Yazar Olmanın On Püf Noktası

İnsan aklıyla düşünür, kalbiyle hisseder, diliyle konuşur, eliyle kayda geçer.

Akıl kalp diyalogunu kaybedenler ya hissiz salt kelimeler yığını veya cahil duygu hamalı olur.

Yazar veya şair olma yolunda atılacak ilk adım: Akıl ve kalbini el ele vererek sorumluluk bilinciyle yeni ufuklara yürümesidir.

Bu yürüyüşte birkaç hususu genç yazar ve şair adaylarıyla paylaşmak ve onlara bu hususta rehberlik etmek için bu küçük çaplı çalışmayı kaleme almaya karar verdim.

Kısaca yazar olmanın 10 püf noktasını şöyle özetleyebiliriz:

1-Duygu ve düşüncelerimizi sistemli bir şekilde yazıya aktarma erki verecek günlük yazma alışkanlığı kazanmak. Bu şekilde kendimizi yazıyla ifade edebilme alışkanlığı kazanabiliriz. Zaman içinde düşüncelerimizin ifade edilişindeki ustalık fark edilecektir. Ancak istikrar şarttır.

2-Derelerle ve yağmur sularıyla desteklenmeyen denizlerin bile kurumaya yüz tutacağının şuurunda olarak bilgi deryamıza kitap nehirlerinden akıntılar sunmaya özen göstermek gerekir. Okumayan insanın ufku sığ göle benzer. Durağandır. Bunun için kitaplarla dostluğumuzu sürekli olarak canlı tutmalıyız. “Kitaplar sessiz öğretmenlerdir.” (Gellius)

3- Yazmak bir yürek işidir. Asla taassubun ve bencilliğin kelepçeleriyle yüreğinizi sıkmayın. Çünkü bu, özgür bir birey olmanın önündeki engellerden birisidir. “Bencil insan, tek başına kalmış meyvesiz bir ağaç gibi kurur gider.” (Turgenyev) Bu bağlamda şunları söyleyebiliriz: Cahil insan duygularının kölesidir, bilgin ise efendisi. Köle insanın özgür bireylere yol gösterme ehliyeti söz konusu olamaz. Bunun için yazarlık duyguların köleliğinden kurtularak, onları şekillendirecek bir olgunluğa ve yetkinliğe sahip olmayı da gerekli kılar.

Duygu ve düşüncelerini nasıl süreceğinin bilincinde olamayan insanların trajik komik kazalar yapması kaçınılmazdır.

4- İnsan olmak sorumluluk bilincinden bağımsız oluşu değil, bireyin kendinden başlayarak içinde yaşadığı toplumun sorunlarına çözüm sunabilecek bir anlayışa sahip olmayı gerekli kılar. Yazarlık bu anlamda sorumlu bir insan olmakla eş anlam ifade eder. Eğitim, çevre, kültür, gençlik, gelecek, siyaset, ahlak, toplum, aile gibi konular gündemini meşgul etmelidir.

5- Geleceğe sunacak bir takım idealleri olduğuna inanmalıdır. Bu da gençlerin kendilerini ifade edebileceği bir inanç ve anlayış içinde olmalarıyla mümkündür. Çünkü. “Hedefsiz gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.” (Montaigne)

Genç yazar adayı ilk önce kendisine bir hedef belirlemelidir. Ne yazacak, nasıl yazacak ve niçin yazacak. Bu soruların cevabı yüreğinde dillenmiyorsa hiçbir kıyıya varamayan gemi okyanusun sınırsızlığında kaybolup gider. “İnandığımız şeyler yaptığımız şeylerden farklı olduğunda gerçek mutluluk mümkün değildir.” (Dana Telford) Yazar olmaya inanmak yazar olmak için çalışmak demektir. Bu da bir idealdir. Bu idealin gerçekleştirilmesi için çaba gösterilmezse yazarlık sadece çöldeki bir seraba benzer. Kavuştuğunu sandığın an da kaybedersin.

6- İlk süreçte kendisini takip edeceğin örnek bir yazar veya şairin olması gerekir. Zaman içinde kendine yenir tarzlar geliştirerek özgün bir kimliğe kavuşabilirsin.

7- Yaşadığı, karşılaştığı olayları ibret çerçevesinde değerlendirecek bir kavrayışa sahip olmalıdır. Çünkü bu algı gencin gücünü arttırarak yeni ve özgün bakış açıları geliştirmesine katkı sağlayacaktır. Böylece belki de o güne kadar her kesin aynı şekilde yorumladığı olayı daha farklı değerlendirmesine neden olarak orijinal bir fikir ortaya çıkaracaktır.

8- Yazdığımız küçük büyük, önemli önemsiz yazılarımızı yetkinliğine güvendiğimiz büyüklerimizle paylaşarak, yapıcı eleştirilerden ilham alabilmelidir.

9- Kelimelere anlam katarak onları duygu dünyasında dans ettirebilecek bir kavrayış yolculuğunda olduğunun farkına varabilmek.

10- Günün bayağı sıkıntılarından ve rutin yürüyüşlerinden uzak, tek renklilikten kurtulmak için gökkuşağının renklerinden ilham alabilecek bir potansiyel sahibi olduğuna inanmak gerekir. Bunun içinde çeşitli kitapları okuyarak düşünce dünyasını siyah beyazdan kurtarmalıdır “Okuyup yazanla okumayan arasındaki fark ölü ile diri arasındaki fark kadardır.”(Aristo) Ölü insanın gözü mezarda olduğu için sadece hayatı karanlık ve daraltıcı bir şekilde yorumlar. Yaşayan insan ise hayatta olduğu için, her mevsimin kendine özgü renkleriyle hayatı yorumlar. Bunun için yazar olmak istiyorsanız ilk öce hayatta olduğunuzun ve yaşamdaki her rengin kendine özgü bir değeri olduğunun bilincinde olmalısınız.

Yazar; düşünce egzersizleriyle zihnini sürekli zinde tutarak, yüreğinden damıttığı duyguları yazıya aktarabilendir.

Yazar; Kelimeleri duygu ve düşünceleriyle anlamlandırabilendir.

Şair; kelimeleri duygularıyla dans ettirebilendir.

Hepinize yazı dünyasının gizemli ve bir o kadar da eğlenceli, zorlu, yolculuğunda başarılar dilerim

21 Eylül 2022 4-5 dakika 58 denemesi var.
Beğenenler (7)
Yorumlar (2)
  • 1 gün önce

    Güzel bir konuya değindiniz Seyit bey. Hakikat her daim bellidir.

    Kutlarım güne değene denemenizi, saygılar...

  • 1 gün önce

    Emek verilmiş, yol gösterici ve anlamlı bir paylaşımdı, gönülden kutluyorum tebrikler. En içten selam ve saygılarımla. Esen kalınız.