Yokluk

İnsanlardan yokluk kelimesini sıkça duyarız. Bu kelime ile genelde maddi, parasal yokluk kastedilir. Yaşadığımız sıkıntıların temelinde yokluk vardır ama asli yokluk unsurları göz ardı edilir. Gerçekte yoklukları önem sırasına göre saymak gerekirse;
Aklın yokluğu ilk sırada yer alır. Ceza hukukunda akli melekeleri bozuk olan insanlar cezai ehliyete haiz olmadıklarından dolayı cezalandırılamazlar. Keza İslam dininin esaslarını belirleyen Kuranı Kerimde de Akıl sahipleri için hikmetler vardır, o akıl sahipleri hakikati görürler, o akıl sahipleri hiç mi ibret almazlar gibi birçok yerde aklın önemi vurgulanır. İşte yokluklar içinde en önemli olanı aklın yokluğudur. Günümüzde insanlar fiks davranış şekilleri ile eğitilirler. Bu eğitimin en kolay şeklidir. Öğretimde ise insanların sahip oldukları akli melekeleri pasif halden aktif hale getirilerek karşılaşacakları problemleri çözebilmeleri amaçlanır. Burada önemli olan beyni taşımaktan ziyade kullanabilmektir.
İkinci yokluk olarak dini inancın yokluğunu sayabiliriz. Manevi duyguları yeterince gelişmemiş olan insanlar her şeyi maddede aramaya başlar. Her şeyi maddede arayan gözler, gerçekte kördür, göremez. Semavi olan ve olmayan bütün dinlerin temelinde insanların biri birlerinin mallarına, canlarına, eş ve çocuklarına zarar vermeden mutlu yaşama esası vardır. Dini inanç olgunluğuna erişen insanlar ellerindeki fırsatları ve imkanları kötüye kullanamazlar. Yaptıkları her işte Toplum menfaatlerini ön planda tutarlar. Onlar atılan her yanlış adımın hesabının sorulacağını bilerek yaşarlar.
Üçüncü yokluk ahlakın yokluğudur. Ahlak dediğimiz olgu her toplumun kendine özgü olarak geliştirip uyguladığı bir çeşit sosyal yasadır. İşte bu ahlak yasasının temelinde de insanların biri birilerinin haklarına saygı göstererek mutlu yaşama prensibi vardır. Bu prensiplere uymayanlar toplum tarafından dışlanır. Bu da bir çeşit cezalandırmadır. Yokluğa ahlaki yönden baktığımızda da; ahlak olgunluğuna erişmeyen insanlar topluma ve bireylere zarar verir. Gerçek ahlak olgusuna erişmiş insanlar toplum tarafından yasaklanan ve yüz kızartan davranışlarda bulunamaz, bulunamaz.
Dördüncü yokluk ilmin ve bilginin yokluğudur. İlmin önemi kuranı kerimde de; Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ayetiyle vurgulanmıştır. Gerçek ilim sahipleri ilmi bilgilerini her zaman tolumun lehine kullanmışlardır. Günlük yaşantımızda kolaylıklar sağlayan tıp, mühendislik ve sosyal alanlardaki gelişmeler onların bilgi birikimlerinin eseri değimlidir. Onlar elbette ki insanlar için en hayırlı ve faydalı olanlardır. İlk insan ile bugünün insanını farklı kılanda ilim ve bilgi değimlidir.
Sıralamada son sırada yer alan ise maddenin ve paranın yokluğudur. Bu yokluğun en büyük sebebi de yukarıda saydığımız akılın, inancın, ahlakın ve ilmin yokluğudur. İşte asıl olması gereken bu değerlerden yoksun olan insanlar, birçok yanlışın ve kötülüğün olmasına sebep olarak kendine ve topluma zarar verirler.
