Atasözlerimiz ve Bir Anı: Camış mı?

                O gün yorgun argın eve dönmüştüm… Büyüklerimiz : “Evin yolu kısa olur” derler. Gerçekten de kısa sürmüş gibiydi. “Bir koltuğa iki karpuz sığmazmış” ancak ; Elim kolum kitaplarla 6-7 tane kitap ile doluydu-böylece Karşıyaka ‘dan sıklıkla eve gelirim- ve onları okumak heyecanıyla dopdolu akşamı ettim.2 günde 2 kitap okumuştum ve bu bana çok iyi geliyordu.

                Rutin okula gidip gelmeler sırasında yakınım , kısa süren araba yolculuğumuzda ,bir konu açtı -hem de sayılıdır bu mevzuu aramızda-…Konu “yeni aldığım kitaplar” ile ilgiliydi.

              Temel olarak pek gırgır  tarzı kitapları okumayan biriyim. Küçüklüğümde okuduğum olmuştur gayri ihtiyari…

             Neyse asıl konumuza dönelim:

            Bana, ne okuduğumu sorduğunda tam anlatacaktım ki hevesim kursağımda kaldı.

Yakınım :

- Yahu o ne ile ilgili bir kitap? Diye sordu.

- Hangisinden bahsediyorsun ? dedim.

- Hani kapağı farklı, ismi camış mı ne , bilemedim.

- Okuduğum kitaplar arasında böyle isimde bir kitap yok; acaba bir dergide filan mı okudun ? deyip aldığım kitap isimlerini sıraladım. İkimiz de zihnimizi yoklasak da emin olamadık…Ben öyle bir kitap almadığımı söylememe karşın ikna edemedim. Derler ya atalarımız “sakalımız yok sözümüz geçmiyor” diye… bana atasözü etkisi yapan bir sözle de anlatabilirim durumu : “Anlattıklarınız ancak karşınızdakinin anlayabildiği kadardır” Demek ki anlatamamışım. İkna olmayınca eve gidince bakarız dedim.

-0-

Nihayet çalıştığım okuldan eve geldim. Bir şeyler atıştırıp yarım kalan bazı işlerle uğraştıktan sonra kitaplarımın dünyasında yüzmeye gidecektim ki yakınım :

- Hah ! işte o ! camış ! mıdır nedir? Dedi.

Meğer Albert Camus’ nün kitabından bahsediyormuş. Ne yapalım?

İşte böyle bir kitap ve öküzün altında buzağı arayan bir insan … Yahu okuyor hâlâ ısrar ediyor "camış" mı diye…. Ahhh! ama bir ayrıntıyı da belirtmem gerek…Kendisi  lisede yabancı dil olarak Fransızca okumuş. Belki ondan böyle anladı demek …Ben de tekeden süt çıkarmaya çalışıyorum galiba… Tevekkelli büyüklerimiz boşuna dememişler:

- “ Arife tarif gerekmez” diye…Sonunda tarif bende kaldı amma bu sefer de “anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” demem gerekti.

Hoş kim kimi anladı-anlamadı ? onun da kararını vermek size kaldı. Ne de olsa “davulun sesi uzaktan kulağa hoş gelirmiş.”

Hea 20.03.2019 SAAT: 02:00

Halide Edip Avcı

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış