Alesa İçin 2
XII
Yüzüm, ellerim kırışmış, saçlarıma sanki karlar yağmıştı... Aman tanrım, dışarı çıkmayalı ne kadar olmuştu, nasıl da özlemişim o bankları, kuş seslerini. Fark etmeden zaman da beni çalmış; Alesa'mı çalmıştı benden, güzel karımı. Her hafta beni ziyarete gelen Alesa, 10 yıl önce ziyaret etmeyi bırakmıştı. Hayır, bıktığından değil. O güzelim karım ölmüştü.
Mezarına gidiyorum onun, güzel karımın göz yaşlarımın beni esir ettiği mezarına.
XIII
Alesa'nın yanına idamdan kıl payı kurtulan ve cinayetten hapiste tam 45 sene yatmış Süleymanov'la gittim. Hapishanedeyken bana çok yardımı olmuştu, bir çerçevesi kırık gözlüğü, elinde kakmalı bastonuyla iri yarı cüssesiyle bir Gagavuz'du Süleymanov ayrıca eski bir piyadeydi. Ben orada Alesa için ağlarken, o tam 45 senenin acısını çıkarmaya çalışırcasına papatyaları kokluyordu mezarlığın bahçesindeki. Süleymanov'a dönüp, bahsettiğim Irankov için 25 sene daha yatmaya hazırım diye sayıklıyordum her damlası yere düştüğünde gözlerimin.
IXX
Süleymanov'un gidecek bir yeri yoktu, bu yüzden onu kendi evimde misafir edecektim. İyi bir insandı, o da bir katildi benim gibi, o da pişman değildi. Şehre vardığımızda, çok büyük değişiklikler olmuştu, belediye reisi değişmiş, orman bile piknik alanına dönmüştü. Biraz daha yaşanılası bir yer olmuştu şehir, ama meyhanenin sahibi Godox da bu diyardan ayrılmıştı. Meyhane de farklı kültürlerin etkisiyle zaten gazino olmuştu.
Örümcek ağıyla kaplanmış evime bakıp bakıp 'o 25 senenin sanatı bu mu?' diye sorguluyordum hep. Evet, evim de ben de bu sanatla süslenmiştik. Artık ben, o ben değilim. Süleymanov'u kanepeye oturttuktan sonra evi biraz süpürdüm toparladım eskisi gibi oldu evim ama Süleymanov'a bir şey ikram edememiştim. Son paramla köşedeki bakkaldan yarım kilo çay aldım. Bundan sonra yeni bir hayatım vardı, kısa süreliydi, hala intikam ateşim vardı ama çalışmam lazımdı. Süleymanov çalışmak istese de onun iri yarı ama titrek bedeni izin vermiyordu çalışmasına o da herhalde yarım yamalak okumasıyla günlük gazeteleri okurdu benim çalıştığım zamanlarda.
Sabah olduğunda, önceden çalıştığım şantiyeye gittim. Vaziyeti onlara anlattım. Hapisten yeni çıkan birini kabul etmeleri onlar için zor olacaktı, ama kabul edildim. Hemen işe başladım, akşam eve döndüğümde Süleymanov ellerimde kese kağıtları ve çamurlu kıyafetlerimi gördüğünde yanlış bir iş yapmış olduğumdan korktu ama sonunda tebessümümden anladı çalışmaya başladığımı. Artık Süleymanov'la karnımız doyacaktı.
XX
Her sabah şantiyeye giderken yine de Irankov'u soruyordum gördüklerime, çalışanlara da soruyordum. Ona olan nefretim geçmeyecekti. Kimse onun ne yaptığını bilmiyordu o günden sonra. Mesai bittiğinde yevmiyemi aldıktan sonra eski dostum şantiyedeki firmanın yeni patronuyla konuşuyorduk, evlerimiz aynı yoldaydı.
'Aşağılık Irankov'un nerede olduğu hakkında bilgin var mı ?'
'Bilmiyorum eski dostum, başına gelenlere çok üzüldüm.'
Eski püskü bir evin camından bakan yaşlı bir kadın konuşmamızı duymuş ki 'Moskova'da pantomim yapıyor o şerefsiz!' dedi. Irankov artık ölmüştü.
XXI
Irankov'un peşine düşecektim, kararlıydım. Süleymanov'a bunu anlatamazdım. O asla tekrar katil olmama izin vermezdi, ama ona Moskova'da daha iyi bir iş bulduğumu söyledim. Ertesi gün yola çıkacaktık. Bu acele onda şüphe uyandırmıştı belli ki, o her zaman olduğundan daha yavaştı bugün. Sabah olduğunda, şantiyeye haber bile veremeden tren garındaydık, Moskova'ya bir adım daha yaklaşmıştım. Irankov bekle beni.
XXII
Moskova'ya vardığımızda Süleymanov'la beraber dökük bir motelde kaldık. Ertesi gün ona anlattığım o daha iyi işi(!) bulmalıydım. Uyandığımda, kahvaltı bile yapmaya fırsatım olmadan iş aramaya başladım. Sabahtan akşama kadar ayaklarıma kara sular inse de, oradaki bir şantiyede günlük 25 Rus lirası olan bir iş buldum. Motele girdiğimde parasını ödememi istediler, fakat bir hafta sonra ödeyeceğimi söyledim, anlayış gösterdiler. Süleymanov motelde keyfine bakıyordu ben geldiğimde, orada kendine bir arkadaş bulmuş onunla muhabbet ediyordu, savaş yıllarından bahsediyorlardı. Gülümseyerek oturdum yanlarına, Süleymanov'la onun muhabbetine katıldım ben de. Hapishane yıllarından söz etmiyorduk bile.
Sabah olduğunda yeni işime doğru yürüdüm. Standartları gerçekten eskisinden daha iyiydi. Ayrıca parası da iyiydi. Eskisi kadar yorulmuyordum da. Yemekler lapadan ibaret değildi, mis gibi yemekler vardı. Keşke intikam hırsım olmasaydı dedim içimden, ama Irankov ölmeliydi. Mesai bitiminde bir meydana Irankov'u aramaya gittim. Orada bir pantomimci vardı, bu o olmalıydı. Onu bu kadar kolay bulacağımı hiç düşünmemiştim. Yanına yaklaştığımda, onun o olmadığını anladım.
'Merhaba'
'Hey, Merhaba işçi'
'Burada başka pantomim yapan biri var mı?'
'Hemen ikiyüz elli metre ötede, Irankov adında biri.'
'Şerefsiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiz' diye bağırarak Irankov'un yanına gittim. Oradaydı, karşımda ta kendisi. Beni de tanıdı üstelik. Bakışları korkak bir köpek gibiydi.
XXIII
Yanımda hiçbir silah yoktu. Zaten olsa da onu meydanda öldüremezdim. Ne yapmalıyım, onu kaybedemem. Irankov'un yanına gittiğimde apar topar eşyalarını topladı ve kaçmaya yeltendi. Irankov'u bugün öldürmeliydim. Yoksa bir daha bulamazdım onu. Saçından tuttum, 'Allah'ın belası, şimdi ne yapacaksın?' diyerek onu yere oturttum. Hiç konuşmasına fırsat vermeden, var gücümle, tüm gücümle, sanki bir fili havaya kaldıracak bir kuvvetim varmış gibi Irankov'un o leş kafasını merdiven kenarına vurmaya başladım. Her vuruşumda, daha da nefret ediyorum ondan, daha da iğreniyorum. Artık Irankov'a öyle bir nefretim olmuştu ki kafasını yere nasıl vurduğumu anlamadan, kafa tasını dağıtıvermişim. Oradan uzaklaşmam lazımdı, ama bununla kalmazdı. Cebinde ne kadar para varsa aldım ve koşa koşa motele gittim.
IXV
Süleymanov yüzümden ne yaptığımı anladı, bense ona parayı verip motelden ayrıldım. Koşuyordum ama nereye gidiyorum bilmiyorum. Meydandan geçtim Irankov'un o iğrenç cesedini gördüm. Uzaklaştıkça ben oradan, aklıma onun pislikleri geliyordu. Bir daha ve bir daha öldürmek istiyordum onu. Şehir polisleri peşime takılmıştır çoktan. Çünkü at arabalarıyla motele gittiklerini konuşuyordu yanımdan geçen ve olayı görmeyen herkes. Yakalanacağımı biliyordum, en fazla otuz yıl yatardım.
XV
Ama öyle olmadı, son dileğim. Alesa'nın mezarına her hafta çiçek konulmasıydı ve Süleymanov hakkında bilgi verilmesiydi. Seven ve intikamını almış biri olarak ölüyorum. Hepsi Alesa için.
