Denisa

Bugün; yağmur kokusu Beyoğlu'nda eski bir gramofonun en soğuk şarkılarını fısıldıyor vücuduma. Tir tir titriyorum sokağın bir ucunda, hayalini sarıp içime çekiyorum bir nefeste, işte o an sıcaklığını hissediyorum tüm hücrelerimde. Sen veya ben değil 'biz' oluyoruz, tüm hücrelerimde seni yaşarken arkadaş olduğumuz hissi hala bir babanın yetişkin oğluna tokadı gibi acı veriyor bana.

Caddenin kenarında kuruldum bir banka tıpkı bozuk bir saatmişim gibi sesim soluğum kesilmiş, biraz mağrur bir şekilde başımı eğip utangaç bir çocuk gibi seni düşünüyorum tabi. Yarım saat önce seni dolmuşuna bırakmama rağmen, "o da özlemiş midir ?" sorusuna net bir şekilde "hayır" diyor beynim, ama yüreğim...? Beynim tüm arkadaşça sırlarımızı, tüm arkadaşlık duygularımızı yeniden yaşatıyor bana, kalbim dayanmayacak gibi oluveriyor bir an, sonra ikna olup arkadaş olduğumuz yalanına inanıyor. Dürüst değilim bu konuda biliyorum, ama sen benimle küçücük tebessümler bile paylaşasın diye bu yalanı daha çok sürdürmem gerekecek ta ki kalbim tekrar inkar edesiye kadar, bir saat ustası gibi beni onarıncaya kadar sen.

Bu düşüncelere bir yabancı olarak o kadar alışmışım ki seninleyken, neredeyse aşık olduğuma inanacağım. Bu palavra(!) -dediğim- hissiyat beni en başından beri sürüklüyormuş ya, oradan oraya. Her sigaramı sardığımda sanki senmişsin gibi içime çekiyorum ya onu işte o zaman göğüs kafesim oracıkta parçalanacakmış da kalbim alnına konacakmış gibi geliyor. Keşke olsa, belki benim söyleyemediklerimi ondan anlarsın.. Belki de göremeyeceğim bir daha seni anladıklarından sonra , o zaman ne olacak, henüz bahçeden yeni toplanmış çilek gibi dudaklarına uzak mı kalacağım yoksa ?

Nahoş olasılıklar esir aldıkça ruhumu oturduğum yerden kalkıp, bir deliymişim gibi beş adım sağa, beş adım sola yürüyüp, sonra tekrar oturuyorum, tekrar kalkıyorum sağ ve sola... tam bir kısır döngü.. Tıpkı seni sevdiğimi kalbinin tüm odacıklarına nakşetmem kadar kısır. Alıyorum elime çantamı vazgeçerim diye bu sevdadan ve evime gitmek üzere yola koyuluyorum. Belediye henüz seferlere yeni başlamış ve otobüsler tıklım tıklım dolu, ben de ayakta, köşede bir yere sıkışıyorum. Tabii akıl edememişim ya gördüğüm herkes senmişsin meğer. "İnecek Vaaaar !" diye çağlıyorum, hıçkıra hıçkıra. O siyah montun, narin ellerin sanki benim ellerimde inerken çantam yerine.. Evime varıyorum 5-10 dakika seni düşündükten sonra.. Bir kadeh şarap eşliğinde elimde kalemimle tüm aklımı döküyorum satırlara, tüm yüreğimi sürüyorum aşk ekmeğinin üzerine, zira beğenemiyorum bir türlü hiçbir yazdığımı, hiçbir yazdığım sen gibi kokmuyor çünkü, derken uykuya dalıyorum..

Uyandığımda seni ne kadar çok sevdiğimi sana söyleyeceğime karar vereceğimi biliyordum..

Sevgilim, bunları sana 5 yıl önceden yazıyorum. Bugün evliliğimizin 4. yıl dönümü ve şu an iş seyehatinde olmayıp, keşke seninle birlikte bu güzel zamanımızda birlikte olabilseydik. Ayrıca, Çocuğumuzun o yumuşacık yanaklarından benim yerime de öp bol bol, ikinizi de çok seviyorum, Denisa.

19 Kasım 2010 3-4 dakika 4 öyküsü var.
Beğenenler (2)
Yorumlar (1)
  • 15 yıl önce

    güzel bir aşk :) çocuğunuzu eve döndüğünüzde bnm yerime de öperseniz sevinrim :)