Amerikalı 20

Jandarmaların kendisini bir kayanın ardına attığını gördü.Kuzey istikametinden bir araba daha geliyordu.
-Anlaşılan buradan kurtulamayacağız,adamlara takviye geliyor.
Başını kayanın kenarından kaldırıp baktı,adamlar mermi olup yağıyorlardı.Aralarında otuz metre ancak vardı.Bir ara Edip'e ateşi kesmelerini söyledi.Bir an için sessizlik oldu.Yanlarına doğru gelmekte olan arabanın tozları savurarak durduğunu gördü.İçinden çıkanlar da kamyo -nete ateş ediyordu. Aralıksız ateş eden bir makineli tabanca sesi.Suat yeniden ateş emri verdi. Kamyonetli grup iki ateş arasında kalıp sıkışmıştı.Dört eşkıya kamyonete bindi.Araç patinaj yaparak kalkış yaptı.Edip giden kamyonetin ardından son kez doğrultarak atış yaptı.Kuvvetli bir feryat kapladı tüm mezarlığı.Arkadaki hayvanlardan birisi vurulmuştu. Havada kavis çizerek yola düştü.Kamyonet önce duraksadı,ardından tam gaz kaçmaya devam etti. Karan- lıktaki karartı feryat ediyordu.Yattığı yerde çırpınan bedenin yanına gitmek üzere ayağa kalktı.O ara Niyazi'nin sesini duydu.
-Suat Suat...iyi misiniz?
Suat şaşırmıştı.
-Sen nereden bildin dostum burada olduğumuzu?
-İstihbaratçı değil miyiz dostum.Bırak ta o kadar olsun.
-O silah neydi ya ne vardı senin elinde?
-Uzi.
-Aman ya Rabbi o mu bu kadar cayırtı koparıyordu.
-Ben bunu bagajımda özel kutlamalarım için saklıyordum.Mehmetçiklere bir şey olmadı değil mi?
-Sanmıyorum.Edip neredesin?
-Buradayım komutanım.
-Mehmetçikler nerede Edip?
-Buradalar yanımdalar.
-İyi misiniz?
-İyiyiz komutanım.
-Hadi gelin buraya,senin gelmen bizi kurtardı Niyazi.Yoksa burada acayip bir muharebe olacaktı.
-Yok canım sen de abartma,yürü şu lavuğa bakalım.
Yürüyerek vurulan adamın başına geldiler.Suat adamın üstüne çıktı.Ayakları ile adamı eziyor- du. Adam can acısından feryat ediyor ortalığı birbirine katıyordu.Suat o bağırdıkça adamı daha çok eziyordu,yarasına basıyordu.
-Kimsin ulan sen.Necisin,nereden çıktın da geldin.Nesin oğlum sen.Azrail mi oldun?Canımı mı almaya geldin?Hadi al bakalım alabilecek misin?.Al...al...al... Adamın üstünde zıplamaya başlamıştı.Niyazi kolundan tuttu.
-Yeter öldüreceksin.
-Ölsün bana ne?
-Tamam ölsün de bize kim olduğunu ve ne istediğini söylesin ondan sonra.
Suat biraz sakinleşmişti.Adamın üstünden indi,alçak bir ses tonuyla sordu.
-Kimsin ulan sen?
Adamın ağzından köpükler çıkıyordu.Mermi sol omzundan girmişti.Yarası kötü görünüyordu.Boynuna takılı seyyar dipçikli AK-47 tüfek adamın altında kalmıştı.Edip uzandı, tüfeği adamın boynundan sıyırdı aldı.Suat halen adamı tartaklıyordu.
-Konuş ulan.Konuşsana şerefsiz.
Adam ağrı şokuna girdi ve titremeye başladı.Suat artık daha sakindi.Gitti arabasından ilk yardım setini çıkarttı,içinden çıkarttığı malzemeleri jandarmaların eline verirken bir yandan da 112 acil servisi arıyordu.Tentürdiyodu getirdi yaranın üstüne boca etti. Niyazi gülmeye başladı.
-O nasıl ilk yardım abi.
-Boş versene gebersin peze...nk.
Karanlıkta bile Suat'ın elinin ayağının titrediği görülüyordu.Niyazi eliyle Suat'ı durdurdu. Arabasında bekleyen bayana seslendi.
-Şevval hanım.
-Şevval'den ses çıkmıyordu.Arabasının yanına gitti.Koltuğun önündeki boşluğa saklanmış elleri kulaklarında kımıldamaksızın duruyordu.Eli ile dürteledi. Kadın yerinden doğruldu.
-Ne oldu bitti mi?
