Ben de ölüyüm Ilova
Her uyanışımda odanın karanlık bir köşesine atılmış gibi alçak bir hüzün oluyor içimde, içten içe parçalıyor beni. O anı unutamıyorum, zaten nasıl unutabilirim ki ? Bir şey eksik, eskisi gibi değilim. Kolu olmayan biriyim Ilova. Bir hiçim sanki.
Ilova, seninle olduğum o dakikalar ne kadar da mutluydum... Sanki ölümsüzmüşüm gibi geliyordu, o anların hiç bitmeyeceğine emindik ikimiz de. 87' Fleur Petrus ve iki kadehle açmıştık aşk orucumuzu, ah o günler... Şişenin altından bile bakınca bozulmayan fiziğin, ah o ince belin.. Hele sarı saçlarını tarayıp da gelişin vardı ya yanıma, hani o merkürün bile yanında sönük kalacağı dudakların... Geçmişin bir tek senli silüetini hatırlamak istiyorum, sadece senin olmanı istiyorum uyuyamadığım gecelerde... Zira katlanamıyorum bu acıya, her geçen gün daha da büyüyor içimde Ilova o kaza anı... Bir türlü alışamıyorum, kolumda yaşayan omuzlarının terk edişine...
Seninle beraber ben de bir ölüyüm artık sevgilim, hiç aklımdan çıkmıyor kokun. Nasıl da koşuyorduk oysa birbirimize o hasretlikle, iş seyahatimden döndüğümde. Ah Ilova, keşke sen de kalsaydın yanımda, fotoğraflarla... Ah, Ilova sen de bırakmasaydın beni yalnız, intikam mı aldın yoksa benden seninle birlikte ölmediğimi zannederek, Ilova ben de öldüm...
Ve keşke seni dinleseydim sevgilim, dinleseydim de duvarlara vurmasaydım başımı dinleseydim de kalbin tekrar atsaydı başımı yasladığım göğsünde, tekrar yaşasaydık o güzel zamanları... Şarabı, aşkı... O kaza hiç olmasaydı Ilova...
