George Perec’in Kayboluş Romanındaki Kayıp ‘E’ Harfi ve Lipogram Tekniği Üzerine

George Perec’in Kayboluş Romanındaki Kayıp ‘E’ Harfi ve Lipogram Tekniği Üzerine

İlk defa M. Ö. 538 yılında, içinde hiç ‘s’ harfi geçmeyen şiirler yazan Yunan şair Lasus’un oluşturmuş olduğu bu akım, günümüze değin pek çok farklı alana sıçrayacak devam etmiştir. Daha çok Amerikalı yazar Ernest Vincent Wright sayesinde duyulmaya başlayan lipogram tekniği, 1939 tarihinde Gatsby romanı ile beraber sanatseverlere kendini göstermiştir. En basit tabir ile kelime cambazlığına, hatta cümleler ile cirit atmaya yakıştırılan bu tabir; bir edebi eserin içerisinde, alfabenin en çok kullanılan harflerinden bir tanesinin yer almamasına deniyor.

Genellikle bir diğer Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby) isimli romanı ile karıştırılan Gatsby; Fitzgerald’ın romanının aksine hiç ‘e’ harfi barındırmamaktadır. Hatta zaten Gatsby’nin içeriği dışındaki bir başka iddiası da elli bin kelime içinde ‘e’ harfinden tamamen yoksun bir edebi eser olmasıdır. Ancak Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby eserine baktığımızda, kitabın yalnızca ismi ve daha ilk cümlesi itibariyle 16 kez ‘e’ harfi kullanıldığını görüyoruz. 

Ernest Vincent Wright’ın yine aynı isimle Gatsby olarak dilimize çevrilen eserinde neden böyle bir tekniğe ihtiyaç duyduğunu yahut bunu farkında olmadan mı yapmış olduğunu bilmiyoruz. Ancak şu bir gerçek ki Wright’ın bilerek ya da bilmeyerek gerçekleştirmiş olduğu bu deneysel maharet, ileriki yıllarda pek çok sanat dalına ve farklı disipline sıçrayıp boy gösterdi.

Farklı Sanat Akımları Üzerinde Lipogram Tekniğinin Etkisi

Örnek vermek gerekirse edebiyat dışında lipogram tekniğini geniş kitlelere ulaştırmayı başaran bir diğer tür müziktir. Özellikle de klasik müzik türü kapsamı altında bu gibi deneysel çalışmalar yapmaktan arzu duyan kimi besteciler, eserlerinde hiç ‘do’ notasını kullanmadan ya da hiç ‘re’ notasını kullanmadan beste icra ederler. Aslında bir nevi ustalığını ortaya dökme olarak da bakılabilecek bu teknik, uzaktan bakıldığı zaman manasız ya da içi boş gibi görülse de eğlenceli unsurlarının yanı sıra bazı sanatçılar için kendini ispat etme unsuru olarak da sayılmaktadır. 

Müziğin yanı sıra daha pek çok sanat akımında karşımıza çıkan lipogramın bir diğer dikkat çeken yuvası da tiyatrodur elbette. Tiyatroda lipogram tekniği kullanılmasının zorluğu da şudur ki; yazılmış oyun metninde bir harfin hiç kullanılmaması bir şekilde sağlanabilir ancak olay yalnızca orada bitmez. Oyun sahnelenirken de o yasaklı harfin hiç kullanılmamasına oldukça dikkat edilmesi gerekmektedir. Özellikle de doğaçlama sahneleri lipogramın tiyatrodaki yansıması için bir tehlike unsurudur.

Bunun yanı sıra çeşitli senaryolarda ve sinema filmlerinde de lipogram tekniğinin kullanıldığını görüyoruz fakat ne yazık ki çok deneysel nitelikte kalan bu filmler, beklenilen başarıyı gösterememiştir. 

Lipogram Tekniğinin En Büyük Temsilcisi: George Perec’in Kayboluş’u

Herhalde birçok insana göre lipogram tekniği bir eser ile özdeşleşecek olsa, bu hiç şüphesiz George Perec’in La Disparition, yani dilimize Kayboluş ismi ile kazandırılan romanı olurdu.

Anton Voyl isimli kahramanımızın kayboluşunu polisiye bir kurgu ile okuyuculara aktaran Perec, büyüleyici bir şekilde 352 sayfalık bu romanında ‘e’ harfini hiç ama hiç kullanmaması ile dikkatleri üzerine çekiyor. Hatta işin ilginç yanı romanın diğer dillere çevirilerinde de hiç ‘e’ harfi geçmiyor. İngilizce, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Felemenkçe, Rusça, Hırvatça, Sırpça, Japonca gibi dillere orijinal haline sadık bir halde çevrilen eseri dilimize kazandıran Cemal Yardımcı, çeviri esnasında yaşadığı zorlukları şu şekilde ifade ediyor:

“Fransızca’da e harfi kullanmamaya karar verdiğinizde kelime hazineniz yüzde 30-40 oranında daralıyor. Türkçe’de ise bu oran dörtte bire iniyor. ‘Sen, ben, ve, -ken’ gibi kelime ve ekleri kullanamamak insanı bir hayli zorluyor.”

Ayrıca günümüzde lipogram tekniğinin Perec ile özdeşleşmiş olmasının bir başka sebebi daha vardır. Çeşitli rivayetler doğrultusunda George Perec bu tekniği maharetini göstermek ve kendini ispatlamak adına değil, bir mantık doğrultusunda yazmıştır. İddialara göre romanda kayıp olan ‘e’ harfi; Perec’in Fransız işbirlikçiler tarafından Nazilere teslim edilen annesini sembolize etmektedir. Perec’in annesi Nazilere ait bir toplama kampında hayatını kaybetmiştir.

Ülkemizde Yazılan Lipogramlar 

Lipogram tekniğine karşı ilgi besleyenler için bu akımın Türk temsilcilerinden de birkaç isim saymakta yarar var. Altar Kaplan’ın geçtiğimiz yıllarda çıkan Aloda kitabı, lipogramın başarılı temsillerinden bir tanesidir. Kitap alfabedeki harf sayısı kadar, yani 29 adet bölümden oluşmadır. Alfabemizin 18. harfi olan ‘o’, kitapta asla geçmemekle birlikte kitabın 18. bölümü atlanmış ve kitapta 18. sayfa boş bırakılmıştır.  

Ersin Tezcan’ın kaleme aldığı E’siz Potkal romanı da içinde hiç ‘e’ harfi barındırmaması ile dikkat çeken yerli lipogram örneklerinden bir tanesidir. E’siz Potkal, iddiasına ironik bir biçimde E Yayınları tarafından basılmıştır.

Henüz bu kadar çeşitlendirebileceğimiz lipogram örnekleri, dünyada olduğu gibi ülkemizde de az sayıda ürün vermiştir. Ancak lipogramın bir diğer alametifarikası da yeni bir dile çevrilen her lipogramın yeni baştan yazılan bir eser olduğu gerçeğidir. Çünkü lipogram çevirilerinde, çevirmene her zamankinden daha çok iş düşüyor ve bize çevirmenliğin yalnızca bir zanaat olmadığını da ispatlıyor.


Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış