Ben Bir Özgür Kuşum

Ben bir kuşum, masmavi gökyüzünde dolaşan, kısacık kanatlarını çırpıp bucak bucak ev arayan bir özgür kuşum. Sürüm ile dolaşırken kaybolmuştum. Daha küçüktüm ya nereye göç edeceğimizi bilmiyordum. Yorulmuştum. Başımı çevirdim aşağıya doğru. Çeşmeyi gördüm. "İnsan "denilen yaratıklar yoktu. Hemen çeşme başına gelip susuzluğumu giderdim. Sonra da yemyeşil ağaçların arasından süzülerek bir dala kondum. Çok uykum geliyordu. Konduğum ağacın kovuğuna girdim. Güvenliydi. Sürümden ayrı kaldığım için çok korkuyordum. Birden geçmişimi hatırladım. 


Annemin kanatları altında açmıştım gözlerimi.Babam ise ben ve kardeşlerim için solucan aramaya gitmişti. Günler hızla geçiyordu. Biz 3 sevimli kardeş artık yetişkin olmaya başlıyorduk. Diğer bir deyişle uçmaya hazırlanıyorduk. Annem 3'ümüzü alıp yüksek bir yere taşıdı. Sonra bizleri teker teker itmeye başladı. Önce en büyüğüm atladı. Vav! Uçmayı başarmıştı. Sonra ortancamiz atladı. O da başarmıştı. Ve sıra bana gelmişti. Korkmuyordum. Atladım ve "Ciiik! ".Off! Yere çakılmıştım. Abilerim uçmayı öğrendikten sonra bizden ayrıldılar. Ben ise uzun bir süre sonra öğrendim uçmayı. Çok yaralanmıştım. Ama olsun, her başarının arkasında bir başarısızlık yok muydu?  Neysee yeni yeni uçmaya başladığımda hiç arkadaşım yoktu . Taa ki bir dişi kuş ile tanışınca kadar. Artık hep onunla uçtum ve oyunlar oynadım. Annem çok uzaklaşmamızı istemezdi. Hayat güzel geçiyordu. Fakat bir gün kayalıklara oyun oynarken "İnsan " denilen yaratıklardan biri birbirimizden ayırmıştı. Arkadaşımı deliklerine çıkan bir cisim yere düşürmüştü.yanına uçtuğumda kan içindeydi. Anlamıştım. Biricik arkadaşım ölmüştü. Hani derler ya :"ya avlayan ya da avlanan ol." Biz kuşlar hep avlanan taraf olmuştuk. Nedeni nibble bilmiş değilim. 2 nedeni vardır aslında : Ya biz kuşlar çok güçsüzdük ya da insanlar kalpsiz yaratıklardı. Konuğumuz geldiğimde annem korktuğumu fark etmiş olacaktı ki ben hemen kanatları arasına aldı. Ben ise uzun süre ağladım...Ağladım...Ağladım...


Artık dışarıda fazla uçmuyordum. Ama "insan" denilen yaratıkların neden böyle kötü olduklarını da düşünmeden edemiyorum. Acaba hepsi mi kötüydü?  Her neyse , neticede hepsi aynı türdendi. Büyüklerinden duyduğuma göre bu insanlar, hayvanların hürriyetlerini ellerinden alıp kendileri için çalıştırıyorlarmış. Buz kuşları ise kafeler takip satıyorlarmış. Biz hayvanların adil evi doğadır. Bütün hayvanlar şu atasözünü iyi bilirler :"Ormanda aç dolaşan tilki , altın kafeste tok yatan aslandan daha mesuttur. " En garibi ise madem bu insanlar düşünebilen yaratıklar peki neden bu yaptıklarını düşünmüyorlar? 


Dünya da işe durum gittikçe kötüye gidiyordu. Arkadaşımı kaybettikten 1 hafta sonra büyük biresim kargaşa koptu . İnsanların deyişi ile "Savaş " patlak vermişti. Kendi öz yurdumuzda ayrılmamız gerekiyordu. Çünkü yangınlar çıkıyordu. Sürüm uzun ile göç etmek için havalanmıştık. Ben etrafa bakıyordum. Yıkılan binalar, ormandaki yangınlar, üst üste patlayan bombalar , Sokaklarda ağlasan çocuklar ve yerlerde parçalanmış "insan " cesetleri.  Filler dönüşürken karıncalar eziliyordu. Salt güç için neden kendi türlerine katliamlar yapıyorlar?  Savaşsız, kavgasız bir hayat süremezler mi ? Ben böyle dalınca geride kalmıştım. 

İşte! Benim hikayem böyle . Saklandığın konuttan çıktı gökyüzüne baktım. Evet! Sürüm oradaydı. Hemen onlara doğru havalandım. Annem beni görünce çok sevindi . Ve bir daha geri kalmamamı istedi. Neyse, okuduğunuz gibi "insan" denilen yaratıklar savaşmayı bırakan dek biz hayvanların yavaş yavaş yok olacağı aşikar. Herkesin yaşamaya hakkı vardır. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler vb. bütün canlılar. Keşke insanlar kendi elleri ile yönettikleri dünyaya bakıp ne kadar zarar verdiklerini görseler. Keşke...

Ben bir kuşum, masmavi gökyüzünde dolaşan, kısacık kanatlarını çırpıp bucak bucak ev arayan bir ÖZGÜR KUŞUM. 

25 Haziran 2020 3-4 dakika 2 öyküsü var.
Beğenenler (3)
Yorumlar (1)