-Bitti çok oldu.
Şevval'ın korkudan beti benzi atmıştı.
-Şevval hanım yardımınıza ihtiyacımız var.
-Gene ne yapacağım?
-lk yardım...şu yerde yatan adama.
Şevval bastığı toprağa izinin çıkmasından korkarak ayak uçları ile yaralının yanına gitti. Adamın başına çöktü.
-Bunun acilen hastaneye gitmesi lazım,beş dakika içinde tıbbi bir müdahalede bulunulmazsa,ölmesi kaçınılmaz.Omzunun altından yara almış,buraya tampon yapmalıyız.Nabız da çok zayıf.
Suat elindeki sargı bezlerini bu ilk defa gördüğü kadına verdi.Gözleri ile Niyazi'ye bu kim dercesine baktı. Niyazi göz kırptı. Bu bahsettiği medyum olmalıydı.Yaralının yanından uzak -laştılar. Suat dayanamadı sordu.
-Kim bu hoş hanım?
-Sana bahsettiğim medyum.
-O mu bildi bizim burada olduğumuzu?
-Hayır senin eleman Erkan söyledi
-Hadi ya rüyasında mı görmüş.
Gülmeye başladılar.Şevval yaralının başından bağırıyordu.
-Telefonu çalıyor.
Suat koşarak yaralının başına geldi.Kan içinde kalmış telefonu aldı,açtı,konuşmadan dinledi.
Karşıdaki ses Rüstem,diye bağırıyordu.
Suat dayanamadı.
-Sıra sana da gelecek oros...u çocuğu.
Tak diyerek telefon suratına kapandı.
-Hepinizin defterini düreceğim lan Allahsızlar.
Niyazi kendi kendine söylendi.
-İz bırakıyorlar,bu telefon bizi sizlere götürecek.
Ambulansın sesi uzaklardan yankılanarak geliyordu.Telefonu arabasından çıkarttığı poşetin içine koydu.Yaralının üstüne çömeldi,ceplerini karıştırmaya başladı.Kayda değer hiçbir şey yoktu.Ne bir cüzdan ne bir adres defteri...Kimliksiz bir şahsiyet.Gelen ambulans ekibi ilk yardımı yaptılar.Apar topar arabaya koydular.Suat iki cevval jandarmayı da yaralının yanına yerleştirdi.Ambulans yine geldiği yoldan cıyaklayarak uzaklaştı.Ortalık yeniden sessizliğe gömülmüştü.Suat'ın telefonu çaldı.Kısa bir konuşma yaptı.Niyazi meraklanmıştı.
-Kim o?
-Karakoldan arıyorlar,diğer karakollardan gelen takviye kuvvetler karakola gelmişler.
-Sen ne dedin?
-Yarısını buraya çağırdım,diğer yarısını da yol boyunca Yıldız* yaptırıyorum.Şu kamyoneti arattırıyorum bakalım bulabilecekler mi.Niyazi adamlar buraya beni öldürmeye gelmişler.
-Seni neden öldürmek istesinler ki?
-Arka cebinde sokulu mektubu çıkarttı.Niyazi'ye uzattı.Niyazi mektubu cep telefonunun ışığında okudu.
-Şu sendeki otuz bin dolardan mı bahsediyorlar.
-Tişörtünün içindeki sahte para destesini çıkarttı,eli ile salladı.
-Bu paranın kerameti nedir öğrenemedik.
Komşu karakola ait Land-Rover ,asayiş lambalarını yakmış bulundukları yere doğru geliyor -du. Genç bir astsubay arabadan indi.Suat başçavuşun yanına geldi.
-Komutanım geçmiş olsun.
-Sağolun sizde hoş geldiniz.
-Ne yapmamızı emredersiniz.
-Sabaha bir şey kalmadı,buranın emniyetini alın,olay yeri inceleme ekibini bekleyelim.
-Siz hiç merak etmeyin.
Arabadan inen jandarma erleri etrafa koşarak çevre emniyetini alıyorlardı.Suat Niyazi'ye kaş işareti yaptı.
-Burada işimiz kalmadı hadi karakola gidelim de bir durum değerlendirmesi yapalım
İki araba peş peşe karakolun bahçesine girdiler.Yorgun nöbetçiler baygın gözlerle bakıyorlardı.Jandarmalar sabahtan beri oradan oraya koşmaktan bitap düşmüşlerdi.Zaten bir karakolun kadrosu ne kadardı ki.On beş bilemedin yirmi kişi..Hepsi de sabahın ilk ışıkların- dan beri olan olayların şaşkınlığı içindeydiler.Memleketlerinde böyle olaylara şahit olmadık- larına hatta duymadıklarına yemin edebilirdi Suat.Hepsi de genç yirmi yaşında civan gibi deli- kanlılar. Ömürlerinin en akışkan en deli çağlarında vatan borcu ödemekteydiler. Anneler, babalar evlatlarını kendisine emanet ediyorlardı.Bunun vebali bilene çok ağırdı.İçeri girer- ken Pötürge'li Mehmet'e seslendi.
-Mehmet nasılsın iyi misin?
-Sağolun komutanım.
-Yorgun musun?
-Hayır değilim komutanım.
-Sen çok yaşa Mehmet.
İçeri girerken sırtını sıvazladı.Suat önde Şevval ortada Niyazi ile Edip arkada odaya girdiler.
Odaya girdiler her biri bir koltuğa yığıldı.
-Edip o ne atıştı ya helal olsun iyi vurdun adamı.Ama sizin için çok korktum.
-Neden komutanım?
-Araba doğrudan hedef.Allah'tan tam zamanında kendinizi kenara attınız.
-Valla öyle.Zaten bizim arabada olduğumuzu önceden anlasalardı yanmıştık.
-Öyle bu herifler benim varlığımdan ciddi olarak rahatsızlar ve beni ortadan kaldırmak istiyor lar. Bunu da dolaysız direk söylediler işte .
Niyazi oturduğu koltuktan doğruldu.
-Dostum bence bunlar hem paranın peşinde hem de senden kurtulmak istiyorlar
-Demek ki doğru yoldayız.
-Ayrıca elimizde bir zanlı var,şayet ölmezse.
-Ölsün ...varsın ölsün.
Vurulan adamın cep telefonunun masanın üstüne koydu. Nokia marka telefonun rehberini açtı.Pek çok numara kayıtlıydı.Sesli okumaya başladı.
-Ali abi,Berrin,Büyük A,Bahattin. Bak pek çok adamın numarası var burada..
-Bu çok iyi oldu,bunun bir listesini çıkartmak lazım.
Suat dahili telefonu kaldırdı.Komşu karakoldan takviye gelen ekibin başındaki görevliyi çağırttı.Uzun boylu esmer uzman çavuş kapıda belirdi.
-Beni çağırmışsınız komutanım.
-Evet hoş geldin.Şu telefonu görüyor musun?
Kan içindeki telefonu gösterdi.
-Bu telefonun içindeki tüm numaraları istiyorum,numaralar çıktıktan sonra ayrıntısına gir,adreslerini bul,bulabilirsen kimlik bilgilerini,hatta ve hatta sabıka kayıtlarını bul.Bu telefonun numarasını bul,kimin adına kayıtlı,faturasını kim öder?Bul oğlu bul ne bulabilirsen bul.Senin işin bu anlaştık mı?
-Anlaştık komutanım.
Uzman çavuş telefonu aldı yan odaya geçti.
-Evet arkadaşlar şimdi bu telefonun sonuçlarını bekleyeceğiz.
Aklına köşede bilgisayar ile çalışan Bülent geldi.
-Bülent ne yaptın?
-Çalışıyorum ama maalesef bir şey yok komutanım.
-Herhalde bir şey bulamayacağız.Niyazi!.Beni hanımefendi ile tanıştırmayacak mısın?
-Ah ne kadar görgüsüzüm değil mi,affedersiniz insan adam öldürürken biraz düşüncesiz oluyor.Şevval hanım, arkadaşım karakol komutanı Suat başçavuş.Suat ,Şevval hanımda sana sözünü ettiğim parapsikolojist.
-Memnun oldum hanımefendi.
Şaşkın gözlerle etrafını inceleyen Şevval gülümsemeye çalıştı.
-Ben de memnun oldum.
-Sizinle böyle bir hengame içinde tanışmak istemezdik ama...kusura bakmayın,kasabamız her zaman böyle değildir.
-Teksas gibi.
-Evet Teksas gibi ,ama inanın nadiren böyledir.
-Anlıyorum.
-Niyazi nereden bildiniz benim mezarlıkta çatışmaya girdiğimi?
-Dedim ya Erkan söyledi.
-Nasıl olur ya imkansız bir şey bu.
-Ben susayım Şevval konuşsun.
Şevval olur anlamında başını salladı.
-Olur Suat bey.
-Nasıl oluyor?
-Bu Erkan'ın yaşamış olduğu bir nevi parapsikolojik olgu yani psi fenomen.ESP ile karşı karşıyayız.
-Ne demek o ESP?
