Yıkıcı

..çocuk günlerimin en can sıkıcı anısıdır, yıl 1960,Atatürk Orman Çifliği yakınlarında beştepe mahallesinde gecekondumuz inşa ediliyor,o yıllarda dikenli tarladan başka bir şey olömayan bu geniş arazi üzerinde her gün ve her gece bir ev inşa ediliyor,tabi bunun bir bedeli vardı,sık sık evlerimiz belediye tarafından gönderilen görevliler tarafından yıkılırdı, "yıkıcı " olarak kulaklarımıza ve bilinçaltımızda yer eden bu durum ,bizler için korkulu rüyaydı ve çok korkardık,"yıkıcı"sesi ve onun açılımı olan yıkım olayı,herkes birbirine fısıldardı veya koşuşmalar ,telaş ve endişe ve yüzlerde korku dalgaları yayılırdı,fakat başlangıçta olanları çocuk bilincimle yeteri kadar algılayamaz işin boyutunu bilemezdim,güzel mahallemiz sık sık " yıkıcılar geliyooo.." sesi ile yankılanırdı,biz çocuklar çevirdiğimiz çenberlerin yönünü yıkıcıların hızla gittiği tarafa çevirirdik,ama yıkıcılar bizden önce gitmiş cipten inen belediye görevlileri,ellerinde kazma ile işlerini gayet iyi yapmışlardı bile ,hiç vakit geçirmemişler işe koyulmuşlar evi oturulamaz hale getirmişlerdi, yazık neredeyse çatısı örtülmüş bitmiş olan evlerin çoğu yerle bir olurdu, priketlerle örülen evlerin her birinin acıklı hikayeleri vardır , bir ev sahibi olmak üzere bin bir sıkıntı ve heyecanlarla yola koyulan insanların sevinci maalesef bir yıkıcı ekibi tarafından yerle bir oluyordu, inanılmaz bir fotoğraftı şu yıkılmış evin hazin durumu ve ağlaşan çocuklar ve kadınlar,dayanılmaz bir hüzündü gözlerimizin önünde şahit olduğum durum , her şey canlı yayın gibi ve hayatın ta kendisiydi,ev inşaatında çalışan işçilerin üzüntü ve endişelerinden yüzlerinin rengi attığı kadar , evin sahibi durumunda olan anne ve babaların halleri,korkularla karışık mutsuz ve umutsuzluk kaplıydı,evin çocukları annelerinin kucaklarında ağlıyor biraz büyük olanlar hıçkırıklarını zapt ediyor,mahalleli engel olmaya çalışır gibi olmak istiyor ama aynı risk ve tehdit kendileri için de geçerliydi,o çocuk günlerde bir türlü anlamazdım,bu neden böyle oluyor niçin bu haksızlık ve düşman gibi davranışlar,bu yıkım işi defalarca tekrarlanıyordu ve göz açtırmıyordu belediye , ancak yıkılan evlerin yanında yıkımı unutulan mı diyelim yoksa rüşvet olayı mı dönüyor diyelim ,yıkılmayan evler de oluyordu ve mahallede evler çoğalıyordu,tek tük de olsa yıkımlar maalesef tüm hızıyla devam ediyordu "yıkıcılaaarr.." sesi dalga dalga sokak sokak yayılıyordu ,artık o yıkıcı veya yıkımcı ya da ne denirdi şimdi tam hatırlamıyorum,bir cip içinde gelirlerdi ve onları herkes bilirdi , cipin gelişinden adres arar gibi sokaklara evlere yanaşmasından anlardık,genellikle sivil olan bu belediye zabıtaları, mahallemizin en çok çekindikleri kimselerdi, o günlerde mahalle insanının birinci gündemi bu yıkıcıların rüzgarıydı,her gün yeni bir heyecan yeni endişeler yeni kararlar,ve hiç tükenmeyen ev sahibi olmak direnci,bir gecede konan evler,sabaha kadar canhıraş tüm aile fertleri ve işçi ve usta eşliğinde gerçekleşiyordu,herkes üzerine düşeni yapıyor arı kovanı gibi çalışılıyordu,bu çalışmalar gecede lüküs ışığında olurdu elektrik yok,harçlar karılır priket üstüne priket,pencereler takılır çerçeveleri camsız ama hemen çaresine bakılır renkli perdelerle iş olmuş bitmiştir, ev tamam görüntüsü verilirdi ,sabah aydınlığına kadar süren bu savaş netice vermiş gibidir ,ah oysa yıkıcıların aldığı ihbar mı ? yoksa alamadığı rüşvetten mi ? her neyse yapılan kontrollerde yeni yapılan hangi evler varsa işlem yapılırdı,bir gecede tamamlanan evler bir kazma darbesi ile mukavva gibi bükülür yana yatardı veya olduğu yere çökerdi,hemen içine çöken veya yana yatan evler bir kaç gün öyle kalırdı ,insanların kırılan ve tamiri zor duyguları kaç darbe daha alırdı ayağa kalkıncaya kadar evler,yıkıcılar tarafından tarumar edilen evler , mahallede batık gemiler gibi görünürlerdi, ah bu ve benzeri acılar,çocuk gözlerimin en hüzünlü şiiridir şahit olduğum her bir yıkım olayı..



mustafa kaya
2015/istanbul

27 Mayıs 2015 4-5 dakika 139 denemesi var.
Yorumlar