Yeraltı Yazılarım

Yeraltı Yazılarım

...suya ve cama ve su birikintilerine düşen aksim eğlence aynaları gibi , komik ve kırılgan ve bakmak isteyipte çabuk  vaz geçtiğim görüntüler , yürümek bana iyi geliyor , dar taşlı ara sokaklardan  sahile geliyorum , sahil kalabalık yine , bulutlar iyice karardı hatta yere yakınlar birazdan başlar yağmur , yağmurun her damlasını tuttuğum günleri hatırladım , sevince insan her şey anlam kazanıyormuş meğer , güzel günlerdi ıslanmak şarkılar okumak sebepli sebepsiz selamlamak , daha anlamlı ve duygu yoğunluklu serüven gibi yaşamak , meğer herkesin şikayetçi olduğu her şey pekala şikayetsizce görülebiliyor, sevince insan trafik tıkanıklığı bile sıkıcı gelmiyor..vb, geldiğim yıl 2000 İstanbul bana hayatın yaşanması gerektiğini gösterdi kısa zamanda ve yedi rengi yaşattı , bu şehirde yağmurlar bile mavi, aşk mavi ile başlıyor mutluluğun rengi mavi çocuklar bile mavi gülüyor ne çok mavi var bu şehirde , ben bu maviyi sevdim rengim belli artık , caddeler vitrin vitrin yarışıyor dünyayı ayağınıza getiriyor , benimse tuhaf bir asma saat merakım düşlerime giriyor çıkmıyor da, onun tik takları yıllar önce beni vurmuştu vurduğu yer kanıyordu, neden niçin şimdi hatırlıyordum bir vitrin önündeyim ve vitrin saat dolu, hiç biri önemli değil dikkatimi çekmiyor, sadece köstekli olan yukarıdan serbest bırakılmıştı tek başına tüm saatlerin arasında vitrinin ortasında duran saat beni durdurmuş zamana yolculuk yaptırıyordu ,kaybolan değerlerimizin değişimin modern takntıları arasında bile nasıl da ilginç ve kıymette duruyordu köstekli saat , dedemi hatırladım köstekli saati ile nasıl da mutluydu, sessiz yalnızlığında tek yoldaşı biricik tutkusu sevdasıydı ve yetiyordu başka bir  hırsı arayışı tamahı yoktu, bizim anlamakta geciktiğimiz o saatin sırrı neydi ? dedem çağı insanları ve öncesinde olanlar köstekli saatleriyle kurdukları bağ ve hayat algısı kanaatkar sade çatışmasız ve barışık bir dünya , bende derin iz bırakan köstekli saat modern zorba algılarına kafa tutması yönüyle her zaman düşüncelerimde merkeze almışımdır  , beni uyandıran vapur düdüğü ile vitrin önünden ayrılıyorum, başka bir vitrin beni çağırıyor bir fotoğrafçı vitrini, arka fon resmi gelincik tarlası, o kadar güzel bir çekim ki cascanlı elimle dokunmak isteyecek kadar var, o kırmızı o iç alemimi sarsan ruhsal güzellik beni burada tutsak etti ve bende iyice yerleşti , ne zaman nerede gelincik görsem kıpır kıpır depremler geçirtir , ve bir şarkı ahmet kaya söylüyor : depremler oluyor beynimde/içimde intihar korkusu var/ bir gülsen ağlayacağım... bir yandan şarkıya eşlik ediyor bir yandan yürümeye devam ediyorum..


2021/çengelköy

25 Mayıs 2021 2-3 dakika 145 denemesi var.
Yorumlar