Biz Günü
Biz Günü
Zayıf görüntülü bir erkek kurak bir arazide tek başına kalmış evinden çıkıp ileride kavuran güneşin altında zayıf güzel görünümlü ağaca giden yolda yürür.
Yol manzarasızdır. Erkeğin bakışları ağaca yöneliktir. Ağaca yaklaştıkça gözleri dolmaya başlar. Ağacın önüne geldiğinde ağlamaya başlar. Ağlar, ağlar, ağlar.
Akşam olmuştur. Evinde mutfaktadır. Musluk kırıktır. Bir kapta su vardır. O kaptan bardakla su alır çaydanlığa koyar.
Çaydanlığı ocağa yerleştirir, altını yakar. İçeri gider. Salonda pencerenin önünde oturur. Pencereden dışarı ağacın olduğu yöne bakar. Ay ışığının altında, zarif ağaç tüm güzellikleriyle görünür.
Pencerenin önünden kalkar. Mutfağa gider. Tepsinin içine iki bardak ve şeker kabı yerleştirir. Tepsiyi salona ortadaki sehpanın üzerine koyar. Mutfaktan çaydanlığı da getirip bırakır sehpanın üzerine.
Pencerenin önüne tekrar gider oturur ağaca bakar. Ağaca bakan ısrarlı gözleri görünür.
Pencereden baktığı ağaç yavaş, yavaş yaklaşmaya başlar.
Ağaç yaklaştıkça kadın şeklini alır. Güzel vücutlu çıplak bir kadındır son şekli.
Adamın bakışları pencereden kapıya yönelir.
Kapı açılır.
Kadın içeri girer.
Saçlarında ve vücudunun bazı bölgelerinde özde ağaç oluşunun izleri görünür.
Kapıyı kapatırken saçından bir yaprak düşer yere.
Erkeğin gözleri yere düşen yaprağa oradan kadının gözlerine kayar.
Telaşla kalkar yerinden kadının yanına gelir.
Oturması için yer gösterir.
- Üşümüşsündür, der.
İçeri başka bir odaya gider bir battaniye ile geri döner.
Kadın oturmuştur.
Uzatılan battaniyeyi öylesine atar omzuna.
Dolgun göğüsleri ve düzgün uzun bacakları kapanmaz. Biraz daha çekiştirir battaniyeyi.
- Açsındır, der kadına.
Sehpanın üzerine peynir ekmek getirirken, kadın battaniyeyi biraz daha çekiştirir. Göğüsleri kapanır.
Bakışları yumuşacıktır.
Adama bakar. Erkek sehpaya tabakları koyar. Birden durur kadına bakar. Yanına gider hemen oraya dizlerinin dibine oturur.
- Özledim seni, çok özledim, der.
Elleriyle kadınının ellerini tutar. Dudaklarına götürür öper.
- Bende seni der kadın. Boşta duran eliyle adamın saçını okşar.
- Ama daha çok gözyaşı dökmen gerek, der.
Adam öptüğü elden başını kaldırır ve mahzun bakar kadına.
Kadın;
- Biliyorsun bu mevsim çok kurak geçti.
- Biliyorum. Biliyorum yeter ki sen kuruma ben ağlarım, sularım seni gözyaşlarımla.
Bardağa çay koymaya uzanır. Çayı koyar.
Çay suyu da gözyaşlarımdan, biliyorum şehir suyuna alerjin var, zaten çokta pis.
Çayı uzatır.
Adam köşedeki teybe kaset koyar. Teybin yanındaki mumu yakar. Işığı söndürür. Kadının yanına gelir.
Kadın çayını içer, kenara koyar boş bardağı. Kadın ayağa kalkar. Battaniye yavaşça düşer. Erkekle kadın bir süre dans ederler.
Mum erir.
…
Sabah olur.
Erkek yatak odasında çift kişilik yatağında uyandığında yatakta ve yerde dökülmüş güzel yaprakları görür.
Boş çarşafı ve yaprakları okşar parmakları.
Pencereye yakın olan yatağından hafifçe doğrulur, dışarı bakar.
Ağaç orada eski yerinde zayıf, güzel görünümüyle tek başına durmaktadır.
Gülten Ağrıtmış // 7 Mart 1992 //
2011 - Biz Günü - Kısa Film Öyküsü
9. İKFD (İstanbul Kısa Film Derneği) Ulusal Kısa Film Festivali, En İyi Kısa Film Öykü Ödülü. 2011