Örnek olarak hırsızlığı ele alalım. Hırsızlık topluma ve bireylerine zarar veren bir fiildir. Doğru akıl olgusuna sahip bir insan Yapacağı işi akıl terazisine koyup tarttığında hırsızlığın hem topluma hem de kendine zarar vereceğini görür ve bundan vazgeçer. İşte burada insanı, yapacağı yanlışlardan ve kötülüklerden koruyacak olan onun aklıdır. Akılını rahmani yönde kullananlar güzel nimetlere erişirken, şeytani yönde kullananlarda bela ve musibetlere bulaşır. Yaratanda insanlara; doğrularla güzellikleri semavi olan kitaplar ve peygamberlerle bildirmiştir. Akabinde de onları davranışlarının sonuçlarından sorumlu tutarak akılları ile baş başa bırakmıştır.
Gerçek dini olguya sahip bir insan konuya dini açıdan baktığında hırsızlığın hem günah hem de yasak olduğunu bilir. Bir gün öleceğini ve ölümünden sonra; yaptığı güzelliklere karşılık cennete, yaptığı kötülüklere karşılık olarak ta cehenneme gideceğine inanan bir insan zaten ne hırsızlık ne de kötülük yapamaz. Burada insanın yapacağı yanlışı ve kötülüğü engelleyen içindeki ALLAH korkusu ve vicdanıdır. Günümüzde ALLAH korkusu olmayan insanların topluma verdiği zararlar sayılamayacak kadar çoğalmıştır.
İyi ahlak olgusuna sahip bir insan da konuya ahlaki açıdan baktığında hırsızlığın yüz kızartıcı bir suç olduğunu ve toplum tarafından hoş görülmediğini bilir. Hırsızlığın sadece toplum ile bireylere değil, kendisine ve ailesine de hırsız damgasını yapıştırarak zarar vereceğini görerek vazgeçer. Burada da insanı kötülük yapmaktan koruyan sosyal ahlakla kazanılan ar, haya, namus ve utanma duygusudur. İşte Günümüzde ahlaksızlık olarak nitelendirdiğimiz birçok davranışın ana sebeplerinden biride ar, haya, namus ve utanma gibi ahlaki kavramların azalması ve yok olmasıdır. Burada dikkat edilecek nokta; polis ile jandarma gibi kolluk kuvvetlerinden önce aklın, inancın ve ahlakın insanları kötü fiillerden koruyarak önlemesidir.
Konuya ilmi açıdan bakıldığı zaman; gerçek ilim sahibi olup ta topluma faydalı olmak isteyen bir insanın topluma ve bireylerine zarar vermesinin söz konusu olamayacağı açıkça görülür. İlim sahibi bir insanın ilminin maddi ve manevi getirileri zaten onu ihya etmeye yeter. İlim sahipleri sıradan olmadıkları için hırsızlık gibi kötü ve basit eğilimlere ihtiyaç duymazlar. Ülkemizin ve toplumun geri kalmasının ve dışa bağımlı olmasının en büyük sebebi gerçek ilim sahipleri ile bilgi birikiminin az olmasıdır. Var olan mevcut sistemde ilim sahiplerine verilmesi gereken değer verilmediğinden insanlar ilim ve bilgiden ziyade kısa yoldan köşe dönmeye yönelmiştir. Günümüzde güç artık bilgi sahibi olanındır. Zira dünya bilgi çağına girmiştir. Burada da insanı koruyan ilmi bilgisi ve beraberinde gelen ilmi gücüdür.
En son sırada sayacağımız maddesel ve parasal yokluk ise yukarıda saydığımız akıl, inanç, ahlak ve ilim gibi temel yoklukların sonucudur.
Yokluk konusunda tabii ki herkes benim gibi düşünmek zorunda değildir. Ama bu ülkenin ve insanlarının geleceği için ana yokluklardan arınmış her şeyi ile donanımlı bir nesil yetiştirmek zorunda olduğumuz açıkça görülmektedir. Günümüzde ülkenin ve insanlarının çektiği sıkıntıların sorumlusu yukarıda sayılan yoklukları göz ardı ederek donanımlı bir nesil yetiştirmeyen toplumu kolay yoldan köşe dönmeye yönlendirenlerdir.

27.02.2009.

27 Şubat 2009 6-7 dakika 2 denemesi var.
Yorumlar