-Extra Sensory Perception. Bedenin bilinen algılama duyularını kullanmadan ve bilimsel karışmalara bağlı olmadan insani bilgilendirme yeteneği diyebiliriz.Burada Erkan'a da olan bu ' GERÇEĞE YÖNELİK RÜYA' olgusunu yaşıyor.
-Her insanda olur mu bu?
-Aslında olur ama kimse aldırış etmez bu rüya der geçiştirir,farkına varabilmek çok zordur
-Erkan'da böyle bir durumda mı yani?
-Kesinlikle.
-Peki siz bu durumlarda ne yaparsınız?
-Bizler bu gibi durumlarda halen kesin konuşabilecek yeterlilikte değiliz.Bütün yapabil- diğimiz onların içinden geçtikleri, yaşadıkları bu ortamı hazmetmelerine yardımcı olmak ve durumları itibarı ile bulguları kendilerine anlatmaya çalışmaktır.
-Şimdi yapmanız gereken bütün bu olanları doğru okumak.
-Evet aynen öyle.Az evvel yaşadığınız bu korkunç olay onun belleğinde yaşandı ve bize yansıtıldı,böylece de hayatınız kurtuldu.
-Tam olarak konuştunuz mu bu bizim oğlanla,başka neler söylüyor.Farkında olanlar ya da bilinçli olmak falan demedi mi?
-Hepsi aynı kapıya çıkıyor.ESP.
-Hayatta böyle bir şey ne duydum ne de gördüm.İnsan yaşadıkça nelerle karşılaşıyor.
-Bu bir bilim dalı Suat bey.Adı da parapsikoloji
-Valla böyle şeylere bizim aklımız ermez.Bize somut şeyler lazım,elle tutulur gözle görülür şeyler.
-Anlıyorum ama bu iş böyle işte.Benim Antalya'da ofisim var,bu insanlara psikolojik destek sağlıyorum,ayrıca araştırma yapıyorum.
-Bu olay tam sizlik desenize.
-Evet üstünde araştırma değer bir mevzuu.
-Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz.?
--Müsaadeniz olursa birkaç saat Erkan'ın yanında kalmak ve verileri inceleyip değerlendirmek yorumlamak istiyorum.
-Olur olur bence mahsuru yok.Ama saat çok geç oldu.
-Olsun Niyazi bey beni götürür.
-Tabi götürürüm hadi oyalanmayalım o zaman.
Suat ayağa kalktı.
-Bende geleyim sizinle şu yaralının durumuna bakayım
Üçü de ayağa kalktı.Edip karakolda kalmıştı.Niyazi'nin arabasına doluştular.Hastanenin önüne geldiklerinde bir koşuşturma bir telaş daha girişten itibaren kendini gösteriyordu.Suat kolundan yakaladığı hastabakıcıya sordu.
-Ne oluyor?
-Kan lazım.
-Ne kanı.
Hastabakıcı şaşırmıştı.
-İnsan kanı.
-Grubunu sorduk be adam.
-O Rh+
Hastabakıcı kolunu kurtardı.Ambulansa doğru koştu.Ambulans bahçeden dışarı fırladı.Suat döndü, Niyazi'ye baktı
-Kesin bu vurulana lazımdır.Vereyim mi ne dersin?
Niyazi şaşırmış görünüyordu.
-Tutuyor mu kan?
-Evet.
-Ver o zaman çünkü yaşaması lazım.
-İyi hadi verelim,yalnız ben iğneden korkarım ha yanımda dur.
Niyazi kahkahalarla gülmeye başladı.
-Tamam dururum hadi gel. Ya mermiden korkmayan adam iğneden korkar mı ya..
Alt kata müdahale odasına indiler.Suat bir yandan konuşuyor bir yandan da kolunu sıyırıyordu.
-Bak kanımı helal etmiyorum ona göre.
-Bana ne uyanınca kendin söylersin
Niyazi halen gülmekteydi.Şevval yukarıda Erkan'ın yanında kalmıştı.Suat kanı verdi,sapsarı bir suratla koridora çıktı.
-Bu ne kardeşim utanmasalar koluma pipet takıp kanımı damacanaya dolduracaklardı.Vicdansızlar ,zalimler....Hadi gidelim.
-Nereye?
-Şu yaralının yanına.
-Ameliyataymış göremeyiz.
-O zaman Erdoğan'ın yanına gidelim.
-Haklısın bakalım ne yaptı?
-Üst kata çıktılar.Şevval Erkan'ın başındaydı.Niyazi sordu.
-Uyuyor mu?
-Evet ama sanki burada değil.
arkası yarın....

11 Mart 2010 12-13 dakika 39 öyküsü var.
Yorumlar