiç ihtiyacım yok. Ya arkamda koca bir dünya, yaşanmışlık bırakacağım ki bunu asla yapamayacağımı biliyorum ya da o yara ben örttükçe kanayacak. Ben kelimeleri kağıtlara yazacağım, insanlara anlatacağım, göklere fısıldayacağım ve her bir an onu durdurmaya çabalayacağım ancak her geri dönüşümde o yarayı bilerek, hür irademle yeniden açacağım. Evet bu bir bilinçli tercih. Ve evet bu yüzden şikayetçi olmamalıyım. Dengeyi kurmayı öğrenebilirdim belki bu kadar zamanda ama ben de onu öğrenemedim. Ruhuma aldığım her darbeyle zamk gibi zemine o kadar büyük yapışıyorum ki her geri kalkışım sancılı oluyor. Kalkarken ben buradan ne ders aldım diye düşünemiyorum. Sadece kalkmalıyım. Buradan gidene kadar bu ruhu ayakta tutmak zorundayım. Topluma karışmalı ve yaramı gizlemeliyim. Kanarsa da benim bedenim böyle demeliyim. Bazen kanar ama onun da normali bu işte. Kanayacak ki yeniden kalksın, kalksın ki daha rahat nefes alabilsin ama işte bir de öğrenebilse…

06 Eylül 2022 1-2 dakika 16 denemesi var.
Beğenenler (4)
Yorumlar