Gizemli İstasyon 12

Gizemli İstasyon 12

Annesinin kolunda evine varan Süheyla, günün yorgunluğunu fark etmiş olacak ki kendini eskimiş sofanın üzerine öylece bırakıverdi. Bir ara gözlerini kapatıp dinlenmeye çalışsa da annesinin sesiyle birden irkildi;

- Beni geçiştirdiğini fark etmedim sanma Süheyla, ben arkadaşlarını tanırım işe yaramazların önde gidenleri, hepsinin de adını söylerdin ama bu farklı galiba sadece bir arkadaş diyerek geçiştirdiğine göre...

Gözlerini tavana diken Süheyla gün içinde yaşadıklarını geçirmeye başladı aklından. Bir güne o kadar çok şey sığdırmıştı ki aklına gelen her an yüzünde bir tebessüme neden oluyordu. Kızının bu değişik hallerini izleyen ayak ucundaki annesi de gülümseyerek;

- Bu sefer olacak galiba, hiç bu kadar sessiz kalmazdın sen, çorap söküğü gibi dökülürdün hemen.

"Öyle mi yapıyorum ben" dedi gözlerini kırpmadan tavanı izlerken.

- Ne halin varsa gör Süheyla, çok yorgunum yatıyorum ben. Sabah da beni kaldırma izinliyim yarın.

"Peki anne" diyerek el salladı ardından. Annesi de "Allah akıl fikir versin" diye söylenerek odasına geçti. Olanın bitenin farkındaydı ama Kerem gibi Süheyla da bu yaşadıklarına erkenden bir isim koymak istemiyordu, sonuçta karşısındaki kişinin hislerinden emin değildi. Yeniden gözlerini kapayan Süheyla yorgunluğun da tesiriyle uyumaya başladı. Kerem ise daha eve varamamış elleri ceplerinde hafiften ıslık çala çala gidiyordu. Evlerinin bulunduğu caddeye çıktığında karşıdan gelen bir çifte gözleri takılmıştı. El ele omuz omuza yürüyorlardı bom boş caddede. Tam yanlarından geçerken kendisiyle Süheyla'yı düşündü o vaziyette. Önce küçük bir tebessüm etti sonra kendine geldi adımlarını daha da hızlandırarak. İçinden, "Dur oğlum, ne bu acele, belki düşündüğün gibi olmayacak, hemen ne gelin güvey oluyorsun yüzüne iki gülümsedi diye. Çıkar aklından çabuk" diye söylendi eve kadar.

Ama içten içe de bugün yaşadıklarını düşünmüyor değildi Süheyla gibi. Eve vardığında anahtarıyla kapıya yeltendiği sırada annesi kapıyı açtı ve "Nerede kaldın oğlu, neredeyse uyuya kalıyordum" dedi gözlerini ovalayarak. Keremin yüzünde hafiften bir tebessüm. Ardından annesini öperek odasına doğru yürümeye başladı.

Pek aldırış etmediğine gören annesi Kerem'in ardından;

- Ben bu sahneyi bir yerden biliyorum, bak sakın boş heveslere kapılma Marmara çırası gibi yanarsın da dumanını gören olmaz.

- Yok anne, bir şey yok. Hadi iyi geceler...

Odasının kapısını kapattıktan sonra ışığı bile açmadan yatağına kendini bırakan Kerem, ellerini başının altında birleştirip odanın camından süzülen sokak lambasının ışığı eşliğinde bir süre tavanı izledi...

11 Nisan 2022 2-3 dakika 12 öyküsü var.
Yorumlar